“Yenikapı 12, Bir Zaman Kapsülü”

Begüm DEMİR

Yenikapı’daki kurtarma kazılarında ortaya çıkarılan ve simge haline gelmiş Yenikapı 12 Batığı, hakkında yazılan doktora tezinin ardından rekonstrüksiyonu yapılarak 2017 yılında denize indirilmişti. Yenikapı 12 rekonstrüksiyonu, Kasım ayından itibaren Koç Müzesi’nde sergilenip yaz aylarında tekrar denize indirilecek.

Yenikapı Batıkları’nın yapım teknolojisi üzerine çalışmalarını devam ettiren İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sualtı Kültür Kalıntılarını Koruma Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ufuk Kocabaş, projede gelinen noktayı ve Yenikapı 12 Batığı hakkındaki düşüncelerini İletim’e aktardı.

Hala devam eden Yenikapı Batıkları Projesi’nin uzun soluklu bir proje olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kocabaş, “2005 yılından 2018 yılına kadar aralıksız süren bir proje döneminden söz ediyoruz. Arazideki bütün batıkların 2013 yılında laboratuvara taşınmasının ardından İstanbul Üniversitesi uzmanları olarak batıkların yapım teknolojisi üzerine incelemeleri sürdürüyoruz. Aynı zamanda konservasyon çalışmalarını da Yenikapı’da sürdürüyoruz” şeklinde konuştu.

“Yenikapı’daki 8 Yıllık Kazı Neredeyse 40 Yıla Eşdeğer”

Arazideki çalışma koşullarının hiç kolay olmadığından ve aralıksız bir çalışma temposunun varlığından söz eden Prof. Dr. Kocabaş, “Aslında arkeoloji kazılarında maksimum 2-3 ay çalışılır ama biz Yenikapı projesinde İstanbul Üniversitesi ekibi olarak yaz-kış devam eden bir kazı gerçekleştirdik. Yenikapı’daki 8 yıllık kazıyı normal bir arkeolojik kazıyla karşılaştırdığımızda neredeyse 40 yıla tekabül ediyor” dedi.

Prof. Dr. Ufuk Kocabaş

“Yenikapı Her Şeyin İlkinin Yaşandığı Bir Proje Oldu”

Yenikapı kazılarının İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü’nün denetiminde yapılan bir kurtarma kazısı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kocabaş, Yenikapı’daki bu kurtarma kazısında normal kazı mantığıyla çalışıldığını, eserlerin belgeleme ve yerinden kaldırılma aşamalarında hiçbir ödün verilmediğini vurguladı. Prof. Dr. Kocabaş sözlerine şöyle devam etti: “Modüler yöntemler bularak, dijital teknolojileri projeye adapte ederek arazide işleri hızlandırdık. Suya doymuş ahşap konservasyonunda en üst düzey teknoloji ürünü olan dondurarak kurutma cihazı Freeze Dryer’ı ilk kez İstanbul Üniversitesi olarak Yenikapı Projesi’nde kullandık. Geleneksel yöntemlerin hiçbirini bu projede uygulamadık. Yenikapı her şeyin ilkinin yaşandığı bir proje oldu.”

Kazılarda bulunan toplamda 37 batığın 27 tanesinden sorumlu olduklarını kaydeden Prof. Dr. Kocabaş, ilk batığı 2006 yılında kaldırdıklarını ve belgeleme ile yerinden kaldırma işlerini arazideki 8 yıllık çalışma döneminde gerçekleştirdiklerini ifade etti. Proje kapsamında bulunan gemiler arasında simge haline gelmiş Yenikapı 12 Batığı ile ilgili Prof. Dr. Kocabaş şunları söyledi: “Yenikapı 12, bir zaman kapsülü. Battığı zaman içinde ne varsa korunmuş vaziyette. İçinde taşıdığı amforalarla ya da yemek için taşıdıkları zeytinle o dönemin donmuş bir kesitini sunuyor.”

“Sanat Dünyasında Karşılık Bulması Çok Güzel”

2015 yılında gerçekleştirilen 14. İstanbul Bienali’nde Yenikapı 12 Batığı’nın üç boyutlu çiziminin sergilenmesini çok güzel bir gelişme olarak değerlendiren Prof. Dr. Kocabaş, “Serginin küratörleri çalışmalarımızı gördüler ve işin sanatsal boyutunu yakaladılar. Yaptığımız çizimlerin Bienal’in konusuyla çok uyuştuğunu söylediler. Bienalin teması “Tuzlu Su”ydu ve FaroArm cihazıyla yapmış olduğumuz Yenikapı 12 çizimini sergide kullandılar. Sürdürülen bilimsel bir çalışmanın sanat dünyasında karşılık bulması çok güzel” diyerek sözlerini noktaladı.

Leave A Reply