Haber: Aycan Macit
Editör: Melek Öztürk
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – Türkiye’de medya ve reklam sektöründe yeni bir yaklaşım olarak öne çıkan Glow360, klasik ajans anlayışının ötesinde hikâye odaklı üretim modeli faaliyetiyle dikkat çekti. Genç girişimcilik alanında göze çarpan isimlerden Emre Budak, Glow360 Medya Ajansı’nın kuruluş süreci, ajans-marka ilişkisi ve genç girişimcilere tavsiyelerini İletim Gazetesi ile paylaştı.
Emre Budak, lise eğitimini Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nda sürdürdü. Üniversite sürecinde Nişantaşı Üniversitesi’nde tam burslu konservatuvar ve tiyatro bölümünü okudu. Aynı dönemde BKM bünyesinde komedyenlik ve skeç yazarlığı yaptı. Yaklaşık on yıllık sahne ve metin üretimi deneyimi, Glow360’ın üretim anlayışında belirleyici oldu. Budak, kendisini “yırtıcı” olarak tanımladı ve bu yaklaşım ajansın üretim reflekslerine de yansıdı.

Bir reklam çalışmasından ajans fikrine
Budak, Glow360 Medya Ajansı’nın ortaya çıkışını önceden planlanmış bir ajans fikrine dayanmadığını belirtti. Süreçin sahada edinilen deneyimler ve yapılan işlerin aldığı geri dönüşler sonucunda şekillendiğini söyleyen Budak, “Medya ajansı kurma fikri baştan planladığım bir şey değildi. Yapılan bir reklam çalışmasının gördüğü karşılık, ortağımla birlikte bu fikre yaklaşmamı sağladı” dedi.
Bu gelişmenin ardından Glow360 Medya Ajansı kuruldu ve sektörde faaliyet göstermeye başladı. Ajans, üretim anlayışında klasik modellerden farklı bir yol izledi. Hazır paketler ve standart içerikler yerine, her marka için ayrı bir hikâye kurgusu oluşturuldu. Budak, bu yaklaşımı şu sözlerle anlattı:
“Biz müşteriyi kendimizden ayırmadık. Markaya sadece hizmet vermedik, aidiyet duygusu da sunduk. Markayı dinledik, duyduk ve anladık”

Ajans algısına karşı hikâye ve aidiyet
Türkiye’de medya ajansı kavramının hızlı yayılması, sektörde güven sorunlarını beraberinde getirdi. Seri üretime dayalı işler ve standart paket satışları, markaların ajanslara yönelik ön yargı geliştirmesine yol açtı. Budak, bu duruma bakış açısını “Türkiye’de ajans kavramı çok hızlı yayıldı ama aynı hızla da kirlendi. Birçok yapı seri üretim yaptı, paket sattı. Hikâye yaratılmadı. Bu yüzden markalar ajanslara karşı ön yargı geliştirdi” sözleriyle özetledi. Glow360, bu algının karşısında konumlanan bir yapı olarak öne çıktı. Ajans, markaları yalnızca hizmet alan taraf olarak görmedi, sürecin aktif bir parçası olarak konumlandırdı. Hizmet sunumunun yanı sıra aidiyet ve uzun vadeli bağ kurulması, Glow360’ın temel prensipleri arasında yer aldı.
Genç girişimcilik ve gerçekçi bakış
Genç girişimcilik konusuna da değinen Budak, özellikle pazarlama alanında coğrafya bilgisinin önemine dikkat çekti. Budak, Türkiye’de hedef kitleyi ve kültürel kodları doğru analiz eden girişimlerin pazarlama sürecinde avantajlı bir konum elde ettiğini belirtti. Genç yaşta kendi işini kurmak isteyenlere yönelik değerlendirmelerde bulunan Budak, “Girişim varsa hizmet vardır. Çok fazla genç girişimci var ama herkesin kendine şunu sorması gerekiyor: Bu işi ne kadar ciddiye alıyorum ne kadar emek veriyorum ve gerçekten ne sunuyorum?” sözlerini kaydetti.
Budak, medya alanında girişimcilerin sundukları hizmetin niteliğini sorgulaması gerektiğine işaret etti. Glow360 Medya Ajansı, hikâye temelli üretim anlayışı ve aidiyet odaklı yaklaşımıyla genç girişimcilik ekosisteminde öne çıkan bir örnek olarak konumlandı. Ajans, klasik ajans anlayışının ötesinde bir model ortaya koyarak, sektörde fark yaratmayı hedefliyor“ ifadelerinde bulundu.





