Haber: Kübra Mısıroğlu, Merve Kutan, Süeda Bayram
Editör: Melek Öztürk
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – Bereketin ve paylaşmanın ayı Ramazan ayı yarın başlıyor. Gönüllerin buluştuğu, birlik ve beraberlik içerisinde sofraların kurulduğu Ramazan ayı için hazırlıklar başladı.
Ramazan ayı, İslam dünyasında manevi atmosferi, dayanışma ruhu ve paylaşma kültürüyle bir kez daha karşılanıyor. Müslümanlar için büyük önem taşıyan bu mübarek ayda, oruç ibadetiyle birlikte sabır, şükür ve yardımlaşma duyguları ön plana çıkıyor. Ramazan boyunca camiler dolup taşarken, iftar sofraları aileleri ve ihtiyaç sahiplerini bir araya getiriyor. On bir ayın sultanı olarak anılan bu özel dönem, hem bireysel arınma hem de toplumsal birlik açısından önemli bir fırsat sunuyor.

Ramazan ayı ve önemi
Ramazan ayı, İslam dünyasında, sabır ve paylaşma duygularının öne çıktığı kutsal bir zaman dilimidir. Bu ay boyunca Müslümanlar, oruç tutarak hem nefis terbiyesi yapar hem de ihtiyaç sahiplerinin hâlini daha iyi anlama fırsatı bulur. İbadetlerin, yardımlaşmanın ve toplumsal dayanışmanın arttığı Ramazan ayında aynı zamanda aile ve dostlarla bir araya gelinen iftar sofralarıyla birlik ve beraberlik duygusunu güçlendirir. Kültürümüzde de önemli bir yere sahip olan Ramazan ayında çeşitli etkinlikler düzenlenir.
Sözlükte “günün çok sıcak olması, kızgın yerde yalınayak yürümekle ayakların yanması” anlamlarındaki ramad kökünden gelen ramazân, hicri takvimde şâbandan sonra, şevvalden önce gelen dokuzuncu ayın adı anlamına geliyor.
Osmanlı’da Ramazan ayı
Osmanlı Devletinde Ramazan ayı, yalnızca dini bir ibadet zamanı değil, aynı zamanda sosyal, kültürel ve siyasi hayatı şekillendiren önemli bir dönemdi. Osmanlı toplumunda Ramazan, saraydan halkın en yoksul kesimlerine kadar herkesin ortak bir manevi atmosferde buluştuğu özel bir zaman dilimi olarak görülürdü. Ramazan davulcuları, aşevlerinin yemek dağıtımı, top atışları, mahya geleneği gibi öne çıkan faaliyetler görülüyor.
Sarayda Ramazan
Osmanlı sarayında Ramazan ayı çok düzenli ve ihtişamlı törenlerle geçerdi. Padişah, iftar sofralarında devlet adamlarını ve yabancı elçileri ağırlardı. Saray mutfağında özel Ramazan yemekleri hazırlanırdı. Teravih namazları saray camilerinde büyük bir ciddiyetle kılınırdı. Ramazan ayında sosyal dayanışma ve hayır işleri de artardı. Zenginler, fakirlere “diş kirası” adı verilen hediyeler verirdi. Bu, iftara gelen misafirlere teşekkür amacıyla sunulan bir Osmanlı geleneğiydi. Sadaka ve zekât yardımları Ramazan’da artardı.
Ramazan geceleri, özellikle büyük şehirlerde canlı ve hareketli geçerdi. Meddah, Karagöz ve orta oyunu gösterileri yapılırdı. Çarşı ve pazarlar sahura kadar açık kalırdı. Kahvehaneler ve meydanlar, insanların sosyalleştiği önemli mekânlar hâline gelirdi. Kısacası, Osmanlı’da Ramazan ayı yalnızca oruç tutulan bir dönem değil; toplumsal dayanışmanın arttığı, geleneklerin yaşatıldığı ve şehir hayatının kendine özgü bir ritim kazandığı özel bir zaman dilimiydi.
Ramazan ayında neler yapılabilir?
Ramazan ayına özel birçok ibadet bulunuyor: bunlardan ilki mukabele. Genelde insanların bir çatı altına toplanıp, bir kişinin Kuranı Kerim’i sesli bir şekilde okuyup diğerlerinin takip etmesine denir. Mukabele kelimesi köken olarak Arapça “kabele” kökünden gelip karşılıklı yapmak anlamına gelir. Mukabele Hz. Muhammed döneminde başladı. Ardından sahabeler tarafından devam ettirilip gelenek haline geldi. Zamanla bu gelenek camilerde toplu hatim geleneğine dönüştü. Osmanlı dönemindeyse Ramazan aylarında cami ve konak hayatında önemli yer tuttu.
Sözlükte “rahatlatmak, dinlendirmek” anlamına gelen tervîha kelimesinin çoğulu olan terâvîh ramazan ayına mahsus olmak üzere yatsı namazından sonra kılınan namazı ifade eder. Zaman içinde, her bir tervîhayı oturup dinlenmek yerine zikir ve salavat gibi nâfile ibadetlerle değerlendirme veya ara vermeden namaza devam etme şeklinde uygulamalar ortaya çıkıyor. Türkiye’de bu namaz aralarında Hz. Peygamber’e salavat getirilmekte veya ilâhi okunmaktadır. Hz Muhammed döneminde kılınmaya başlandı. Bu namaz bazı bölgelerde imamlar tarafından hızlı kıldırılırdı. Bu nedenle halk arasında “jet imam” ya da “yetiştiren teravih” gibi esprili tabirler ortaya çıktı.

Fitre uygulaması ramazan ayına özel bir sadaka türü olup, bayramdan önceki güne kadar verilmesi gerekir. Osmanlı döneminde mahalle imamları ve vakıf görevlileri tarafından toplanır, ihtiyaç sahiplerine dağıtılırdı. Günümüzde ise fitre miktarı bir kişinin asgari gıda ihtiyacı esas alınarak belirlenir. Kelime anlamı olarak Arapça “fıtr” kökünden gelip, yaratılış ve orucu açmak anlamlarına gelir.
Kadir Gecesi, İslam inancına göre Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı gece olarak kabul edilir. Ramazan ayının en kutsal zamanlarından biri olarak bilinir. İnanışa göre Hz. Muhammed’e ilk vahiy bu gecede gelmiş olup, böylece İslam’ın temel mesajı insanlığa ulaşmaya başladı. Kadir Gecesi’nin kesin zamanı bilinmemekle birlikte, Ramazan ayının son on günü içerisinde ve tek sayılı gecede olduğu belirtilir. Müslümanlar Kadir Gecesi’ni dua ederek, ibadet ederek ve tövbe ederek geçirir; bu gecede yapılan ibadetlerin çok daha değerli olduğuna inanılır.

Güllaç ve Ramazan pidesi
Güllaç, Ramazan ayıyla özdeşleşmiş geleneksel bir Türk tatlısı olup hafif, sütlü ve serinletici yapısı nedeniyle özellikle uzun süren oruç günlerinin ardından tercih edilen bir tatlı hâline geldi. Güllaç, köken olarak Osmanlı İmparatorluğu dönemine uzanan bir tatlı olarak bilinir. Osmanlı saray mutfağında nişastadan yapılan ince yufkaların sütle yumuşatılmasıyla tesadüfen ortaya çıktı. Saray aşçıları bu tatlıyı geliştirip, içine gül suyu ve ceviz ekleyerek bugünkü hâline getirdi. Zamanla saraydan halka yayılmış ve özellikle Ramazan sofralarının simgesi haline geldi. Mevsimsel üretim geleneği, hafif bir iftar tatlısı olması, kültürel alışkanlıklar ve gelenekler sayesinde güllaç Ramazan’a özel bir tatlı olarak kabul edildi.
Ramazan pidesi, Ramazan ayına özgü olarak hazırlanan, yumuşak dokulu ve yuvarlak biçimli geleneksel bir ekmek çeşidi olup üzerine yumurta sarısı sürülerek kızartılır, susam ve çörek otu ile süslenir. Sıcak ve taze tüketilmesi tercih edilen pide, özellikle iftar sofralarının vazgeçilmezlerinden biri oluyor. Günümüzde Ramazan pidesi, iftar saatinin yaklaşmasıyla birlikte fırınlardan sıcak sıcak alınan, Ramazan ayının atmosferini hissettiren önemli bir kültürel simge olarak yaşatılır.





