Muhabir: Sena Sandıkçı
Editör: Nazlı Aygen
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – Ödüllü hattat ve Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Rami Memiş hat sanatının tarihini, bu sanat dalına nasıl başladığını ve bu sanatı icra etmek isteyenler için hat sanatının inceliklerini İletim Gazetesine anlattı.
Almanya, Avusturya ve Suriye gibi çeşitli ülkelerde sergiler açan ve öğrenci yetiştiren Doç. Dr. Mehmet Rami Memiş hat sanatını, bu sanata nasıl başladığını ve hat sanatının tarihini paylaştı.

Hüsn-i Hat sanatının ortaya çıkışı
Hat sanatının kökeni Arapça “hatt” kelimesine dayanır. Bu kelimenin anlamı “yazmak, çizmek, kazmak”tır. Buradan türeyip ‘hat’ kelimesi oluşmakta ve güzel yazı, yol gibi anlamlar taşımaktadır. Hat sanatı Kur’an-ı Kerim kitap hâline getirildiği zamandan beri var olan bir sanat türüdür. Hattat teriminin kullanılmasının ise sanatın ortaya çıkışından yaklaşık 4 – 5 yüzyıl sonra olduğu tahmin edilir.
Hat sanatının ilk ortaya çıktığı zamanlarda kullanılan yazı çeşitleri Ma’kılî ve Kûfî’dir. İlerleyen zamanlarda bu yazıların köşelenmesi ve yuvarlanıp yumuşatılması hâlinde ortaya çıkmış diğer yazı çeşitleri: Muhakkak, Nesih, Rika, Reyhânî, Sülüs ve Tevkî gibi yazılardır. Bu yazı çeşitlerinin geneline Aklâm-ı Sitte adı verildi. Mehmet Memiş, en çok sülüs, nesih ve celî sülüs yazılarıyla yazdığını ve az sayıda ise celî dîvânî ve celî ta’lik ile yazdığı eserin olduğunu ifade etti.
Hat ustalarının gözde malzemeleri

Her alanda kendine has kullanılan malzemeler bulunduğu gibi hat sanatında da özel malzemeler kullanılır. Hattatların en önemli malzemeleri kalem, kâğıt ve mürekkeptir. Kullanılan kalem özel olarak hazırlanır, normal kalemtıraş ile açılmaz, ‘makta’ denilen bıçakla eğik bir şekilde kesilir. Kalemin malzemesi ise genellikle ya bambu ya da kamıştan yapılır. Kullanılan mürekkep siyah is mürekkebidir, ‘hokka’ denilen saklama kabında saklanır ve bu mürekkebin formülü yüzyıllardır değişmemiştir.
Yazının yazıldığı kâğıtlara öncelikle ‘ahar’ denilen, yumurta ve nişasta karışımı sürülür. Ahar, kâğıda parlaklık verir ve dayanıklılık kazandırır. Günümüzde bu kâğıtların hazır hâli satın alınabilir. Kâğıda yazıyı yazarken fazla mürekkep gelmesini engellemek için hokkanın içine lika ve ipek iplik konulur. Bu sayede fazla mürekkep kullanılmaz.
Hat sanatına başlangıç
Memiş, hat sanatını icra etmek isteyen kişilerin öncelikle kendilerini tanımaları gerektiğini vurguladı. Hat sanatı sabır, emek ve azim isteyen bir sanat türüdür. Tek bir harfi doğru yapmak için saatler, günler verilir. Mehmet Memiş, hat sanatı ile tanışmasının lise yıllarına dayandığını ve ilk olarak bayram tebrik kartlarındaki hatları taklit ederek hat sanatına başladığını aktardı. Profesyonel bir eğitim alması ise üniversite yıllarında Konya İlahiyat Fakültesi’nde seçmeli Hüsn-i Hat dersleri almasıyla başladı.

Hat sanatının bir ‘usta-çırak’ ilişkisi ile öğrenildiğini ve uzmanlaşılması için bu ilişkinin gerekliliğine vurgu yapan Memiş, kendi hocasının Hattat Hüseyin Öksüz olduğunu ifade etti. Her ustanın sanat yolculuğuna çıraklıkla başladığını söyleyen Memiş, bu ilişkinin “Hat sanatında hoca talebe ilişkisi, olana kadar değil, ölene kadar sürer” sözleriyle vurguladı.
Bir eserin ortaya çıkışı
Bir hat eseri ortaya çıkarırken yalnızca göze değil, gönüllere de hitap etmesinin gerektiğini söyleyen Memiş, öncelikle bu sürecin metin seçmekle başladığını ifade etti. Memiş, sadece bir ayet veya bir hadis yazmanız gerekmez, bir şiir veya güzel bir söz de yazabilirsiniz, sözleriyle metin seçmeyi açıkladı. Seçilen metne göre bir yazı çeşidi de belirlemeniz gerekmektedir diye ekleyerek metin seçiminin önemine işaret etti.
Tasarım sürecinde defalarca denemeler, karalamalar yapılır. Sonunda en beğendiğinizi seçersiniz ve bu ‘yazı kalıbı’ olur. Ardından ışıklı bir masada temiz bir kâğıda yazı kalıbı geçirilir ve tamamlanmış yazı bir mukavva kâğıdının üzerine yapıştırılır, bu işlemden sonra bir tezhip ve ebru ustası o yazının tezyinatını, süslemesini yapar.
Dünyada Hüsn-ü Hat

16. asır başlarından itibaren İslam dünyasında hat sanatının merkezi İstanbul olmuştur ve günümüzde hâlâ liderliğine devam etmektedir. Memiş, Osmanlı döneminden beri hat sanatının Türklerde görüldüğünü ve bütün dünyada hâlâ Osmanlı hat ekolünün takip edildiğini aktardı. Memiş bundan dolayı Türk kültür tarihinde hat sanatının oldukça önemli bir yeri olduğunu ifade etti. Meşhur olan ve dünya çapında kabul gören “Kur’an Hicaz’da nazil oldu, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı” sözüyle hat sanatının, tezyinatının ve Türklerin başarısını vurguladı.
Memiş, başta Türkiye olmak üzere son 30-35 yılda hat sanatı alanında çok önemli gelişmeler kaydedildiğini ifade etti. Memiş, gelişmelerin yaşanmasında yapılan ulusal ve uluslararası yarışmalar, yerel yönetimler tarafından düzenlenen eğitim kursları ve hükümetlerin kültür-sanat politikalarında etkili olduğunu aktardı.
Dünya çapında hat, tezhip ve ebru alanında en başarılı sanatçıların Türk olduğu kabul edilmektedir. İnsanlar çeşitli ülkelerden, yerlerden Türk ustalarından eğitim almak için Türkiye’ye, özellikle İstanbul’a akın ederler.





