Haber: Zeynep Yolhan Şeflek
Fotoğraf: Zeynep Yolhan Şeflek
Editör: Sena Sandıkçı
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – Yazar İhsan Aktaş, 2025-2026 eğitim döneminin son Darülfünun Söyleşisini “Büyük Türkiye Yolunda Zihniyetin Millileşmesi” konusuyla gerçekleştirdi.
İstanbul Üniversitesinde dönemin son Darülfünun Söyleşileri konuğu yazar İhsan Aktaş oldu.
İstanbul Üniversitesi Laleli Merkez Kütüphanesi’ndeki Büyük Salon’da 21 Mayıs Perşembe günü gerçekleşen Darülfünun Söyleşilerinin 2025-2026 eğitim dönemi için son konuğu yazar İhsan Aktaş oldu. Aktaş “Büyük Türkiye Yolunda Zihniyetin Millileşmesi” konulu konuşmasını yaptı. İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yahya Güldiken’in açılış konuşmasıyla söyleşi başladı.

Eski Yunan’dan sömürgelere
Antik Yunan’dan başlayıp Roma’ya değinen Aktaş, Batı üstünlüğünün teknolojiyle geliştiği fikriyle birlikte ikinci görüş olarak esas siyaset bilimi ve yönetim alanında Batılıların çok önemli fikirler ortaya koyduklarını sadece teknoloji değil bir de idare demek bir akıl ortaya çıktığını ifade etti.
Hayrettin paşayı hatırlattı
“Türkiye gibi bağımız olan ülkeler de uygulanan daha çok elitler üzerinden baskıyla geliyor” diyen Aktaş bu noktada, yetişen elit kesimin batının değerlerini alıp kendi ülkelerine geri döndüklerini söyledi. Tunuslu Hayrettin Paşa’nın sözlerinden örnek veren Aktaş, Hayrettin Paşa’nın, “Biz değer olarak Batı’dan geri değiliz, bürokrasi olarak sorunlarımız var” sözünü hatırlattı.
Osmanlı tarihi ve dünya tarihi ilişkisi
“Büyük bir Osmanlı tarihçisi büyük bir dünya tarihçisi olur” sözleriyle konuşmasına devam eden Aktaş, Osmanlı’nın zamanında hakim olduğu toprakları ve siyasi ilişkileri hatırlatıp Osmanlı tarihinde gelişen bir tarihin dünyanın
İbn-i Haldun’un, “Su nasıl suya benzerse milletlerin geleceği de geçmişine benzer” anektoduyla altını çizdi. Aktaş bu sebeple zihniyetin millileşmesinin önemli olduğunu aktardı. Aktaş, Şemsettin Sami’nin Kamus-i Türki adlı eserinin 1 milyon kelimeden oluştuğuna da dikkat çekti.
Teknolojik üstünlüğe değinildi
Çin’in devreye girmesi, Türkiye gibi ülkelerin savunma sanayinde ilerlemesiyle Batı’nın teknolojik üstünlüğünün döndüğünü ifade eden Aktaş, 1960’larda solun da etkisiyle dünyada demokratikleşmeyle kolonyalist dönemden vazgeçmeyle dünya, çevre ve hayvan hakları gibi çeşitli hakların tanınmasını anlattı. Soğuk Savaş sonrasında Çin’in teknolojide gelişmeye başladığını anlatan Aktaş, Türkiye’de batılılaşmanın askeri tedrisatın yenilenmesiyle başladığını, bunun bir yönüyle fikriyatın da yerleşmesine zemin hazırladığını belirtti.
Mimari, musiki ve edebiyat üstünlüğü
Mimar Sinan’dan dolayı dünyadaki herhangi bir mimar kendisine dünyanın birinci mimarı demeyeceğini, Türkiye’nin mimarı, musiki ve edebiyatta köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Aktaş, maddi kalkınmışlık olmadan eğitimde kalkınma olmayacağını ifade etti. Aktaş, “Bu noktada zihniyetin millileşmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi. Zihniyetin gelişmesi için yeniliğin akademide olması gerektiğini, paradigmanın daha çok üniversitelerde olduğu söyleminde bulunan Aktaş, Japonlar’ın tıp dilini Japonlaştırdıktan sonra büyük devrimler yaptığını vurguladı.
Maddi kalkınmanın yanına kültürel kalkınmayı ve bilimsel kalkınmayı kurmamız gerektiğini belirten Aktaş, Türkiye’nin geçmişinden beri İslam dünyasında, Batıyla birlikte yaşayıp kendi kimliğini muhafaza etmeye çalışan nadir ülke olduğunu hatırlattı. Aktaş, Türkiye’de entelektüel olmak için Batıyı da Doğuyu da bilinmesi gerektiğini anlattıp, şu sözleri kullandı, “Maveraünnehir’den gelen adetlerimiz var. Türk milletinin yıkılmamasının sebeplerinden biri bu”.

Tarih bilinci ve akademi vurgusu
“Bir kişinin kendisini nasıl kimliklendirdiği tarih okumasıyla mümkün” sözlerini kullanan Aktaş, “Bir aile düşünün, kendi tarihine ait bilgisi yok. Bizim üniversitelerimiz kendi tarihinden beslenecek” dedi.
Tarihe bakmanın kültürü tanımanın altını çizen Aktaş, teknolojiyle ilgili olarak Türkiye’deki teknolojik gelişmelerin dünyayı heyecanlandırdığın ve bu heyecanın sebebinin Türkiye’nin ürettiklerini paylaşması olduğunu söyledi. Maddi güçle başlayan durumun kültürel alana kaymasın altını çizen Aktaş, bu konuda akademiye büyük iş düştüğünü tekrarladı.
Tarih boyunca Türklerin çeşitli imparatorluklar, devletler kurduğunu ve organizasyonda Türklerin başarılı olduğunu söyleyen Aktaş konuşmasını, “Her devrimin, her dönüşümün bir aşaması var. Şu an Türkiye’nin gelmiş olduğu nokta bir zihniyet devrimidir ki bütün alt yapımız hazırdır. İyi ki böyle bir tarihe, iyi ki böyle bir geçmişe ve iyi ki böyle bir medeniyete sahibiz. Meydan okumamızla geri kalmış devletlere de ilham veririz diye düşünüyorum” sözleriyle noktaladı.
Soru cevabın ardından hediye takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle söyleşi sonladı.






