Muhabir: Sümeyye Sude Gülsoy
Fotoğraf: Sümeyye Sude Gülsoy
Editör: Ece Özdemir
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – Ali Kazma, edebiyatın zihinsel haritasını İstanbul Modern’de açtı.
Günümüzün önde gelen mercek temelli sanatçılarından Ali Kazma, İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi’nde sergilenen Aklın Manzaraları sergisiyle, edebi üretimin fiziksel ve zihinsel arka planına odaklandı.
Yazarın zihnine misafirlik
Sergi, yalnızca edebi eserlerin sonuçlarına değil, bu eserleri var eden düşünsel arka plana ve mahrem üretim mekânlarına odaklandı. Serginin en çarpıcı bölümlerini ise Kazma’nın, dünyanın önde gelen iki yazarının kişisel üretim alanlarını merkeze aldığı çalışmaları oluşturdu. Bu çalışmalar, yazının ve düşüncenin nasıl somutlaştığını gözler önüne serdi.
Bu çerçevede öne çıkan eserlerden ilki, İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü mezunu, Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk’un İstanbul’daki evi ve arşivinde geçen “Mürekkep Evi” (2023) videosu oldu. Kazma, kamerasını yalnızca yazarın kitaplarına ve defterlerine değil; Pamuk’un dört daireye yayılan üretim ve yaşam alanına, çocukluk defterlerine, arşivindeki yazışmalara ve hatta kedisine de yöneltti. Sanatçı, bu unsurlar aracılığıyla vefa ve hafıza gibi kavramları belgesel bir yaklaşımla mercek altına aldı.

Pamuk’un sesi ve varlığı merkeze alınarak kurgulanan “Sentimental” (2022) videosu ise yazarın çocukluk dünyasını, kişisel yolculuklarını, günlük rutinlerini ve geçmişteki seyahatlerini ele aldı. Video, zaman, beden ve hareket arasındaki karmaşık diyaloğu görünür kıldı.

Kütüphanenin yeni coğrafyası
Serginin bir diğer önemli odağı ise Arjantinli yazar ve kitap tarihçisi Alberto Manguel’in, 40 binden fazla kitaptan oluşan kişisel kütüphanesinin Fransa’dan Portekiz’in Lizbon kentine taşınma süreci oldu. “Alberto Lizbon’da” (2024) adlı video, Manguel’in kütüphanesiyle kurduğu kişisel bağın yeni bir coğrafyada nasıl yeniden inşa edildiğini belgeledi. Dört yıl süren bu zorlu taşınma ve tasnif süreci, kütüphane ile bellek arasındaki kırılgan ilişkiye işaret etti; özel bir birikimin kamuya açılmasının zihinsel çabasını yansıttı.

Mürekkebin altı asırlık yolculuğu
Serginin temel temasını güçlendiren diğer eserler de modern sanatın kökeninde yatan geleneksel zanaata ve emeğe odaklanmasıyla dikkat çekti. Japonya’nın Nara kentinde altı asırdır sürdürülen geleneksel kaligrafi mürekkebi üretimini belgeleyen “Sumi” (2025) videosu, emek, ustalık ve zaman gerektiren süreci detaylarıyla izleyiciye aktardı. Video, mürekkebin elle yoğrulmasından kalıplara dökülmesine ve aylar süren kurutma aşamasına kadar uzanan bu yoğun sürecin, sanatsal bir ritüele nasıl dönüştüğünü ortaya koydu.

Öte yandan, 55. Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’nda da sergilenen “Hat” (2013) ve “Dövme” (2013) video yapıtları, mürekkep odaklı zanaatı merkeze aldı. Bu eserler, farklı coğrafyalarda yüzyıllardır sürdürülen ve bedene ile kâğıda iz bırakan zanaatların inceliğini ve kültürel derinliğini yansıtarak serginin üretim kültürü odağını tamamladı.
Sanatçının da vurguladığı gibi serginin temel iddiası, görülmesi en zor olanı, yani yaratıcılığın zihinsel sürecini belgelemek oldu. Kazma’nın tüm eserlerinde insan emeğine yaptığı vurgu, bu sergide edebi emeğin izini sürmesine neden oldu.
Küratörlüğünü Öykü Özsoy Sağanak ve Demet Yıldız Dinçer’in, asistan küratörlüğünü ise Yazın Öztürk’ün üstlendiği sergi, 1 Şubat Pazar gününe kadar sanatseverleri İstanbul Modern’e bekliyor.



