Haber: Merve Kutan
Fotoğraf: Merve Kutan
Editör: Melek Öztürk
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – Koç Holding bünyesinde düzenlenen ve küratörlüğünü Selen Ansen ile Eda Berkmen’in üstlendiği “Folia” sergisi son haftasında ziyaretçilerine kapısını açtı. Sergi doğa ile insan arasındaki ilişkiyi düşündürüyor.

Folia Sergisi, adını Latince “folia” sözcüğünden alıyor. Bu kelime bir yandan yapraklara ve botaniğe diğer yandan da çılgınlık ve aşırılığa gönderme yapıyor. Tam da bu ikili anlamın izinde sergi, Abdülmecid Efendi Köşkü’nün mimarisi ve tarihiyle diyaloğa girerek, ziyaretçilerin adım attıkları andan itibaren hayalle gerçeğin, küçük ile büyüğün, tanıdık ile yabancının yani zıtlıkların çarpıştığı bir alan sağlıyor. Üsküdar Bağlarbaşı’nda bulunan bu köşkün tarihi dokusu ile modern sanatın sürreal eserleri bir bütünlük sağlıyor. Temel amaç olarak Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç’un “büyülü bahçe” fikrinden hareketle kurgulanan sergi, tarih boyunca bahçeye atfedilen sembolik ve kültürel anlamlardan besleniyor. Sergi güzergâhı, köşkün iç ve dış mekânlarını birbirine bağlarken doğanın canlılığı ve bereketi ile insanın hayal gücü arasında köprü kuran çok duyulu bir deneyim sunmayı hedefliyor.

Üç yüzü aşkın yapıt ve yüze yakın sanatçı yer alıyor
Folia, Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan sanatçıları ve eserleri bir araya getiriyor. 19. yüzyıldan günümüze uzanan üç yüzü aşkın yapıt; popüler kültür, botanik bilimi ve zanaatla ilişkilenen nesnelerle yan yana konumlanıyor. Türkiye ve yurt dışındaki kurum, sanatçı ve koleksiyonerlerden ödünç alınan eserlerin yanı sıra Koç Holding desteğiyle bu sergi için özel olarak üretilen yapıtlar da sergi kapsamında yer alıyor.
Serginin sunduğu çok katmanlı bahçede insan eliyle üretilen formlar; gelişiyor, serpiliyor, çürüyüp yeniden doğuyor, çoğalıyor ve başkalaşıyor. Yapıtlar; sihir, aşkınlık ve ütopya kavramları etrafında dolaşırken bitkiler, hayvanlar ve insanlar arasındaki karşılıklı etkileşimleri yeniden düşünmeye çağırıyor. Bu zıtlıklar sergide gezerken kafa karışıklığıyla birlikte düşünsel biz haz veriyor. Günün her saatinde yoğun ilgi olan bu sergiye her yaştan ziyaretçi uğruyor.

Sergide yüze yakın sanatçının imzası var
Resim, heykel, enstalasyon ve dijital sanat çalışmalarının yer aldığı sergide, farklı sanatçıların kimlik, hafıza ve doğa temalarına odaklanan eserleri dikkat çekiyor. Sergi, hem genç hem de deneyimli sanatçıları aynı çatı altında buluşturarak izleyicilere güncel sanat pratiklerine dair kapsamlı bir bakış açısı kazandırmayı amaçlıyor.
Sanatçılar ise şu şekilde: Melike Abasıyanık Kurtiç, Leonce Raphael Agbodjelou, Ahu Akgün, Erol Akyavaş, Douglas Allen, Stephen Allwright, Darren Almond, Koray Ariş, Volkan Aslan, Charming Baker, Gökhun Baltacı, Tufan Baltalar, Sena Başöz, Mehtap Baydu, Pascal Bernier, Freya Bramble Carter, Arthur Brusenbach, Dietmar Busse, CANAN, Ana Corberó, Linda Cordell, Angelique de Folin, Karen Densham, Benjamin Edols & Kathy Elliott, Adrian Geller, Antony Gormley, Michel Gouéry, Simon Groves & Tracy Johnson, Işık Güner, Andy Harper, Michel Henricot, Katherine Houston, Henar Iglesias, Ingela Ihrman, Fatoş İrwen, Eva Jospin, Tamar Kasparian, Nermin Kura, Odine Lang, Nathalie Latour, Rebecca Louise Law, Bernard Leach, David Leach, Zachari Logan, Kate Malone, Alix Marie, Napoleone Martinuzzi, Gerard Mas, Nico Masemola, Tony Matelli, Lindsey Mendick, Polly Morgan, Maria Nepomuceno, Henrique Oliveira, Simon Palmer, Eugenio Pattarino, John Pearson, Cathie Pilkington, Maarten Ploeg, Herbert G. Ponting, Etienne Pottier, Bill Prickett, Wilfred Pritchard, Camila Rocha, Karin Rosenthal, Jennifer Ross, Necla Rüzgar, Anıl Saldıran, Shinichi Sawada, Bonnie Seeman, SENA, Holly Stevenson, Jessica Stoller, Antonio Susini, Yaşam Şaşmazer, Michael Taylor, Defne Tesal, Onno Theelen, Nikolay Tolmachev, Sally Tuffin, Sam Tufnell, Merve Tuna, Paloma Varga Weisz, Kukuli Velarde, Lee Wagstaff, James Webb, Anne Wenzel, Douglas White, Zoe Williams, Christopher Winter, Ecem Yerman, Y. Bahadır Yıldız, İsmail Yılmaz, Sıla Şehrazat Yücel ve Anonimler

İnsanın doğayı kontrol etme isteğinin inceltilmiş bir biçimi
İnsan çağının ekolojik krizlerle, iklimsel sorunlar ve duyusal kopukluklarla tanımlandığı bu çağda “folia” doğayla kurulan ilişkinin yeniden hayal edilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Antroposen’in insan eliyle meydana gelen tahribat mirasına karşı, insan merkezli olmayan bir duyarlılığı savunarak birlikte var olma, birlikte soluma ve birlikte düşünme biçimlerini sanatsal bir ifade alanı içinde görüyor. Folia’da karşımıza çıkan bu görsel uyum, aslında insanın doğayı kontrol etme isteğinin inceltilmiş bir biçim olarak karşımıza çıkıyor. Yüzeydeki estetik ahenk, derinlerde bir gerilimi gizliyor. Aynı zamanda doğayı taklit ederken onu yeniden tanımlama ihtiyacımızı doğuruyor. İlk bakışta çağdaş sanat anlayışını ve insana varlığını sorgulatan bu sergi 1 Mart Pazar gününe kadar 11.00-19.00 saatleri arasında ücretsiz olarak gezilebilir.





