Haber: Merve Kutan
Editör: Özgür Recep Kocaoğlu
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz Mattia Ahmet Minguzzi’nin haberini gündeme taşıyan; İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu Erdoğan Yapık haberciliğe dair deneyimlerini İletim Gazetesi’ne anlattı.
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü 2005 yılı mezunu eski Sabah Gazetesi İstihbarat Şefi Erdoğan Yapık; haberciliğin zorluklarını, inceliklerini, dijital çağda haberciliğin dönüşümü ve geçtiğimiz yıl ödül aldığı haberi hakkında İletim Gazetesi’ne konuştu. Yapık, ayrıca genç gazeteci adaylarına da önemli tavsiyelerde bulundu.
Yapık, Mattia Ahmet Minguzzi haberinin arka planını anlattı
Mattia Ahmet Minguzzi’nin ölümünü Türkiye’ye duyuran ve ülke çapında büyük yankı uyandıran haberi hakkında konuşan Yapık, bu olayı nasıl fark ettiğini şu sözlerle anlattı:
“Evde izinli olduğum bir gün Twitter’da gündemi takip ederken Sağlık Bakanının bir gönderisinin altında anneannesi, Mattia Ahmet’in bıçaklandığını ve hayati tehlikesinin olduğunu belirtmiş ve yardım istemişti. Bu mesaj çok dikkatimi çekti. Anneanne telefon numarasını da mesajına iliştirmişti. Hemen telefona sarıldım. Geçmiş olsun dileklerimi ilettikten sonra olayı sordum. Tüyler ürperten detaylar aktarıyordu. Soru soruyu doğuruyordu. Her yanıt, haberin ne kadar önemli olduğunu gösteriyordu. Kendisinden torununun ve ailesinin fotoğraflarını da istedim, beni kırmadı. Asayiş şube muhabirimizle iletişime geçtim. Cinayet bürodan olayı doğrulamakla kalmadı, olay anına ait dehşet verici kamera görüntüsünü de gönderdi. Ertesi gün Türkiye pazartesi gününe bu haberle uyandı. O günden beri bir yılı aşkın süredir çocuk suçlular ülkemizin en önemli gündem maddelerinden biri halinde geldi.”
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından 49. Sedat Simavi Ödülleri’nde Sabah Gazetesi’nin 27 Ocak 2025 Pazartesi günkü sayısında yayımlanan “Bit Pazarında Vahşet” başlıklı haberiyle Gazetecilik Övgü Ödülü’ne layık görülen Yapık, “Mattia Ahmet’in ölümü maalesef hepimizde büyük bir acıya neden oldu. Tüm Türkiye manşetten verilen haberimle bu saldırıyı öğrendi. Ödülümü de ‘Bir daha ülkemizde çocuklar ölmesin’ dileğiyle Mattia Ahmet Minguzzi’ye adadım” ifadelerini kullandı.

“Haberi ilk veren olmak değil, haberi doğru veren olmak önemli”
Gazetecilikte hız kavramının önemli olduğunu ifade eden Yapık, gazeteciliğin temel refleksinin haberi ilk veren olmak değil, haberi doğru veren olmak olması gerektiğini vurguladı. Yapık, “Ancak dijital çağda hız baskısı ciddi bir etik gerilim yaratıyor” dedi.
İÜ İletişim Fakültesi’nden henüz mezun olmadan profesyonel mesleğe adım atan Yapık, “Eskiden ajans akışı, saha muhabiri ve editör süzgeci çok değerliydi. Haber birkaç filtreden geçerdi. Birkaç kaynaktan teyit edilir ve son olarak editoryal süreçte çok titiz davranılırdı. Bu süreç yine var ancak günümüzde sosyal medya, WhatsApp ihbar hatları ve anlık paylaşımlar nedeniyle doğrulanmamış bir bilgi, saniyeler içinde milyonlara ulaşabiliyor” diyerek haberin hızından çok doğru olmasına dikkat çekti.

Kaynak doğrulamanın önemine vurgu yapan Yapık, “Benim için temel prensip hep şu oldu: Tek kaynak haber değildir. Resmî açıklama bile bazen tek başına yeterli değildir. Görsel varsa bile teyit edilmeden kullanılmaz. Eskiden teyit süreci daha yavaştı ama manipülasyon daha sınırlıydı. Şimdi ise bilgi çok, doğru bilgi az. Bu yüzden gazeteci artık sadece haber yazan değil, aynı zamanda ‘doğrulama uzmanı’ olmak zorunda” sözlerini kaydetti.
Hız ile doğruluk arasındaki etik sıkıntıyı anlatan Yapık, “Haberi ilk veren olmak, kısa vadede görünürlük kazandırır ama yanlış bir bilgi mesleki itibarı kalıcı olarak zedeler. Ben her zaman ‘5 dakika geç olsun ama doğru olsun’ ilkesini benimsedim. Dolayısıyla üzülerek belirtmeliyim ki bugün gazeteciliğin en büyük sınavı; onca teknolojik gelişmeye rağmen hız değil, güvenilirliktir” ifadelerini kullandı.
Gazetecilik reflekslerini geliştirmenin yolları ve önemi

Mesleki olarak refleks ve iyileşme kazanmak işi iyi icra etmek için önemli rol oynar. Yapık, gazetecilikte bu refleksin nasıl geliştirilebileceği konusunda “Gazetecilik refleksi zamanla gelişen bir kas gibidir. Sahada pişmeden gelişmez” diyerek 3 temel unsura dikkat çekti.
Gazetecilikte ilk olarak sürekli takip alışkanlığının önemine dikkat çeken Yapık, bir gazetecinin yalnızca görevli olduğu alanla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. Siyaset, ekonomi, toplumsal dinamikler, popüler kültür ve sosyal medyanın eş zamanlı olarak izlenmesinin mesleki yetkinliği artırdığını ifade etti.
İkinci unsurun şüphe refleksi olduğunu vurgulayan Yapık, her duyulan bilginin sorgulanması gerektiğini söyledi. Gazetecinin kendisine servis edilen bilgilerin arka planını ve hangi amaca hizmet ettiğini analiz etmesinin kritik olduğunu kaydetti. Özellikle istihbarat servislerinde görev yaptığı dönemde, bilginin içeriği kadar verilme amacının da önem taşıdığını öğrendiğini dile getirdi.
Yapık, gazeteciliğin üçüncü önemli ayağının ise saha tecrübesi olduğunu belirtti. Sahada kriz yönetimi, kalabalık kontrolü ve ani gelişmelere hızlı tepki verebilme becerisinin gazetecilik refleksini güçlendirdiğini aktaran Yapık, mesleğin masa başında tam anlamıyla öğrenilemeyeceğini ifade etti. Yeni nesil gazeteci adaylarına yalnızca dijital araçlara hâkim olmanın yeterli olmadığını söyleyen Yapık, klasik habercilik disiplininin de mutlaka edinilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Dijital çağda haberin dönüşümü
Gelişen ve değişen dünyada, habercilik de biçim değiştiriyor. Bu değişim olumlu ve olumsuz şekilde olabiliyor. Yapık, bu değişim hakkındaki fikirlerini şöyle aktardı:
“Dijital çağ haberi üç açıdan değiştirdi: Hız, haber artık dakika değil saniyeler içinde tüketiliyor. Format, eskiden metin ağırlıklıydı. Şimdi video, kısa klip, başlık ekonomisi ve sosyal medya dili öne çıktı. Manşet atmak ile tweet yazmak farklı beceriler gerektiriyor. Otorite değişimi, eskiden haber kaynağı belliydi: Gazete, televizyon, ajans. Şimdi herkes potansiyel bir yayıncı. Bu durum demokratik gibi görünse de dezenformasyon riskini artırdı ancak şunu düşünüyorum. Teknoloji, gazeteciliği değiştirse de gazeteciliğin özü değişmedi. Hâlâ doğru bilgi, kamu yararı ve etik ilkeler esastır. Bugün gazeteci hem klasik haberciliği hem dijital medyayı bilen hibrit bir profile sahip olmalıdır.”
Dönüşüm gösteren haberciliğin değişime ayak uydurarak daima var olacağını vurgulayan Yapık, “Öte yandan kâğıdın, yani gazetenin biteceğini ısrarla dile getirenler var. Ben buna karşı çıkıyorum. Gazeteler ve gazetecilik hep var olacaktır. Zira doğru ve güvenilir gazetelere de gazetecilere de hep ihtiyaç olacaktır. Tabii gazetelerin de özgün, özel haberler üreten muhabirlere, ekiplere kaynak sağlayıp onları desteklemesi gerekiyor” dedi.
Habercilik için büyük tehlike: Dezenformasyon
Dijital çağda bilginin dolaşım hızı artarken, yanlış ve manipülatif içeriklerin yayılımı da benzeri görülmemiş bir boyuta ulaştı. Dezenformasyonun artık yalnızca bireysel hatalardan ibaret olmadığı; organize, sistematik ve toplumsal etkileri güçlü bir olgu haline geldiği de biliniyor. Türkiye’de son yıllarda atılan kurumsal adımlara rağmen, bilgi kirliliğiyle mücadelenin daha proaktif ve çok boyutlu bir yaklaşımla sürdürülmesi gerektiği uzmanlar tarafından ifade ediliyor.
Dezenformasyonla ilgili düşüncelerini ifade eden Yapık, “Dezenformasyon yeni bir sorun değil ancak dijital çağla birlikte hızı ve etkisi katlanarak arttı. Eskiden yanlış bilgi sınırlı bir çevrede dolaşırdı. Bugün birkaç dakika içinde milyonlara ulaşabiliyor. Türkiye’de ve dünyada dezenformasyonla mücadele konusunda bazı adımlar atıldı. İletişim Başkanlığı bünyesinde 2022 yılında Dezenformasyonla Mücadele Merkezi de oluşturuldu. Ancak hâlâ reflekslerimiz savunma aşamasında, proaktif bir sistem tam anlamıyla oturmuş değil” sözlerini kaydetti.
Toplumsal farkındalığın etkisine dikkat çeken Yapık, “Bence 3 temel sorun var. İlki, hızlı yayılım-yavaş düzeltme. Yanlış bilgi saniyeler içinde yayılıyor, düzeltme ise çoğu zaman aynı etkiyi yaratmıyor. İnsan psikolojisi, ilk duyduğu bilgiyi daha kalıcı kabul ediyor. İkincisi, sosyal medya algoritmaları. Duygusal, öfke uyandıran veya sansasyonel içerikler daha hızlı yayılıyor. Bu da manipülatif içeriklere avantaj sağlıyor. Üçüncüsü, medya okuryazarlığı eksikliği. Toplumun önemli bir kısmı haber ile yorum arasındaki farkı ayırt etmekte zorlanıyor” sözlerini kullandı.

Dezenformasyonla mücadele bilincinin nasıl kazanılabileceği ve neler yapılabileceğini de anlatan Yapık, “Peki ne yapılabilir? Gazetecilik iç disiplinini güçlendirmekle başlamak lazım. Haber merkezlerinde -özellikle internet siteleri- teyit mekanizmaları daha sistematik hale getirilmeli. ‘Yetiştirelim, sonra düzeltiriz’ anlayışı terk edilmeli ardından dijital doğrulama eğitimleri verilmeli. Çünkü gazeteciler artık sadece kalemle değil; açık kaynak araştırması, görsel doğrulama, veri analizi gibi alanlarda da eğitim almalı. Bir diğer önemli detay medya okuryazarlığı eğitimi. Bu sadece gazetecilerin değil, toplumun da meselesi. Okullarda erken yaşta dijital okuryazarlık eğitimi şart. Şeffaflık da önemli. Yanlış yapıldığında açıkça düzeltmek güveni artırır. Kurumların özür ve düzeltme kültürünü geliştirmesi gerekiyor” diyerek güçlü sistemler kurarak önemli gelişmeler sağlanabileceğini vurguladı.
Yapık, “20 yıl önce yanlış bilgi daha çok kulislerde dolaşırdı. Bugün ise dijital ortamda organize ve sistematik bir hal aldı. Bu yüzden gazetecilik artık sadece haber üretme mesleği değil; aynı zamanda bilgi kirliliğiyle mücadele mesleği haline geldi” sözleriyle gazeteciliğin bu handikabından da söz etti.




