Haber: Merve Kutan
Editör: Sena Sandıkçı
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi)- Günümüzde yapay zekâ destekli içerik üretiminin artması, dezenformasyon ve kişisel verilerin korunması gibi konular gazetecilik mesleği açısından yeni hukuki tartışmaları doğurdu. Avukat Çağla Çinili, gazetecilerin hukuki sorumluluklarına dair bilgiler İletim Gazetesine aktardı.
Avukat Çağla Çinili yapay zekâ ve dezenformasyon çağında gazetecilerin hukuki sorumluluklarını anlattı.
Gelişen ve değişen bu çağda gazetecilik mesleğinin de kodları değişti. Bu değişime ayak uyduranların ilerleyebileceği bu düzende hukuki sorumluluk hakkında bilgi sahibi olmak önemli.
“İşini yapan kişinin liyakat sorumluluğu vardır”
Günümüzde yapay zekâ ile üretilen yanlış haberlerin hukuki bir boyutu var. Yanlış haber ister bilerek yapılmış olsun ister fark edilmeden yapılmış olsun sonuçları büyük sorumluluklar doğurur. Yapılan yanlışın sorumluluğunu haberi yapan ve yayınlayan kişiye ait olduğunu söyleyen Çinili, “İşini yapan kişinin liyakat sorumluluğu vardır ve yanlış haber yaymak etik değildir” dedi.

Dezenformasyonla mücadele de hukuk
Dezenformasyonun yol açtığı hukuki sorunlar ise en çok mücadele edilen hususlardan biri. Çinili, dezenformasyon hakkında şu sözleri kullandı:
“Herkesin her şey olabildiği bir çağda yaşıyoruz. İşinin ehli insanlar işlerini yapamıyor, yaptırmıyorlar. Dezenformasyon burada gündeme geliyor. Hukuki olarak gördüğümüz en büyük problem bence insanların kanunların toplumu düzenlemek ve uyum yaratmak, mazlum olanı korumak, ihtiyaç sahibi olan kişiyi toplumun diğer kesimlerinin sosyal şartlarına gelene kadar desteklemek olduğunu unutmaları. Kanunlar kırık kemiği yamamak için kullanılıyor artık. Kemikler kırılmasın diye uğraşılmıyor.”
Toplumsal fayda her şeyin üstünde gelir
Kişisel verilerin korunması kanunu (KVKK) kapsamında, gazetecilerin veriyi ve bilgiyi işleme sınırları var. Habercinin her şeyi değil, yararlı olanı, topluma faydası dokunacak bilgiyi yayınlaması gerekir. Çinili, KVKK bakımından gazetecilerin kişisel veri işleme konusunda tamamen serbest olmadığını belirterek; “Basın ve ifade özgürlüğü nedeniyle yalnızca sınırlı ve koşullu bir istisna söz konusudur. 6698 sayılı kanunun 28. maddesi, gazetecilik faaliyeti kapsamında yapılan veri işlemlerinde kanunun uygulanmayabileceğini öngörse de bu durum otomatik bir muafiyet anlamına gelmez” dedi.
Çinili, “Haber içeriğinin gerçek bir kamu yararı taşıması, kullanılan kişisel verilerin haberle doğrudan bağlantılı ve ölçülü olması ve özel hayatın gizliliğine gereksiz müdahale içermemesi gerekir. Özellikle sağlık, cinsel hayat ve ceza geçmişi gibi özel nitelikli kişisel veriler, ancak istisnai hâllerde ve kamuoyunu ilgilendiren açık bir zorunluluk varsa gündeme getirilebilir. Aksi hâlde gazeteciler, KVKK istisnasına dayanıyor olsalar dahi kişilik haklarının ihlali, tazminat sorumluluğu ve ceza hukuku yaptırımlarıyla karşılaşabilir. Bu nedenle gazetecilikte esas olan, ‘yayınlanabilirlik’ değil, kamu yararı ile bireyin özel hayatı arasındaki dengenin korunmasıdır” sözlerini kullanarak toplumsal faydaya dikkat çekti.

Haberin hak ihlaline dönüşmesi
KVKK ihlali iddiasıyla gazetecilere açılan pek çok dava var. En sık karşılaşılan sorunları Çinili şu sözlerle açıkladı:
“KVKK ihlali iddiasıyla gazetecilere açılan davalarda en sık karşılaştığım sorun, basın özgürlüğü ile kişisel verilerin korunması arasındaki dengenin somut olayda doğru kurulamamasıdır. Uygulamada tartışma çoğu zaman haberin gerçekten kamu yararı taşıyıp taşımadığı ve paylaşılan kişisel verinin haber için zorunlu olup olmadığı noktasında yoğunlaşıyor. Özellikle kişinin adı, fotoğrafı, adresi, sağlık durumu ya da aile hayatına ilişkin ayrıntıların, haberle doğrudan ilgisi olmadığı hâlde metne eklenmesi ciddi risk yaratıyor.”
Sıkça karşılaşılan bir diğer problemden bahseden Çinili, bunun mahkeme dosyası veya soruşturma evraklarının olduğu gibi yayımlanması olduğunu ifade etti.
Jargona hakim olmayan gazeteci zorlanır
Bir gazetecinin haber yaparken ve mesleği icra ederken dikkat etmesi gereken hukuki sorumlulukları hakkında jargonu bilmeyen gazetecinin zorlanacağını belirten Çağla Çinili, ”Hukuki bir konu hakkında yazan herkesin bir avukattan danışmanlık alması gerek. Jargonu bilmemek çok tehlikeli çünkü hukuk, yazılıdır. Çerçevesi yazılı olmayan hukuk tehlikelidir, eğilir, bükülür, manipüle edilir. Bunun önüne yazılı hukukla geçebiliyoruz. Kazuistik yani aşırı yazılı kanunların sorunu da kendilerince bir lisana sahip olmaları. A olan şeye B olan şeyin niteliğini yedirirsek, bir gazeteci olarak bunu yaparsak önüne geçilmesi korkunç zor bir algı yaratırız” diyerek her gazetecinin hukuki dile ve kurallara hakim olmasına dikkat çekti.





