Haber: Ebrar Süeda Ünalan
Fotoğraf: Zeynep Yolhan Şeflek
Editör: Özgür Recep Kocaoğlu
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) Yazılı basının dijitalleşmesiyle beraber haberlere olan güvenin azaldığı görüldü. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aslı Yapar Gönenç, dijitalleşmeyle beraber değişen medyayı İletim Gazetesi’ne anlattı.
Reuters Enstitüsü tarafından yapılan araştırmaya göre, dünya genelinde haberlere güven oranı yaklaşık yüzde 40 seviyesine geldi. Türkiye’de bu oranın yüzde 35 olduğu belirtildi. Araştırmalar, kullanıcıların özellikle sosyal medya ve dijital platformlarda yayılan yanlış bilgi nedeniyle geleneksel medya kuruluşlarının daha güvenilir görüldüğünü gösterdi. İstanbul Üniversitesi (İÜ) İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aslı Yapar Gönenç, dijitalleşmeyle birlikte medyada oluşan değişimler hakkında görüşlerini İletim Gazetesi’ne anlattı.

Haberde teyitin önemi
Reuters Enstitüsü’nün 2025 Dijital Haber Raporu verilerine göre, küresel ölçekte katılımcıların yüzde 58’inin internetteki haberlerin doğruluğunu ayırt etmekte zorlandığı belirtildi. Türkiye’de yapılan çalışmalarda ise internet kullanıcılarının yüzde 60’ının internette neyin gerçek, neyin sahte olduğu konusunda ciddi endişe yaşadığına ulaşıldı.
Bu konuyla ilgili basılı gazetelerde haberlerin teyit edildiğine değinen Gönenç, haberin en az 3 kaynaktan teyit edilmesi gerektiğini aktardı. Dijitalde kaynağın vatandaş olduğunu anlatan Gönenç, yanlış paylaşımlarla kamuoyunun manipüle edilebileceğini vurguladı.
Gönenç, basılı gazetenin ‘yavaş gazetecilik’ olarak tanımlanmasının kaynaklara başvurup sindirerek yapılmasından kaynaklandığını söyledi. Uzmanlara danışılması için yavaş gazeteciliğin avantaj olduğunu anlatan Gönenç, her haberin bu şekilde yapılmasına gerek olmadığını aktardı.

Dijitalleşen medyada haber atıştırması
Araştırmalar, dijital ortamda haber tüketiminin genellikle kısa ve sık oturumlar halinde gerçekleştiğini gösterdi. Digital Journalism dergisinde yayımlanan bir çalışma, akıllı telefonlarda haber okumanın diğer platformlara göre daha kısa sürdüğünü gösterdi. Bu durumun literatürde ‘haber atıştırması’ olarak tanımlandığı aktarıldı.
Gündemde olan olayların fazlalığına değinen Gönenç, haberlerin sindirerek okunmadığını belirtti. Haberdeki duyguların insanları etkilemediğini aktaran Gönenç, “Çok fazla olay olduğu için orada yaşanan dehşet veya üzüntü bizi sarmıyor” ifadelerini kullandı.
Basılı gazetelerin ön planda olduğu zamanlarda da durumun farklı olmadığından bahseden Gönenç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bundan önce de annelerimizin, babalarımızın aldığı gazeteyi bütün gün alıp sayfa sayfa satır satır okuyan bir nesil yoktu. Genelde başlıklara bakılıp geçilirdi. Şimdi dijitalde yani kaydırarak yaptığımızı o zaman da sayfaları çevirerek yapıyorlardı. Aslında bu durum tüketim toplumuna dönüştüğümüzden beri böyle.”
Doğrulama mı, hız mı?
Columbia Üniversitesi’nde yapılan araştırma, dijital medya ortamında gazetecilerin okuyucu verilerini anlık olarak takip edebildiği için haber seçiminin giderek daha fazla veri odaklı hale geldiğini belirtti. Ayrıca araştırmalar, haberi ilk veren olmak için haber değerinde ‘doğrulama’ yerine ‘hız’ kavramının öne çıktığını gösterdi.
İlginç ve dikkat çekici olayların dijitalleşme sayesinde önümüze geldiğini belirten Gönenç, uzak ülkelerde olsa bile birçok habere anında ulaştığımızı söyledi. Bunların yanında teyit etme ve araştırmanın yetersiz kaldığından bahseden Gönenç, önümüze gelen haberlerin doğruluğuna bakılması gerektiğini vurguladı.

Çeşitliliğin artmasıyla kişiselleşen içerik
Public Opinion Quarterly dergisinde yayımlanan bir araştırma, sosyal medya ve arama motorları üzerinden haber tüketen kullanıcıların daha dar bir içerik yelpazesiyle karşılaşabildiğini gösterdiğini aktardı. Bu durumun ‘filtre balonu’ olarak tanımlandığı belirtildi.
Türkiye’de tek kanal yayını olduğu zamanlarda bütün haberlere ulaşıldığını söyleyen Gönenç, daha çok konu hakkında bilgi sahibi olduklarını anlattı. Çeşitliliğin artmasıyla birlikte insanların ilgilendikleri şeyleri takip ettiğini belirten Gönenç, sosyal medya algoritmanın da bu yönde çalıştığından bahsetti.
UNESCO’ya göre medya okuryazarlığı, bireylerin haberleri eleştirel biçimde değerlendirebilmesini ve farklı kaynakları karşılaştırarak bilgiye ulaşabilmesini sağlayan önemli bir beceri olarak görülüyor. Medya okuryazarlığının önemine değinen Gönenç, haberlerin nasıl tüketilebileceğini öğrenmek gerektiğinden bahsetti.
Dijitallin basına etkisi
Dünya Gazeteler ve Haber Yayıncıları Birliği verilerine göre, son 20 yılda birçok ülkede basılı gazete tirajlarında düşüş görülürken dijital haber tüketimi hızla arttı.
Belirli bir kitlenin basılı gazete okumaya devam edeceğini söyleyen Gönenç, kağıdın pahalılığının da basılı gazete için olumsuz bir etken olduğunu anlattı. Basılı gazetenin arşivlerde kalmasının önemine değinen Gönenç, dijitalin arşiv açısından tehlikeli olduğunu vurguladı.

“Dijitali iyi bileceğiz”
Gazetecilik öğrencilerine tavsiye veren Gönenç, sözlerine şöyle sonlandırdı:
“Yapay zekâyı kullanmayı iyi bilmeniz gerekiyor ama biz yapay zekâyı kullanacağız, yapay zekâ bizi değil. İstatistiklere ulaşmak, tablo oluşturmak için kullanabiliriz. Dijitali çok iyi bileceğiz. Dijital mecrada nasıl yayıncılık yapacağımızı bileceğiz ama bu arada gelenekselin o etik ilke ve değerlerini de unutmayacağız. Yani aslında yazılı basında ne yapıyorsak, yazılı basın için ne anlatıyorsak hepsini dijital basına da uygulamalıyız.”




