Haber: Telli Demet Kirlibal
Fotoğraf: Merve Kutan
Editör: Melek Öztürk
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – İstanbul Üniversitesi’nde 30 yıldır görev yapan marangoz Sinan Korkmaz; meslek hayatını, üniversite yıllarını, marangozluk zanaatinin değişim sürecini ve tecrübelerini İletim Gazetesine aktardı.
Marangoz Sinan Korkmaz, çıraklıktan yüksekokul diplomasına uzanan ilham verici eğitim mücadelesini ve geleneksel marangozluğun dijital çağdaki dönüşümünü İletim Gazetesi’ne anlattı.
Mesleğe ilk adım ve eğitim tutkusu

Çocukluğunda elektronik eşyalara ve yeni çıkan aterilere büyük bir merakı olduğunu belirten Korkmaz, ortaokul birinci sınıfta okulu bırakarak, babasının yönlendirmesiyle bir marangozun yanında çıraklığa adım attığını ifade etti. Askerlik öncesinde kafasında hep üniversitede öğrenci olmak hayalinin yattığını söyleyen Korkmaz, yıllar sonra İstanbul Üniversitesi bünyesinde işe başladıktan sonra açık liseden mobilya bölümünü bitirerek teknisyen diploması aldığını, ardından Orman Meslek Yüksekokulu’na kayıt yaptırdığını aktardı.
Eğitim sürecinin kolay olmadığını, derslere gidemediğini ve sınav dönemlerinde çok zorlandığını belirten Korkmaz, o dönem birlikte çalıştığı mesai arkadaşı Eyüp Usta’nın kendisine büyük destek olduğunu ve onun sayesinde okulu bitirebildiğini şu sözlerle anlattı:
“Burada bir marangoz arkadaş vardı, emekli oldu. O olmasaydı üniversiteyi bitiremezdim. Onun desteği çok oldu. Sınavlara gitmek gelmek belli bir yaşın üstündeysen, yoruyor, tüketiyor. ‘Git’ dedi, fırçaladı beni. O olmasaydı bitiremezdim.”
Zanaatın zorlukları ve incelikleri

Mesleğinin en keyifli yanının insanlarla birebir iletişim kurmak olduğunu aktaran Korkmaz, “Mesela müşterinin bir talebi var diyelim, evine bir dolap ihtiyacı hissediyor isteyen kişiyle oturup onu tasarlamak, hayal etmek ve o hayali gerçeğe kendi yorumumla dökebilmek bana çok keyif veriyor” ifadelerinde bulundu.
İşini severek yaptığını ifade eden Korkmaz, “Keyif almadan olsaydı zaten 30 yıl olmazdı” diyerek yapılan işte keyif alınmazsa verim de alınamayacağını vurguladı. Mesleğinin en zor yanlarından birinin ise ağır malzemelerle bedenen çalışmak olduğunu aktaran Korkmaz, marangozluğun emeğe dayalı bir iş olduğunu belirtti.
Hiç unutamadığı bir projesinin eski bir binanın ahşap doğramalarını yenilemek olduğunu belirten Korkmaz, antikaya benzer bu tarz özel işleri yaparken büyük bir keyif aldığını dile getirdi.
Teknoloji ve seri üretimin etkisi
Günümüz teknolojisinin ve dijital üretim araçlarının geleneksel marangozluğu büyük ölçüde değiştirdiğini söyleyen Korkmaz, seri üretimin el işçiliğinin maliyetini ve değerini azalttığını aktardı. Korkmaz, “Eskiden bir dolap ömürlük yapılırdı. Şimdi ise 3-5 yıllık mobilyalar üretiliyor. Seri üretim, marangozun işçilikten elde ettiği kazancı düşürdü ancak mobilyayı tüketici için daha ucuz ve ulaşılabilir kıldı. Ben el işçiliğinin artık ölmesi ve yerini gelişime bırakması gerektiğini düşünenlerdenim” diyerek ahşap el işçiliğinin artık sanatsal düzeyde kaldığını ve günümüz ihtiyaçlarını karşılayamadığını belirtti.
Türkiye’nin mobilya sektöründe uluslararası alanda önemli bir üretici konumunda olduğunu da sözlerine ekledi.
Gençlere tavsiye: Heybenizi doldurun
Hayat boyu kendini geliştirmenin önemine vurgu yapan Korkmaz, dürüstlük ve ahlakın meslekteki en büyük rehberi olduğunu söyledi. Ustasından dürüstlüğü ve işi düzgün yapmayı öğrendiğini belirten Korkmaz, üniversite öğrencilerine şu tavsiyelerde bulundu:
“Okuduğunuz dönemi çok iyi değerlendirin. Siz kendinizi, heybenizi doldurmaya bakın. Gözünüz açık olsun, her taraftan bilgi edinin ve kendinizi yetiştirin”
