Tavukkarası: “Karanlık çöktüğünde herkes kendi gerçekleriyle yüzleşir.”

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Haber: Berk Balcı

Fotoğraf: Berk Balcı

Editör: Nazlı Aygen

İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – Yapımcılığını İstanbul Üniversitesi mezunu M. Kerem Kurtuluş’un üstlendiği, TRT ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenen “Tavukkarası” filminin yönetmeni Muhammet Emin Altunkaynak, İletim Gazetesi’ne konuştu.

Yapımcılığını İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi 2013-2014 eğitim yılı mezunu M. Kerem Kurtuluş’un üstlendiği, Manisa’nın Akhisar ilçesinde geçen ve başrollerini Emir Ali Doğrul ile Ayaz Gülşen’in paylaştığı ‘Tavukkarası’¹ filminin yönetmeni Muhammet Emin Altunkaynak, filmin çekim ve yaratım süreci hakkında bilgiler verdi.

Yönetmen Muhammet Emin Altunkaynak ve Yapımcı M. Kerem Kurtuluş

Bir “görünür olma” hikayesi

Muhammet Emin Altunkaynak, filmin yazım süreci için oturduğunda çıkış noktasının bir “görünür olma” hikâyesi olduğunu; zaman içerisinde ise çocukluk ile ergenlik arasındaki o kırılgan eşikte duran iki kardeşin hikâyesine götürdüğünü, hastalık, rekabet, kıskançlık ve görünür olma meselesini daha minimal ve atmosferik bir anlatımla ele aldığını aktardı.

Tavukkarası

Altunkaynak, filmi isimlendirme sürecini “Merkezinde halk arasında “tavukkarası”¹ olarak bilinen gece körlüğü yer alıyor. Filmde hastalık yalnızca biyolojik bir durum olarak değil, aynı zamanda kıskançlık ve rekabetin bir metaforu olarak da karşımıza çıkıyor. Filmin adı da doğrudan buradan geliyor” cümleleriyle belirtti.

Yapımcı M. Kerem Kurtuluş, Emre Akbulut ve Yönetmen Muhammet Emin Altunkaynak

Hikâyeyle mekân arasında güçlü bağ

Mekânk seçimini yaparken dikkat ettiği unsurları Altunkaynak, “Hikâyeyle mekân arasında güçlü bir bağ kurmak istedim. Akhisar ve çevresini seçmemin asıl sebebi, bölgenin hikâyenin dünyasına çok doğal bir şekilde oturmasıydı. Çocukların yaşadığı çevrenin yapay ya da sonradan oluşturulmuş gibi görünmesini istemedim. Bunun benim için kişisel bir tarafı da var. Çünkü doğup büyüdüğüm şehir Akhisar. Bölgeyi yakından tanımak, insanların gündelik hayatına, mekânların dokusuna ve atmosferine aşina olmak, filmin dünyasını kurarken bana önemli bir avantaj sağladı. Film başka bir yerde de çekilebilirdi elbette. Ama Akhisar’ın kendine has dokusunun hikâyeye çok değerli bir ruh kattığına inanıyorum” sözleriyle ifade etti.

Zorluklarla gelen başarı

Filmin çekimlerini 5 günde tamamlayan Altunkaynak, çekimler sırasında bir kısa film için mekân sayısının oldukça fazla olduğunu, bu nedenle neredeyse her gün iki ayrı lokasyonda çalışmak durumunda kaldıklarını ve büyük bir ekip olmalarına rağmen “Ekip arkadaşlarımızın tecrübesi ve özverisi sayesinde süreci başarıyla tamamladık” şeklinde iletti.

En hassas konu ‘ışık kullanımı’

Mekân sayısının fazlalığının yanında, filmin merkezinde karanlık ve görme problemi olduğu için ışık kullanımının hassaslığına değinen Altunkaynak, “Karanlığı sadece görüntüyü karartan teknik bir unsur olarak değil, hikâyenin doğrudan bir parçası olarak ele almak istedik. Hem atmosferi korumak hem de seyircinin karakterleri rahatça takip edebilmesini sağlamak ciddi bir denge gerektirdi” diyerek vurguladı.

Oyuncu Ayaz Gülşen

Kağıt üstünden gerçek dünyaya

Çekimler esnasında senaryo aşamasında zihninde kurduğu karakterlerin ve mekânların yavaş yavaş gerçek bir dünyaya dönüşmesinden keyif aldığını söyleyen Altunkaynak, kağıt üzerindeki bir fikrin sette oyuncuyla, mekânla ve ışıkla birleştiği anlardan heyecan duyduğunu ve ekibin sette keyif alarak çalışmasının önemi üzerine, “Birbirini tamamlayan bir dişlinin çarkları gibiydiler. Herkes işini yaparken aynı zamanda eğlenebiliyordu, bunun sete ve filme de olumlu bir şekilde yansıdığını düşünüyorum. Bu açıdan benim için oldukça keyifli bir süreçti” dedi.

“Asıl mesele yüzeyin altında”

Altunkaynak ‘Tavukkarası’¹ filmine ilk bakışta iki kardeşin aynı kıza ilgi duyması üzerinden ilerleyen bir rekabet hikâyesi gibi görünebileceğini ancak filmin asıl meselesinin biraz daha bu yüzeyin altında yattığının altını çizdi.

Oyuncu Emir Ali Doğrul

Yarım kalmış hikâyelerden yönetmenliğe yolculuk

Yönetmen olma sürecinden bahseden Muhammet Emin Altunkaynak, varoş sayılabilecek bir mahallede büyüdüğünü; çocukluk arkadaşlarının hayatlarını değiştirmek için yapmak istedikleri şeyleri ve kurdukları hayalleri anlattıklarını, bunların çoğu zaman yarım kalmış hikâyeler olduğunu ve yatağa girdiğinde o hikâyeleri kendi zihninde tamamlamaya çalıştığını, bu durumun da farkında olmadan senaryo yazımı konusunda kendisini eğittiğini düşündüğünü söyleyerek sözlerini, “Zamanla sadece film izlemek ya da teorik olarak sinemayla ilgilenmek bana yetmemeye başladı. Kendi hikâyelerimi anlatma arzusu giderek daha baskın hâle geldi. Özellikle insan davranışlarının arkasındaki nedenler, aile ilişkileri ve insanın kendisiyle olan mücadelesi öteden beri ilgimi çekiyordu. Yönetmenlik de benim için bütün bu meseleleri görsel bir dille ifade edebilmenin en güçlü yollarından biri oldu. Bu yüzden ‘bir gün aniden yönetmen olmaya karar verdim’ demek yerine, zaman içerisinde bunun benim için en doğru ifade biçimi olduğunu fark ettiğimi söyleyebilirim” şeklinde tamamladı.

Genç sinemacılara tavsiyeler

Sinema alanında üretim yapmanın oldukça zor olduğu bir şehirde film üretmeye çalıştığını, bu nedenle başka birilerinin 5 birim emekle yaptığı bir şeyi bazen 10-15 birim emek vererek yapmak zorunda kaldığını söylüyor Altunkaynak. Kendini bu tempoya hazır tuttuğunu ve planlama konusunun önemini, bu planlarda oluşan aksaklıkları ise hızlı bir şekilde güncelleyerek yola devam edilmesini, “Bazen şartların uygun olmasını beklemek yerine, mevcut şartlar içerisinde üretmenin yollarını aramak gerekiyor” şeklinde vurguladı.

Yürekten teşekkür

Yönetmen Altunkaynak, röportajı “Öncelikle bu filmin hayata geçmesinde emeği olan bütün ekip arkadaşlarıma, bize destek veren kurum ve kişilere yürekten teşekkür etmek isterim. Bir filmin asla tek bir kişinin eseri olmadığına inanıyorum. Ekranda izlediğiniz her ayrıntının arkasında büyük bir ekip çalışması ve ortak bir emek var. Tavukkarası¹ da bizim için böyle bir ortak emeğin sonucu. Ayrıca çekimler boyunca yanımızda olan Akhisar halkının ilgisi ve misafirperverliği bizim için çok kıymetliydi. Umarım Tavukkarası¹, seyircide karşılık bulan, üzerine düşünülebilecek ve izleyicinin zihninde bir süre kalabilecek bir hikâye olur” cümleleriyle noktaladı.

 

(¹)Tavuk karası (halk arasında bilinen adıyla gece körlüğü veya tıbbi adıyla Retinitis Pigmentosa), gözün arka kısmındaki retina tabakasında yer alan ve loş ışıkta görmeyi sağlayan hücrelerin bozulmasıyla ortaya çıkan bir görme problemidir.  (Kaynak: Memorial Sağlık Grubu)

Tavukkarası: “Karanlık çöktüğünde herkes kendi gerçekleriyle yüzleşir.”
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.