Haber: Emir Uygur
Fotoğraf: Aslı Şimşek, Şevval Yazıcı
Editör: Özgür Recep Kocaoğlu
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi’nde Darülfünun Söyleşileri kapsamında “İstanbul Üniversitesi’nde Dönüşüm” söyleşisi gerçekleştirildi.
İstanbul Üniversitesi’nin (İÜ) organize etttiği Darülfünun Söyleşileri’nde yeni dönem “İstanbul Üniversitesi’nde Dönüşüm” başlık söyleşi ile başladı. Merkez Kütüphane’de gerçekleştirilen programın konuşmacıları İÜ Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar ile rektör yardımcıları Prof. Dr. Levent Şahin, Prof. Dr. Cemil Kaya, Prof. Dr. Rabia Nergiz Dağoğlu Sakin ve Prof. Dr. Mehmet Adak oldu.
“Üniversiteler bilgiyi anlamlandıran kurumlara dönüştü”
Üniversitelerin değişen sorumluluklarına değinen Zülfikar, hayat boyu öğrenmenin sürdürülebilir kılınması, ulusal ve küresel kalkınmaya katkı sağlanması, girişimciliğin desteklenmesi ve yeni kaynakların oluşturulması gibi görevlerin yükseköğretim kurumlarının sorumluluk alanını genişlettiğini belirtti.
Yapay zekâ çağında üniversitelerin rolünü değerlendiren Zülfikar, “Üniversite, bilgiyi aktaran kurum olmaktan çıktı. Bilgiyi süzen, anlamlandıran, sınayan ve topluma faydalı hâle getiren bir kurum hâline geldi” ifadelerini kullandı. Zülfikar, bu dönüşümün öğretim üyelerinin görevlerini de değiştirdiğini ve akademisyenlerin bilgi aktarmanın yanı sıra öğrencilerin bilimsel düşünme ve muhakeme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olmaları gerektiğini vurguladı.

Bugünün kararı, yarını şekillendiriyor
İÜ’nün dönüşüm sürecini 8 başlık altında ele aldıklarını belirten Zülfikar, öğrenme modellerinin yenilenmesi, çığır açıcı araştırmaların desteklenmesi, toplumsal katkının artırılması, sağlık sisteminde dönüşüm, fiziksel mekanların geliştirilmesi, insan kaynağının güçlendirilmesi, finansal yönetim ve akademik iletişim sisteminin oluşturulmasının öncelikli alanlar arasında yer aldığını aktardı.
Üniversitelerde bugün alınan kararların gelecek nesiller üzerinde belirleyici etkisi bulunduğunu vurgulayan Zülfikar, bugün verdikleri her müfredat, program ve akademik kadro kararının geleceği şekillendirmede etkili olacağını belirtti. Diplomanın yalnızca bir mesleğe giriş belgesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Zülfikar, üniversite eğitiminin öğrencilere öğrenmeyi öğrenme, bilimsel muhakeme ve toplumsal sorumluluk bilinci kazandırması gerektiğini kaydetti.

“Öğrenilen bilgi davranışa dönüşmeli”
Eğitimin başarısının yalnızca bilgi aktarımıyla ölçülemeyeceğini belirten Şahin, öğrenilen bilgilerin davranış değişikliğine dönüşmesi gerektiğini vurguladı. Şahin, bu dönüşümün sağlanabilmesi için eğitim süreçlerinin bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasının önem taşıdığını ifade etti. Üniversite eğitiminin öğrencilerin daha iyi yaşam ve iş olanaklarına ulaşmasına katkı sağlaması gerektiğini belirten Şahin, eğitim sistemindeki değişimin toplumsal refah açısından da önem taşıdığını dile getirdi.

“Üniversiteler halka açık olmalı”
Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethettikten sonra halkın ihtiyaçlarını karşılaması ve devletin refah içinde yaşaması için eğitime önem verdiğini vurgulayan Adak, “Fatih Sultan Mehmed şehre girdikten bir gün sonra Ayasofya’da medreseyi, 10 yıl sonra ise Fatih’teki medreseyi kurdu” hatırlatmasında bulundu. Adak, İÜ’nün temellerinin bu amaç doğrultusunda atıldığını ifade etti. Üniversitelerin halka ait olduğunu söyleyen Adak, yurtdışındaki üniversitelerde herkesin kimlik sormaksızın kampüse alındığını ancak Türkiye’deki üniversitelerde böyle bir durum olmadığını aktardı. İÜ’de ise Açık Kapı, Açık Bilim vizyonunu benimsediklerini dile getiren Adak, kapılarının herkese açık olduğunu söyledi.

Üniversitenin idari işleyişi yeniden düzenleniyor
Yönetmelik ve yönerge komisyonunun çalışmalarına değinen Kaya, üniversitenin idari işleyişini düzenleyen metinlerin hazırlanmasının kurumsal gelişim açısından önem taşıdığını vurguladı. Yaklaşık 2 buçuk yıldır komisyon çalışmalarını yürüttüğünü belirten Kaya, bu süreçte yeni yönetmelik ve yönergelerin hazırlandığını, yürürlükte bulunmayan düzenlemelerin de gözden geçirildiğini ifade etti. Yürütülen çalışmaları “Üniversitenin anayasaları” olarak tanımlayan Kaya, İÜ’nün İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa ile ayrılmasının ardından yürürlükte kalan bazı düzenlemelerin de incelendiğini belirtti. Kaya, artık uygulanmayan ve İÜ adına kayıtlı bulunan metinlerin ilgili kurumla iletişim kurularak kaldırıldığını aktardı.

Sağlıkta yapay zekâ her vakayı tanıyabilir mi?
Yapay zekânın sağlık üstündeki etkilerini hakkında konuşan Sakin, yapay zekânın ilk girdiği alanlardan birinin görüntüleme ve yorumlama temelli radyoloji alanı olduğunu belirtti. Yaklaşık 15 yıl önce yapay zekâ nedeniyle radyoloji bilim dalının ortadan kalkacağı yönünde değerlendirmeler yapıldığını aktaran Sakin, aradan geçen zamana rağmen radyolojinin varlığını sürdürdüğüne dikkat çekti. Sakin, bu durumun nedenlerinin anlaşılması için yapay zekâ sistemlerinin çalışma biçiminin incelenmesi gerektiğini belirtti. Özel şirketlerin sunduğu uygulamalar üzerinden yapılan denemelerde mamografi görüntülerinin sistemlere yüklendiğini ve sonuçların değerlendirildiği aktaran Sakin, bu süreçte kullanıcıların sisteme sağladıkları verilerin yapay zekânın eğitimine katkı sunduğunu ifade etti. Ancak standart verilerle eğitilen sistemlerin nadir vakaları belirleme konusunda yetersizliğine işaret eden Sakin, bu durumu ‘’siyah kuğu’’ kavramıyla açıkladı.

Söyleşi fotoğraf çekimlerinin ardından son buldu.

