Şehrin Gürültüsünden Doğanın Kalbine Trekking

trekking
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Haber: Merve Kutan
Editör: Özgür Recep Kocaoğlu

İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – Doğayla iç içe vakit geçirmek ve fiziksel sınırlarını keşfetmek isteyenlerin ilgi gösterdiği trekking, bir spor etkinliğinin ötesinde keşif ve dayanıklılık deneyimi sunuyor.

Trekking, doğada kilometrelerce yol katetmenin ötesinde, dayanıklılığı ve keşfetme duygusunu bir araya getiriyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinde 28 yıl boyunca görev yapmış ve 2023 yılında öğretmenlikten emekliliğe ayrılmış Kamptrek Doğa Sporları Rehberi Erol Geygel, doğa yürüyüşlerine artan ilgiyi ve bu sporun inceliklerini İletim Gazetesi’ne anlattı.

Kamptrek Doğa Sporları Rehberi Erol Geygel
Kamptrek Doğa Sporları Rehberi Erol Geygel

Doğa sporlarıyla şekillenen bir yaşam

Trekking sporuna 2002 yılında izcilikle başladığını belirten Geygel, “Doğada yürümek, yeni rotalar keşfetmek ve insanları doğayla buluşturmak hayatımın önemli bir parçası hâline geldi. 2012-2016 yılları arasında YUDOSK bünyesinde 120’den fazla etkinlikte yer aldım. 2017 yılında 21 arkadaşımla İstanbul Doğa Sporları Kulübü’nün kuruluşunda yer aldım. 2018 yılından itibaren de eşim Meltem Geygel ile birlikte Kamptrek Doğa Sporları Grubu bünyesinde etkinlikler düzenliyorum” ifadelerini kullandı.

Geygel, “Benim için doğa yürüyüşü yalnızca bir spor değil; insanlarla bağ kurmanın, yeni yerler keşfetmenin ve hayatı daha yakından tanımanın bir yolu. Öğretmenlikte edindiğim deneyimi bugün doğada insanlarla paylaşmaya devam ediyorum” sözleriyle bu sporun mesleğiyle bir bağ kurduğunu dile getirdi.

Trekking ile kendini yeniden keşfetmek

Geygel, trekkingi “Doğal alanlarda, ormanlarda, dağlarda, yaylalarda ve belirlenmiş ya da keşfedilmiş patikalarda gerçekleştirilen uzun mesafeli doğa yürüyüşü” sözleriyle açıkladı.

Bu sporun çok yönlü bir doğa sporu olduğunu aktaran Geygel, “Trekking, yalnızca bir noktadan diğerine ulaşmak değildir. Yol boyunca doğayı gözlemlemek, bulunduğumuz coğrafyayı tanımak ve kendimizi keşfetmek de bu sporun önemli parçalarıdır. Trekking fiziksel dayanıklılığı geliştirir, kasları güçlendirir ve kişinin kondisyonuna katkıda bulunur. Bunun yanında zihinsel olarak rahatlamayı, günlük hayatın stresinden uzaklaşmayı ve insanın kendisine zaman ayırmasını sağlar” sözlerini kaydetti.

Trekking sporunun ipuçları

Rotaların genellikle mevsime, hava koşullarına, katılımcıların deneyimine ve parkurun zorluk derecesine göre belirlendiğini vurgulayan Geygel, “İstanbul ve çevresinde Aydos, Beykoz, Yuvacık ve Kocaeli çevresindeki ormanlık alanlar önemli yürüyüş bölgelerimiz arasında. Daha uzun etkinliklerde ise Likya Yolu, Karadeniz yaylaları, Artvin ve Rize çevresindeki vadiler ve dağlık bölgeler, Bolu ormanları ve Ege’nin doğal güzellikleri ilgimizi çekiyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin farklı yerlerinde etkinlikler düzenlediklerini söyleyen Geygel, “Benim için bir rotayı değerli kılan yalnızca kilometresi veya rakımı değildir. Doğal güzellikleri, coğrafyanın karakteri, parkurun sunduğu deneyim ve grubun o rotada yaşadıkları da önemlidir” sözlerini dile getirdi.

Keşfedilmeyi bekleyen yürüyüş rotaları

Türkiye’nin farklı rotalara sahip olmasından ve etkileyici doğasından bahseden Geygel, “Doğa yürüyüşü açısından son derece zengin bir ülkeyiz. Bence bu zenginliği keşfetmek için mutlaka uzak ülkelere gitmek gerekmiyor. Bazen yaşadığımız şehrin birkaç saat uzağında bile insanı şaşırtacak güzellikler bulunabiliyor” şeklinde konuştu.

Dünyada da gezilecek çok rota olduğunu söyleyen Geygel, “Alpler, İtalya’daki Dolomitler, Nepal’deki Himalaya rotaları ve Patagonya’nın dağlık coğrafyası doğa yürüyüşü meraklıları için çok özel destinasyonlar. Bunlar, imkânı olan herkesin araştırmasını ve keşfetmeyi hayal etmesini önerdiğim yerler” dedi.

Bir yerin değerinin yalnızca ne kadar uzak olduğuyla ölçülmemesi gerektiğini vurgulayan Geygel, “Önemli olan, bulunduğumuz coğrafyayı tanımak, gördüğümüz güzelliklerin farkına varmak ve doğayla doğru bir ilişki kurmaktır” sözleriyle doğadaki güzelliklerin yanı başımızda olabileceğini söyledi.

İlk kez trekking denemek isteyenler dikkat!

Geygel, ilk kez trekking yapacaklara şu önerilerde bulundu:

“İlk yürüyüş için kısa, kolay ve iyi tanımlanmış bir rota tercih edilmeli. Mümkünse deneyimli bir yürüyüş lideri eşliğinde yürünmeli.Trekking bir yarış değildir. Önemli olan kişinin kendi kondisyonuna uygun bir parkur seçmesi ve zamanla kendisini geliştirmesidir. Hava durumu önceden kontrol edilmeli ve parkura uygun kıyafet, kaymayan tabanlı yürüyüş ayakkabısı, su, kişisel ihtiyaçlara uygun yiyecekler ve temel ilk yardım malzemeleri bulundurulmalı. Daha uzun yürüyüşlerde enerji ihtiyacını karşılamak için düzenli su içmek ve dinlenme molaları vermek gerekir. Yürüyüş liderinin yönlendirmelerini takip etmek, gruptan habersiz ayrılmamak ve kendi fiziksel sınırlarını bilmek güvenliğin temelidir. En önemlisi, ilk yürüyüşte çok kilometre yapmak yerine doğanın tadını çıkarmaktır.”

Yaşamı yeniden keşfetmenin yolu

Doğada vakit geçirmenin bireye iyi geldiği pek çok bilimsel açıklama ile kanıtlanmış durumda. Doğa ile olan ilişkisinin hayatına büyük etkide bulunduğunu belirten Geygel, şöyle dedi:

“Şehirde sürekli bir yere yetişmeye, bir işi bitirmeye veya bir sonraki hedefe ulaşmaya çalışıyoruz. Doğada ise bazen yavaşlamak, etrafına bakmak ve bulunduğun anın değerini anlamak gerekiyor. Bir ormanda yürürken ağaçların, kuş seslerinin, toprağın kokusunun veya bir vadinin manzarasının farkına varıyorsunuz. Bunlar ilk bakışta küçük ayrıntılar gibi görünebilir ama insana iyi geliyor. Doğa bana ihtiyaçlarımızla isteklerimiz arasındaki farkı da düşündürüyor. Uzun bir yürüyüşün sonunda bir yudum suyun, sıcak bir yemeğin veya arkadaşlarla paylaşılan kısa bir molanın ne kadar değerli olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Öğretmenlik yıllarımda insanlarla iletişim kurmak ve sorumluluk almak benim için önemliydi. Doğa sporlarında da bu özelliklerin ne kadar gerekli olduğunu gördüm. Bugün şehir hayatına daha sakin, daha sabırlı ve yaşadığım anın kıymetini daha iyi bilerek bakmaya çalışıyorum.”

Küçük adımlarla doğaya yolculuk

Gençlere ekranlardan ve günlük koşuşturmacadan uzaklaşarak doğada vakit geçirmelerini öneren Geygel, doğayı tanımanın ve yaşadığımız çevreyi anlamanın, farklı insanlarla bir arada hareket etmenin bireye önemli katkılar sağladığını vurguladı. Doğa yürüyüşlerine başlamak için büyük hedefler belirlemeye gerek olmadığını ifade eden Geygel, “Kendinize uygun kısa bir parkur seçin, temel güvenlik kurallarını öğrenin ve mümkünse deneyimli bir grupla yürüyüşe çıkın. Zamanla hem kondisyonunuz hem de doğaya ilişkin bilginiz gelişecektir. Doğada yalnızca güzel manzaralarla karşılaşmıyoruz; sorumluluk almayı, dayanışmayı, sabretmeyi ve çevremize saygı göstermeyi de öğreniyoruz” dedi.

Doğanın ortak evimiz oldugunu vurgulayan Geygel, “Doğa bize ait bir kaynak değil; korumamız gereken ortak yaşam alanımız. Çöplerimizi geride bırakmamak, canlıların yaşam alanlarına saygı göstermek ve doğal çevreyi korumak hepimizin sorumluluğu” diyerek sözlerini noktaladı.

Şehrin Gürültüsünden Doğanın Kalbine Trekking
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.