Haber: Melek Öztürk
Fotoğraf: Melek Öztürk
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – Radyo İletişim tarafından 27 Mart Dünya Tiyatro Günü nedeniyle düzenlenen podcast programı dinleyicilerle buluştu. Programda tiyatronun kapsayıcı ve engelleri aşan yönü konuşuldu.
Radyo İletişim, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü kapsamında özel bir yayına imza attı. Cansu Düzdaş’ın hazırlayıp sunduğu yayının konuğu, Körler ve Gönüllüler Derneği Tiyatro Topluluğu’nun yönetmenlerinden Sonay Bahçekapılı oldu. Programda görme engelli bireylerin tiyatroyla ilişkisi, sahne deneyimleri ve sanata erişim olanakları ele alındı.
Bahçekapılı, sözlerine “Dünya Tiyatro Günü hayatın sadece bir gününde değil tiyatroyla uğraşan herkes, hayatın 365 gün o heybenin içinde tiyatro iyileştirici gücüyle hep bizimle” diyerek başladı.
Ortak üretimle şekillenen bir tiyatro yolculuğu
Körler ve Gönüllüler Derneği Tiyatro Topluluğu’nun kuruluş sürecine değinen Bahçekapılı, bu yapının güçlü bir inanç ve ortak üretme isteğiyle ortaya çıktığını belirtti. İlk adımların planlama aşamasında atıldığını, zamanla bu fikrin sahneye taşınarak somut bir üretime dönüştüğünü ifade eden Bahçekapılı, topluluğun kısa sürede kolektif bir yapıya kavuştuğunu ve farklı deneyimlerin bir araya gelmesiyle özgün bir tiyatro dili oluşturduğunu dile getirdi. Bahçekapılı, bu sürecin nasıl başladığını ve nasıl geliştiğini şu sözlerle anlattı:
“Mehmet Benan Ülgen Hocamız ile beraber 2023’te ilk atölye çalışmalarını birlikte kağıt üzerinde çalıştık, hocamız atölyelere başladı. Sonrasında ben oyunun koreografisine dahil oldum. Bir Yaz Gecesi Rüyası oyunuyla başladılar. Topluluk öyle kuruldu. Görmeyen bireylerimiz, gören arkadaşlarımızın ana sahne üzerinde beraber, birbirine dokunarak, hissederek, görmeyenin gören gözü öbür arkadaşımız oldu. Gözü görmeyen de diğer arkadaşımızın hislerini yükseltmesine, duyularını daha fazla kullanmasına olasılık sağlıyor. Birlikte karşılıklı bir etkileşim içindeler.“

Engel temsilinin ötesinde bir sahne yaklaşımı
Asıl hedeflerinin sahnede insan hikâyelerini ve duyguları görünür kılmak olduğunu vurgulayan Bahçekapılı, kapsayıcı sanat anlayışıyla farklı deneyimlere sahip bireyleri bir araya getirdiklerini ifade etti. Sahnenin herkes için ortak bir ifade alanı olduğuna dikkat çeken Bahçekapılı, bu anlayışla ortaya koydukları oyunun bir “engel temsili”nden çok, birlikte üretmenin ve paylaşmanın gücünü yansıttığını vurguladı.
Bahçekapılı, “Engellerin vurgulandığı bir tiyatro oyunu da çıkarmıyoruz. Normal tiyatro oyunlarını görmeyen arkadaşlarımızla, gören arkadaşlarımızla beraber sahnede beraber el ele, kol kola, diz dize, birbirleriyle destekleşerek oynadıkları bir oyun şeklinde. Yani orada sahnede görünür olmanın o ışığın hissin de ne kadar önemli olduğunu vurguluyoruz. Misyonumuz aslında herkesin sahnede kendi ışını bulabilmesi“ ifadelerinde bulundu.
Sanatla birlikte üretim ve dayanışma
Bahçekapılı, tiyatronun sadece sahnede alkış almak veya replikleri ezberlemekten ibaret olmadığını vurguladı. Sanatın birleştirici ve iyileştirici gücüne işaret eden Bahçekapılı, “Topluğa katılmak isteyenler öncelikle provamıza gelebilirler böylelikle ne yaptığımıza dair bir kafalarına bir fikir oluşur. Havayı koklamaları, insanlarla temas etmeleri gerekiyor. Çünkü buradaki amaç sadece sahneye çıkmak alkış alıp selam vermek ve repliği ezberleyip ona can vermekten ibaret değil. Kalpten kalbe kurduğumuz tiyatro sanatın buradaki bizimle işlevi beraber kaynaşma, bir olma hali, hep birlikte görünür olmaya dair hislerin daha yukarıya çıkması” ifadelerinde bulundu.
Tiyatro tutkusunu ve sahne deneyiminin kendisi üzerindeki etkisini anlatan Bahçekapılı, “Bir kere o yutulduysa o sahne tozu o senin iliklerine işliyor ve sen o büyüyle tekrar istiyorsun. Seyirci koltuğuna artık rahat oturamıyorsun. İşte o rahat oturamadığın yerde sanatla artık devam etmek, buluşmak istiyorsun. Tabii ister bunu sahnede ister tiyatro sanatını öğrencisine sevdiren bir öğretmen olarak olabilirsin” ifadelerini kaydetti.





