Muhabir/ Fotoğraf: Rümeysa Kocaman
Editör: Buse Sever
İstanbul- (İÜ Haber Merkezi)
Ressam Songül Canerik, sanatçı olmak ve modern sanat hakkındaki fikirlerini İletim Gazetesi’ne anlattı. Canerik, düşüncelerini aktarırken kendi resim atölyesinden de bahsetti.

Sanatçı Canerik, sanat yolculuğunu, kırsalda sanatı yaygınlaştırma çabalarını ve sanatın metropollerdeki algısını anlattı.
“İnsan kendini keşfetmeye lisede başlar “
Songül Canerik yeni nesil çocukların teknolojik aletlere bağımlı olmasını eleştirerek kendi çocukluğu ile ilgili konuşmasına şunları ekledi :“Her zaman dışarıda çamurla oynayan, sürekli hayal eden ve hayal ettiklerini gerçekleştirmeye çalışan bir çocukluk geçirdim”
Çocukluğunda ablasının resim malzemeleri ile resimle tanıştığını, söyleyen Canerik çocukken gazeteci olmak istediğini ve ressamlığı meslek olarak seçme kararını lise zamanlarında aldığını vurguladı. Çocukken ressamlığı bir meslek olarak kavramanın zor olduğunu belirten Canerik,“İnsanın kendini keşfetmeye lisede başladığını düşünüyorum” dedi.

“Öğretmen evinden, fotoğraf sergisine”
İlk olarak ön lisans Turizm Bölümü ardından Bursa Uludağ Üniversitesinde Resim Öğretmenliği Bölümünü bitirdikten sonra 4 yıl Antalya’nın Akseki ilçesinde öğretmenlik yaptığını belirten Canerik Akseki’de resim ve fotoğraf sergisi açtığını söyledi.
Canerik, insanların sanatı tek bir piyasaya çekmeye çalışmasını yanlış bulduğunu ve bunu değiştirmek için Antalya’da bir öğretmen evini resim sergisine dönüştürdüğünü ifade etti. Öğrencileriyle birlikte köyleri gezerek fotoğraflar çeken Canerik, bu eserleri sergiye taşıdı.
Canerik, sergilerin köylüler ve öğrenciler için büyük bir anlam taşıdığını belirterek, pek çoğunun kendi yaptıkları resimlerin dışında ilk kez bir sanat sergisi görmenin heyecanını yaşadığını ifade etti. Ayrıca, öğretmenevinin duvarlarının çıtalarla düzenlenerek sergi alanına dönüştürüldüğünü söyleyen Canerik, bu girişimin sanatın sadece büyük şehirlerde değil, köylerde de ulaşılabilir olduğunu ve yerel halkın sanatla buluşma fırsatının arttığını gözler önüne serdiğini vurguladı.

“Sanat metropolde değerlidir”
Sanatın metropolde daha fazla değer bulduğuna inanan Canerik, kırsalda yaptığı işlerin başlangıçta popüler olsa da sanatın eleştirisinin ve gelişiminin merkezi olarak İstanbul’u hedeflediğini belirtti.
Antalya’da başladığı kariyerinin ardından Mimar Sinan Üniversitesi’ne yüksek lisansa başvurduğunu vurgulayan Canerik, akademik kariyerin amacının sadece prestij değil, aynı zamanda sanatındaki sorunları çözmek ve doğru hocalardan katkı almak olduğunu vurguladı.
Hedeflediği atölyeye yerleşerek sanatını geliştirme yolunda önemli bir adım atan Canerik, kendini hâlâ bir öğrenci olarak gördüğünü ve sanatın sürekli bir gelişim süreci olduğunu vurguladı. Sanatı halkla buluşturmanın önemine dikkat çeken Canerik, toplumun sanata bakış açısındaki eleştirilerin aşılması gerektiğini belirtti.
“Sanat eğitimiyle empati ve duyarlılık aşılamak”
Aynı zamanda eğitimci olduğunu belirten Canerik, şunları ekledi: “Sanatın sadece bir hobi olmadığını düşünüyorum. Sanat, hayatın her anında insanın içinde var olan bir süreç bence.” Resim yapmak için sürekli yanına defterini aldığını ve doğada, okulda ya da herhangi bir ortamda gözlem yaparak sanatını geliştirdiğini vurgulayan Canerik, resmin bir yaşam biçimi olduğunu ifade etti.
Ayrıca, müzikle ilgilenmeye heveslense de zaman bulamadığı için bu alanda ilerleme kaydedemediğini belirten Songül Canerik, sanatın eğitimiyle ilgili olarak resim öğretmenin yalnızca teknik bilgileri aktarmakla kalmayıp, aynı zamanda öğrencilere sanatı sevdirmek ve onların duyarlılıklarını geliştirmek gerektiğine inandığını ifade etti.

Öğrencilerine empati duygusunu aşılamanın, onların hayatı daha anlamlı ve derinlemesine anlamalarını sağladığını belirten Canerik, eğitimdeki temel felsefesinin öğrencilerin sadece resmi değil, sanatı sevmelerini sağlamak olduğunu vurguladı.
Yeni neslin toplumsal duyarsızlığa karşı duyarlı olduklarını düşündüğünü söyleyen Canerik, özellikle gençlerin çevre konularındaki sorumluluklarının daha yüksek olduğunu belirtti.
“Sanatla bağlantılı ortak dünya”
Canerik, eşiyle olan ilişkisini derin bir anlayışa dayandırarak, sanatın hayatındaki rolünü vurguladı. Eşinin de tiyatro ile uğraşıyor ve hocalık yapıyor olması, ikisinin sanatla bağlı bir ortak dünyada buluşmalarını sağladığını belirten Canerik, birbirlerini anlamadıkça bir arada olamayacaklarını belirtti.
Canerik, sanatın sadece ticari bir amaçla bakılabilecek bir şey olmadığını, derin bir duygusal ve entelektüel bağ gerektirdiğini ifade etti. Yaratıcı sürecin sakinlik ve içsel huzur gerektirdiğini belirten Canerik, sanatla ilgilenen insanların bu anlayışla yaklaşması gerektiğini vurguladı.
İstanbul Bir Masaldı
Songül Canerik, Mario Levi’nin “İstanbul Bir Masaldı” romanından ilham alarak hazırladığı sergisi hakkında konuştu. Romanın karakterlerinden Fortuna‘yı resmeden Canerik, eseri Mario Levi’ye sunduktan sonra aralarında derin bir bağ kurulduğunu ve yazarın resimlerin altına el yazısıyla yazılar eklemeyi önerdiğini ifade etti.
Sergi sürecinde Mario Levi’nin hastalığı nedeniyle bazı zorluklarla karşılaşan Canerik, yazarın vefatından sonra sergiyi İstanbul’da açmanın, ona olan son borcunu yerine getirdiği hissiyatını taşıdığını belirtti.
İstanbul’un sokaklarını, kargaşasını ve büyüsünü resimlerinde yansıtan Canerik, romanın ruhunu ve şehrin atmosferini kendi sanatında yeniden yorumladı.
“Sanat, her zaman bir arayışta olmak demektir”
Songül Canerik, sanatını “delilik” olarak tanımlayarak, her fırça darbesiyle ve her notayla içindeki eksikliği ve tatminsizliği aradığını ifade etti.
“Sanatçı hep arayandır,” diyerek sanatın varılacak bir nokta değil, bir yolculuk olduğunu vurguluyan Canerik “Ressam, şair ya da müzisyen için sanat, kendini en doğru şekilde ifade etmek için süregeldiği bir arayışa dönüşüyor. Geçmişte sevdiği bir eseri zamanla farklı bir gözle değerlendiriyor, sürekli olarak daha iyisini arıyor. Bu arayış, sanatçıyı her daim bir adım öteye taşıyor. Sanatçı, hedefe ulaşmaya değil, içindeki boşluğu, eksikliği ve arayışı doğru şekilde yansıtabilmeye çalışırken, bu süreçte kendini ve sanatını sürekli olarak yeniden keşfediyor” ifadeleriyle sözlerini noktaladı.