Muhabir: Nazlı Aygen
Fotoğraf: Berk Balcı, Cengizhan Yılmaz
İstanbul – (İÜ Haber Merkezi)
İstanbul Üniversitesi (İÜ) İletişim Fakültesi’nde uluslararası “kültürel” diplomasi bağlamında kültürel varlıkların kaçakçılığı ve iade süreçleri etkinliği gerçekleşti. 17 Mart Pazartesi günü derslik 2’de yapılan Kamu Diplomasisi dersine İstanbul Bilgi Üniversitesi Arş. Gör. Levent Tökün konuk oldu.

Doç. Dr. Burcu Zeybek’in konuğu tanıtmasıyla başlayan etkinlikte Arş. Gör. Levent Tökün kültürel mirasın illa tarihi ögelerden ibaret olmadığını kültürel diplomasi bakımından da önemli olduğunu aktardı.
“Kaçakçılıkta kaynak, transit ve hedef ülkeler var”
Türkiye’nin transit ülke kategorisinde bulunduğundan bahseden Tökün, hedef yani kitle ülkelerin çok gelişmiş ülkeler kategorisi olduğunu ve bu kategorilerin eserlerin kaçakçılığı açısından önemli maddeler bulundurduğunu belirtti.
“Ulusalcılık ve Uluslararasıcılık Akımı”
Ulusalcılık akımını, kendi sanat eserlerini benimseyen ülkelerin kullandığı akım olarak anlatan Tökün bu akımın 1990’lı yıllarda arttığını işaret etti. Uluslararasıcılık akımından ise ‘bir bakıma emperyalizme dönüşüyor ve gelişmiş ülkeler tarihi eserlerin korunamadığı konusunda baskı yapıyor’ şeklinde bahsetti. Ve bu iki akım arasındaki dengenin korunması gerektiğine değindi.

“Bilinen ilk sistematik yağma ve iade örnekleri”
İlk sistematik yağma ve iade örneklerinden bahseden Tökün, sözlerine bunların yazılı anlaşmalar şeklinde oluşmadığını, bir kralın buyruğu ile mümkün olan anlaşmalar ifadeleriyle devam etti.
“Anlaşmalarda iyi niyet ve tutarlılığın önemi”
Ülkeler arası sözleşmelerin masada gerçekleştiğine ve bu noktada iyi niyet ile tutarlılığın önemine vurgu yapan Tökün, iyi niyet ve tutarlılık konusunda Türkiye ile Yunanistan’ın bu konudaki anlaşmalarını örnek olarak gösterdi.
“İadeler sadece estetik açıdan önemli değildir”
İadelerin estetik açılarının önemini kadar etik değerlerine uyup uymadığının da önemini aktaran Tökün, iade ilişkilerinin her an her şeyi değiştirebilecek ilişkiler olduğuna parmak bastı.
“Kültürel miras yurtdışına çıkarılamaz, satılamaz
Tökün, 1920-1923 yıllarında Sümela’da yaşayan rahipler ve köylülerin burayı terk ederken eserleri yanlarında götürdüklerini sonrasında NATO tatbikatlarıyla birlikte Avrupalı askerlerin kalan eserleri de yurtdışına götürdüğünü belirtti.
Konuşmasını, Sümela Manastırı’ndan yurtdışına götürülen objelerin geri getirilmesi ile ilgili çalışmaların yapıldığına, bu durumun bir an önce çözülmesi gerektiğine dikkat çekerek sonlandırdı.
Etkinlik Doç. Dr. Burcu Zeybek’in bu yaşanan süreçleri ‘ikili ilişkilere dayanan bir süreç’ şeklinde yorumlaması ve toplu fotoğraf çekimiyle sonlandı.
