Haber: Hüseyin Kontakay
Editör: Özgür Recep Kocaoğlu
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – Playjoy, müzik endüstrisindeki algı sorununu ve bağımsız üretimi anlattı.
Playjoy, popüler müziğin tekdüzeliğini, pazarlama odaklı anlayışı ve altyapı sorunlarını değerlendirdi.
Popülerlik kıskacında müzikal yaratıcılık
Playjoy, Türkiye’de müzik endüstrisinde üretimle görünürlük arasındaki uçurumun, sistemi planlama ve altyapı eksikliğinden kaynaklandığını “Sorun yetenekte değil; mühendislikte ve algıda” sözleriyle ifade etti.
Üretim sürdüğünü ancak kamuoyuna ulaşamadığını vurgulayan Playjoy, “İyi işler yapan insanlar var ama onları göremiyoruz. Çünkü güçlü taraf kolaya kaçmayı seviyor. Popüler olanın arkasına reklam basılıyor ve hep aynı sesleri duyuyoruz. Binalarda, vitrinlerde, müzikte her şey tekdüze. Çeşitlilikten korkuluyor” dedi.

Duygudan pazarlamaya evrilen şarkılar
Söz ve müziğin artık pazarlama odaklı bir hâl aldığını, duygudan çok şarkının geniş kitlelere ulaşmasının önemsendiğini söyleyen Playjoy, “Müzik piyasasının başında vasat kişiler var ve bu durum kaliteyi düşürdü. Popüler olanlar biraz karmaşık şeyler yapmak istese başaramazlardı. O yüzden konfor alanlarında kaldılar; kolay, bilindik ve ticari müzikle devam ettiler” sözlerini kullandı.
Müzikte mühendislik ve algı sorunu
Türkiye’de müziğin altyapı eksikliğine sahip olduğunu vurgulayan Playjoy, “Batı’da her detay mühendislik üzerine kuruluyor. Konser, stüdyo, kayıt her şey planlı. Bizde net sistem yok. Altyapı vasatsa müzik de vasatlaşır” sözlerini kaydetti.
Bu konu hakkında çözüm önerisinde bulunan Playjoy, eğitim kadar algı değişiminin de önemli olduğunu aktardı. Playjoy, toplumun algısı değişmedikçe müzikteki vasatlığın bitmeyeceğini, insanların merak etmediğini ve araştırmadığını vurguladı. Empati ve üretim kültürü olmadan iyi müziğin gelişemeyeceğini belirten Playjoy, ayrıca, sanatçıların kendi yollarını doğrudan çizebilme eğilimini olumlu bulduğunu ve gerçek bir dönüşümün ancak bu şekilde mümkün olacağına inandığını söyledi.
Müzikteki çeşitliliğin az olmasının yalnızca müzisyenlerden kaynaklanmadığını, dinleyicilerin de buna katkı sağladığını vurgulayan Playjoy, toplumun beklentilerinin ve beğenilerinin üretimi şekillendirdiğini belirtti.

Bireysel üretimle mümkün olan dönüşüm
Büyük şirketlerin hâkimiyetinin kırılmaya başladığını düşünen Playjoy, bu durumun fırsatlar sunduğunu söyledi. Playjoy, “Her üretici kendi artık stüdyosunu kuruyor. Bu, sanatın özgürleşmesi için önemli bir adım. Yeter ki çeşitlilik artsın” dedi.
Üretim, duygusallık ve özgürlüğün var olduğunu ancak sistemsel tıkanmaların engel oluşturduğunu vurgulayan Playjoy, çözümün ise altyapı planlaması, algı dönüşümü ve destekleyici sistemlerde yattığını belirterek konuşmasını sonlandırdı.
Playjoy kimdir?

Caner Anar (Playjoy) müzisyen, prodüktör ve bestecidir. Müzik kariyerine 1990’larda İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda çello eğitimi alarak başlamış, ardından kompozisyon ve orkestrasyon alanlarında da eğitimini sürdürmüştür. Kariyerinde Gökhan Türkmen, Sertab Erener, İstemihan Taviloğlu, Ekin Beril gibi önemli sanatçılarla çalışmış ve çeşitli projelere imza atmıştır.
Ayrıca elektronik müzik ve deneysel ses tasarımlarıyla dikkat çeken Playjoy, kendi projelerinde modern ve özgün bir yaklaşım benimsiyor. Sanatçının çalışmaları, klasik eğitimle edindiği teknik altyapıyı çağdaş müzik üretimiyle birleştiriyor ve hem sahnede hem de stüdyo çalışmalarında geniş bir yelpazede kendini gösteriyor.




