Muhabir: Zeynep Yolhan Şeflek
Fotoğraf: Bulut Tümerdem
Editör: Sena Sandıkçı
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi)- İstanbul Üniversitesi Aziz Sancar Deneysel Tıp
Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcıları Prof. Dr. Hayriye Arzu Ergen ve Prof. Dr. Neslihan Abacı enstitünün tarihini ve misyonunu İletim Gazetesine aktardı.
Aziz Sancar Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcıları enstitüyü İletim Gazetesine anlattı.
Aziz Sancar Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü (DETAE) bünyesinde toplam beş anabilim dalını barındıran Aziz Sancar DETAE’nin müdür yardımcıları Prof. Dr. Hayriye Arzu Ergen Moleküler Tıp Anabilim Dalı’nda, Prof. Dr. Neslihan Abacı ise Genetik Anabilim Dalında bilim insanları yetiştiriyorlar. Bu dallar dışında bünyesinde; Sinirbilim, İmmünoloji ve Laboratuvar Hayvanları Bilimi anabilim dalları var. Aziz Sancar DETAE’nin Türkiye’de deneysel tıp alanında enstitü statüsünde olan ilk kurumlardan biri olduğunu ve enstitü bünyesindeki anabilim dallarında genç bilim insanları yetiştirilmesine önem verdiklerini vurguladı Ergen ve Abacı.

Bir asra yakın tarih
Prof. Dr. Hayriye Arzu Ergen, Aziz Sancar DETAE’nin temelinde tıp fakültesi öğrencilerine, hocalarına ve özellikle cerrahi alanda çalışan hekimlere deneysel çalışmaları için laboratuvar ortamı sağlamak ve laboratuvar hayvanları üretmek amacıyla 1945 yılında, İstanbul
Üniversitesi bünyesinde Tecrübi Araştırma Enstitüsü (TAE) adıyla kurulduğunu söyledi. Enstitünün 1975 yılında Prof. Dr. Sevim Büyükdevrim’in müdürlük yaptığı dönemde deney hayvanları üretimine geçtiğini belirten Ergen, “Elbette bu tarihin öncesinde de deney hayvanları üretimi vardı ama zamanla kanunların ve denetimlerin değişmesiyle resmiyet kazandı” dedi.
Ergen, kurumun Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü adını almasını “1992 yılında Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü olarak bugünkü formatına geliyor. Bugün hala mevcut olan beş anabilim dalı o dönem henüz Türkiye’de bir benzeri, eşleniği yokken enstitü bünyesinde kuruluyor.” şeklinde açıkladı. Enstitüye Aziz Sancar isminin eklenmesini ise Ergen, “2015 yılında İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Prof. Dr. Aziz Sancar Kimya dalında Nobel Ödülü alınca, Aziz Hocaya ithafen ismimize Aziz Sancar ekleniyor ve 2016 yılında Aziz Sancar DETAE ismini alıyor” olarak aktardı.
Aziz Sancar DETAE: İlklerin gerçekleştiği yer
Adli Tıp alanında babalık tayininin ilk olarak Aziz Sancar DETAE de yapıldığını söyleyen Prof. Dr. Neslihan Abacı; Spinal Muskuler Atrofi (SMA), Huntington, protrombin ve translokasyon gibi çeşitli genetik testlerin ve 2008 yılında ise yeni nesil dizilemenin de ülkemizde ilk olarak Aziz Sancar DETAE da yapıldığını belirtti.
Ergen, enstitünün eğitim, araştırma ve tanı hizmeti misyonunu vurguladı, enstitü bünyesinde 13 lisansüstü program ve 200 civarında lisansüstü öğrencisi olduğunu, enstitünün doktora sonrası araştırmacılara da ev sahipliği yaptığını aktardı. Ergen, lisansüstü öğrencilerin derslere girip tezlerini yapmalarının yanı sıra çeşitli araştırma projelerinde de görev aldıklarını belirtti. Enstitüde tanı hizmeti verildiğini tekrarlayan Ergen, “Genetik, immünoloji, sinirbilim ve tüberküloz epidemiyolojisi alanlarında tanı hizmeti de veriyoruz. Türkiye’nin pek çok yerinden hasta numuneleri geliyor” dedi. Enstitünün ISO 15189 akreditasyonuna sahip mikrobiyoloji laboratuvarlarından birine sahip olduğunu söyleyen Ergen, enstitü bünyesinde her yıl ortalama 100 adet uluslararası yayının çıktığını ifade etti.
Bilim yolunda zorluklar
Laboratuvar çalışmaları başladığında deneylerin devam etmesi gerektiğini belirten Abacı, gerektiğinde resmî tatillerde de laboratuvarda çalışmaların sürdürüldüğüne değindi. “Laboratuvar çalışmaları yeri geliyor 2 seneyi yeri geliyor 4 seneyi buluyor” diyen Abacı çalışmaların uzun süreli özveri sonucunda tamamlandığına dikkat çekti. Abacı, proje destekleriyle ilgili olarak “Projelerimiz iki şekilde desteklenebiliyor. Bir, üniversitenin desteklediği bilimsel projeler bir de TÜBİTAK ve TÜSEB gibi dış kurumların desteklediği projeler oluyor. Dış destekler görece daha az. Üniversitemizin verdiği proje destekleri ise üniversitedeki fiziksel yapılanmadan dolayı döner sermaye gelirlerinde azalma olduğu için geçici de olsa etkilenecektir. Bu geçici süreçte de imkânlar el verdiğince en iyisini yapmaya çalışıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Kullanılan laboratuvar hayvanları
Abacı, Laboratuvar Hayvanları Anabilim Dalı bünyesinde araştırma projelerinde kullanılmak üzere farklı ırklarda fare ve sıçan üretiminin yapıldığı; ayrıca kobay ve tavşanların da araştırmalarda kullanılmasına imkân sağlandığı ifade edildi. Abacı, anabilim dalı kapsamında nude ve transgenik farelerle de çalışmalar yürütüldüğünü belirterek özellikle bağışıklık sistemleri zayıf olan nude farelerin, tümör gelişiminin daha kolay gözlemlenebilmesi nedeniyle kanser araştırmalarında sıklıkla tercih edildiğini aktardı.
Laboratuvar hayvanlarının refahına da değinen Ergen, “Deney hayvanlarının bakımına büyük bir özen gösteriyoruz. Laboratuvar Hayvanları Anabilim Dalındaki öğretim üyelerimiz ve veteriner hekimlerimiz bu konuda son derece titiz davranıyor” dedi. Ergen ayrıca, üniversitenin Hayvan Deneyleri Yerel Etik Kurulu İÜ HADYEK’ten gerekli izinler alınmadan laboratuvar hayvanlarının hiçbir şekilde çalışmalarda kullanılmadığının altını çizdi.





