Haber: Demet Kirlibal
Fotoğraf: Hatice Düz
Editör: Özgür Recep Kocaoğlu
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde düzenlenen “Bir Oyuncunun Yolculuğu” atölyesine oyuncu ve eğitmen İlter Kapıcı konuk oldu.
İstanbul Üniversitesi (İÜ) İletişim Fakültesi Amfi-C’de 15 Mayıs Cuma günü gerçekleştirilen “Bir Oyuncunun Yolculuğu” başlıklı atölyede katılımcılar, bedenlerini ve duygularını keşfetmeye yönelik çeşitli pratik egzersizler yaptı.
İÜ İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç.Dr. Özlem Arda yaptığı açılış konuşmasında konuk İlter Kapıcı’ya yoğun programına rağmen atölyeye katıldığı için teşekkür etti. Arda, atölyenin sadece oyunculuk hedefi olanlar için değil, aynı zamanda iletişimci olmanın gerekliliklerini öğrenmek isteyenler için de faydalı olacağını belirtti.

Pratik çalışmalar ve duygusal deneyimler
Kapıcı, atölye boyunca oyuncunun rol yaratımında envanterlerden nasıl faydalanabileceği, oyuncu kimliği ile sosyal kimlik arasındaki fark ve yönetmenlerin oyuncuyu doğru yönlendirmesinin önemi gibi konulara değindi.
Atölyenin büyük bir bölümü pratik egzersizlere ayrıldı. Kapıcı, katılımcıları “hayali eşik” çalışmasıyla günlük hayatın geride bırakıldığı bir atmosfere soktu. Meditasyon ve nefes egzersizleriyle başlayan atölye, bedensel ısınma hareketleriyle devam etti. Katılımcılar, “don”, “yürü”, “hızlı yürü”, “yavaş yürü” ve “zıpla” gibi komutlarla bedenlerini farklı tempolarda kullanma deneyimi yaşadı.
Duygusal deneyimlerin keşfedildiği bölümde ise katılımcılar farklı atmosferler içinde hareket etme fırsatı buldu. Pembe renkli pamuklarla dolu bir atmosferde hafiflik ve rahatlama hissini deneyimleyen katılımcılar, bal ile dolu bir atmosferde ise mayışıklık, gevşeklik gibi duyguları deneyimledi. Bu çalışmalar, oyuncuların soyut kavramları içselleştirerek farklı karakterler yaratmalarına olanak tanıdı.
Element çalışmalarıyla karakter yaratımı
Atölyenin ilerleyen bölümlerinde, toprak-çamur, su, hava, ateş olarak bilinen 4 element üzerinden karakter yaratma çalışmaları yapıldı. Çamur elementiyle yapılan çalışmada katılımcılar ağırlık, kasvet ve hüzün gibi duyguları deneyimlerken; su elementiyle akıcılık, rahatlık ve huzur hissetti. Hava elementiyle hafiflik, özgürlük ve komiklik gibi özellikler ortaya çıktı. Ateş elementiyle ise öfke, güç ve kontrol duyguları ön plana çıktı.
Bu çalışmalar, oyuncuların bedenlerini kullanarak farklı modlar ve karakteristik özellikler yaratmalarının önemini gösterdi. Kapıcı, Rudolf Steiner’in 4 nitelikli egzersizinden esinlenerek, katılımcılara farklı atmosferler deneyimletti. Pembe pamuk şekerlerle dolu bir atmosferde hafiflik ve neşe, idrarla dolu bir atmosferde rahatsızlık ve tiksinti, bal ile dolu bir atmosferde gevşeklik ve mayışıklık, su ile dolu bir atmosferde akıcılık ve huzur, hava ile dolu bir atmosferde ise özgürlük ve hafiflik duyguları yaşatıldı. Son olarak ateş elementiyle öfke ve güç duyguları keşfedildi. Kapıcı, bu egzersizlerin oyuncuların bilinçaltını yönlendirerek role hükmetmelerini sağladığını ve sahne gerçekliği ile sosyal gerçekliğin birbirine karışmasını engellediğini ifade etti.

Michael Chekhov metodunun tarihsel arka planı
Atölyede çalışılan yöntemin Michael Chekhov’un yapılandırdığı bir yöntem olduğunu kaydeden Kapıcı, Chekhov’un Rudolf Steiner’in 4 nitelikli egzersizini kişisel gelişim için kullandığını ve bu spiritüelistik yapıyı oyunculuğa entegre ettiğini belirtti. Chekhov’un 1920’lerden itibaren Moskova’da önemli bir ekol oluşturduğunu ancak Stalin’in sosyalist gerçekçilik dışındaki öğretilere karşı çıkmasıyla Litvanya ve Fransa’ya göç etmek zorunda kaldığını aktardı.
Kapıcı, Chekhov’un Almanya’da Hitler’in yükselişi sırasında bir aristokratın sponsorluğunda Londra yakınlarında bir çiftliği oyunculuk kalesine dönüştürdüğünü ve burada ilk öğrencilerini eğittiğini ifade etti. Kapıcı, John Gielgud gibi önemli İngiliz oyuncuların Chekhov’dan etkilendiğini ve Royal Academy’nin oyuncu kavramının temellerinin burada atıldığını vurguladı. Chekhov’un II. Dünya Savaşı’nın başlangıcına doğru anksiyete nöbetleri geçirmeye başladığını ve sezgisel olarak büyük olayları algıladığını söyleyen Kapıcı; Amerika’ya göç eden Chekhov’un Anthony Quinn, Clint Eastwood, Marilyn Monroe, Gregory Peck ve Ingrid Bergman gibi saygın isimleri eğittiğini belirtti.
Kapıcı, kapanış konuşmasında niteliklerde keşfedilen şeylerin nasıl kullanılabileceği üzerine odaklandı. Duygu yaratmanın mod yaratmakla eş değer olduğunu, modun duygusal dönüşümleri barındırdığını ve iletişimin atmosferi, hareket kalitesini ve davranış temposunu değiştirdiğini vurgulayan Kapıcı, davranış temposunun insanlığın en önemli özelliklerinden biri olduğunu ve bunun duygusal reaksiyonlarla ilişkili olduğunu ifade etti.

Programın sonunda Kapıcı’ya teşekkür eden İÜ İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Onur Akyol, öğrencilerin bu tür organizasyonları takip etmesinin ve kendilerini geliştirmelerinin kıymetli olduğunu belirtti. İÜ İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Özlem Arda ise dersler haricinde bu tür uygulamaların öğrencileri daha donanımlı kıldığını vurguladı.
Atölye, Doç. Dr. Özlem Arda tarafından İlter Kapıcı’ya teşekkür belgesinin takdim edilmesi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.






