Haber: Sümeyya Aktaş
Fotoğraf: Telli Demet Kirlibal
Editör: Özgür Recep Kocaoğlu
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – Dijitalleşme; filmlerin nasıl çekildiğinden, nereden izlendiğinden, nasıl dağıtıldığına kadar beyaz perdede önemli değişimler yarattı. Dijitalleşme dönüşümü günümüzde dijital platformların popülerleşmesine de katkı sağladı.
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Sarı, dijitalleşmenin sinema üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerine değindi.

“Dijitalleşme sinemayı öldürmedi”
Dijitalleşmeyle birlikte dijital platformların filmler üzerindeki etkisinden bahseden Sarı, platformların filmlere erişimi kolaylaştırdığını ve yapımların dolaşımını etkilediğini söyledi. Buna karşılık sürekli yenilenen kataloglar nedeniyle filmlerin hızla tüketildiğini ve tüketilen filmlerin geride bırakılan içeriklere dönüştüğünü ifade eden Sarı; filmleri hatırlamak, üzerine konuşmak ve farklı sinema dillerini tanımak gibi alışkanlıkların korunabildiği ölçüde dijitalleşmenin sinemayı öldürmeyeceğine aksine sinema kültürünü beslemeye devam edeceğine vurgu yaptı.
“En büyük avantaj erişim kolaylığı”
Sarı; hem niş izleyici kitlelerine hitap eden, vizyona girmeyecek olan ve festivallerde takdirle karşılanmış yapımlara hem de farklı ülkelerin sinemalarına dijital platformlar aracılığıyla ulaşıldığını söyledi.
Büyük platform algoritmalarının insanları yönlendirmesine dikkat çeken Sarı, “Seveceğimiz şeyleri bulmak kolay ancak sevebileceğimizi henüz bilmediğimiz filmlerle karşılaşma ihtimalimiz daralabiliyor” dedi. Dijital platformlarda film seçerken dakikalarca enerji harcadığımızı belirten Sarı, bir filmin etkisini hazmetmeden diğer içerikleri tükettiğimizi söyledi.
Dijital platformlarda içerikleşme tehdidi
Son yıllarda içerikleşme olgusuyla karşı karşıya olduğumuzu anlatan Sarı, “Bir filme veya diziye yalnızca yeni abone kazandırma ya da mevcut izleyiciyi tutma potansiyeli üzerinden bakıldığında, yapımın özgün değeri geri planda kalabiliyor” şeklinde konuştu.
Sinemada sanatsal kaygının yanında ticari kaygıların da her zaman olduğunu dile getiren Sarı, çeşitli yapımların farklı platformlarda yer almasının maliyet yükünü artırdığını vurguladı. Sarı, platform modelinde ise bunlara aboneyi elde tutma ve sürekli yeni yapım sunma baskısının eklendiğinin altını çizdi.

“Bir filmin platformda gösteriminin yapılması sanatsal değerini kendiliğinden ortadan kaldırmıyor” diyen Sarı, daha düşük bütçeli ve yaratıcı yapımların daha çok kişiyle buluşabilmek için platformlara yönelmek zorunda kaldığını belirtti.
Film üretiminde maliyetler ve çalışma koşulları
Dijitalleşme, uzun bir süredir film üretim maliyetlerini önemli ölçüde düşürdü. Sarı, özellikle bağımsız sinemacılar açısından, daha sınırlı kaynaklarla film yapmanın önünün açıldığını ve dijital dağıtımda fiziksel kopyaların hazırlanıp taşınması gibi giderlerin azaldığını vurguladı.
Dijital araçların ekiplerin farklı lokasyonlarda çalışmasını kolaylaştırdığını aktaran Sarı, maliyet düşürme çabasının çalışanların haklarını gölgelememesi gerektiğine şu sözlerle işaret etti:

“Çalışma standartlarının güçlenmesi, ek mesai ücreti ve dinlenme güvencesi gibi hak taleplerinin yerine getirilmesi önem taşıyor. Bir filmi daha düşük maliyetle üretmek dışarıdan çok olumlu görünebilir ancak bu tasarruf insanların daha güvencesiz ve daha yoğun çalışmasıyla sağlanmamalı.”
Filmlerin yapım-dağıtım süreçleri demokratik mi?
Bağımsız sinemacılar ve film üretimine yeni başlayanlar için Sarı, “Üretime başlamak açısından önemli bir demokratikleşmeden bahsedebiliriz. Dijital kameralar ve erişilebilir kurgu araçları gibi ekipmanların kullanımıyla 1990’ların sonlarından itibaren film çekmenin teknik eşiği düştü. Büyük stüdyolara bağlı olmadan yaratıcı denemeler yapmak uzun bir süredir mümkün” ifadelerini kullandı.
Bir filmi çekmekle o filmin izleyiciye ulaştırılması arasındaki farka değinen Sarı, “Dijitalleşme kapılar açıyor ama eşit fırsatlar ve adil gelir paylaşımı kendiliğinden oluşmuyor. Bağımsız dağıtım kanallarının, festivallerin ve farklı yayın modellerinin varlığı önemli” dedi.
Beyaz perdede yapay zekâ devrimi
Sinema, teknolojik gelişmelerden her zaman faydalanmış bir sanat fakat sinemada yapay zekâ aracılığıyla filmler üretilmeye başlanması emek ve haklarla ilgili tartışmaları beraberinde getiriyor. Sarı, yapay zekâ konusunda hem umutlu hem de temkinli olduğunu dile getirdi.
Yapay zekânın özellikle görselleştirme ve teknik işlemler açısından yeni olanaklar sunduğunu vurgulayan Sarı, etkileyici görüntü üretmek ile sinema yapmanın aynı şey olmadığını belirtti. Sinemada insanın bakış açısının, dünyayla kurduğu ilişkinin ve karakter yaratımının önemli olduğunu söyleyen Sarı, “Yapay zekânın sinemaya katkısını; insanın ifade imkânlarını ne kadar genişlettiği ve sanatsal yaratıcılığa nerede alan açtığı üzerinden değerlendirmek gerekiyor” dedi.

