Haber: Merve Arkan
Fotoğraf: Berk Balcı
Editör: Nazlı Aygen
İstanbul (İÜ Haber Merkezi) – Stella, Bubbles ve Khushi gibi popüler karakterlerin Türkçe sesi olan usta dublaj sanatçısı Elif Acehan; sektörde geride bıraktığı 46 yılı, seslendirme sanatının inceliklerini ve mesleki deneyimlerini İletim Gazetesi’ne anlattı.
Dublaj sanatçısı, yönetmen ve diksiyon, iletişim ve performans eğitmeni Elif Acehan, Winx Club’ın Stella’sı, League of Legends’ın Ahri’si, Powerpuff Girls’ün Bubbles’ı, Açlık Oyunları’nın Katniss Everdeen’ine birçok sevilen karakterin seslendirmesini yapıyor. Kate Winslet, Reese Witherspoon, Jennifer Aniston gibi aktrislerin de Türkçe sesi olan Acehan, 46 yıllık sektörel tecrübesinin ışığında İletim Gazetesi’ne dublaj sanatını anlattı.

Sektörün içine doğan bir çocuk
Londra’da bulunan Royal Central School of Speech and Drama okulundan mezun olan Acehan, sektöre girişinin ebeveynleri sayesinde olduğunu, “Ben aslında sektöre girmedim içine doğdum. Babam tiyatro oyuncusu ve dublaj yönetmeni Kahraman Acehan, annem ise tiyatro oyuncusu ve dublaj sanatçısı Hikmet Körmükçü. Ben daha annemin karnındayken stüdyoya girmişim. O yüzden piyasaya doğdum diyebilirim” sözleriyle aktardı. İlk dublajını ise yaklaşık 3 buçuk yaşındayken yaptığını söyleyen Acehan; bu yıl, dublaj sanatındaki 46. senesine girdiğini vurguladı.
“Zeka dublajda her şeyden önemli”
Dublajının yapılacağı filmleri hiç izlemeden ve ne konuşulacağını dahi bilmeden stüdyoya girildiğini aktaran Acehan, “Ne karakter ne film hiçbiri söylenmiyor bize. Öncesinde de hiçbir şekilde çalışmıyoruz, izlemiyoruz ve prova yapmıyoruz. Ama prova yapmamamız, işi kötü yaptığımız anlamına gelmiyor. Provalı çok iyi olur, provasız çok kötü olur diye bir şey yok. Tam tersi bazen çok prova işi bozabiliyor” sözlerini kullandı.

Dublaj sanatında genel kültürün ve hızlı düşünmenin önemine değinen Acehan kayıt başlamadan hemen önce karakter analizi yaptığını ve seslendirmesini ona göre şekillendirdiğini şu sözlerle anlattı:
“Biz günlerce, aylarca ‘Nasıl konuşsak acaba?’ diye çalışmıyoruz. Stüdyoya giriyoruz karaktere bakıyoruz ve örneğin kostümlere bakıp ‘Bu kadının kostümü 1700’ler gibi duruyor. Saçı da çok iyi yapılmış. Kraliçe mi? Prenses mi?’ diye hemen bakıyorum, ânında oluyor her şey. Bu sebepten genel kültür çok önemli bir şey dublajda.
Zekânın dublaj sanatındaki öneminin de çok büyük olduğunu söyleyen Acehan, zekânın yetenek, senkron ve eğitimden bile önemli olduğunu vurguladı ve “Duyduğun an konuşmak zorundasın. Kolay bir iş değil” dedi.
Oyunculuk yeteneği dublaj için gerekli mi?
Dublaj sanatını icra etmek için oyunculuk yeteneğinin gerekli olduğunu ama oyunculuk eğitiminin kritik olmadığını söyleyen Acehan, “Oyunculuk olmasa da insanın içinde biraz girişkenlik biraz yırtıklık olması lazım. Yani oyunculuk yeteneğinden ziyade karakteristik özellik daha önemli. Birçok karakter oluyoruz bir gün içinde ve işte bu yüzden de biraz karakter önemli” şeklinde ifade etti.
Acehan, bir karakteri seslendirirken bütünüyle o karaktere bürünülmesi gerektiğini şu sözlerle aktardı:
“Bir karakterin içine girmeden onu düzgün konuşamazsınız. Mesela League of Legends’taki Ahri oluyorum. Benim dokuz kuyruğum yok ama Ahri gibi, 9 kuyruğum varmış gibi hissederek konuşuyorum. Çünkü başka türlü yapamazsınız bunu. Filmi seslendirmeye başladığınız zaman konuştuğunuz karakter olmak zorundasınız. Bu yüzden mikrofon oyunculuğu diyorlar bizim işimize. Çok doğru bir tanım. Karakteri hissetmek zorundasınız.”
Acehan, çok kısa bir süre içinde birden fazla karakteri konuşmanın ve bu hızlı değişimin birtakım zorluklar yaratabildiğini şu sözlerle işaret etti:
“Normalde A stüdyosundan çıkıyorsun B’ye giriyorsun, B’den C’ye ama bazen hastalığın, kayıpların söz konusu olduğu filmler gibi çok duygusal işler olabiliyor. Böyle duygusal işlerde kayıt sonrası ‘Bir dakika’ diyorsun kendine. Önce Elif’e dönüyorsun. Arkasından kim şimdi? Mary mi, Jane mi, Kate mi diyerek devam ediyorsun.
Kate Winslet’la birlikte büyüyen Türkçe “sesi”
Seslendirmeyi en çok sevdiği aktrisin Kate Winslet olduğunu aktaran Acehan, hem kendisinin hem Winslet’ın çocukluğundan beri her filminde ve dizisinde Winslet’ın Türkçe sesi olduğunu söyledi ve “Kate Winslet çok iyi bir oyuncu ve bayılarak konuşuyorum. Aramızda bir yaş var ve onun da çocukluğundan beri konuşuyorum kendisini” sözlerini kullandı. En sevdiği karakterlerin ise League of Legends’ın Ahri’si ve Winx Club’ın Stella’sı olduğunu ifade eden Acehan şu sözleri ekledi:
“Ben aslında biraz da anormal karakterleri seviyorum. Ters köşe karakterlere bayılıyorum.”
Çok uzun yıllardır neredeyse sadece başrol konuştuğunu belirten Acehan, “Bazen yemek belgeselleri seslendiriyoruz orada sadece ‘Gerçekten çok lezzetli’ diyorum ve başka hiçbir lafım olmuyor ama onu bile severek konuşuyorum” sözlerini ekledi.

Sesiyle tanınan insan olmak
Acehan, sadece sesiyle tanınan bir sanatçı olmaktan memnun olduğunu şu sözlerle dile getirdi:
“Yüzüyle ünlü bir oyuncu kadar tanınmıyorum ama konuştuğum zaman genelde tanınmama şansım olmuyor. Benim yıllardır alışveriş yaptığım bir fırın var ve her gidişimde ‘Bu akşam silahlarınızı kapitale çevirin!’ demek zorundayım. Diğer türlü ekmek satmıyor hatta. Yani beni yeterince tanıyorlar ve çok mutluyum bundan. Sesimi konuştuğum ana karakterlerle tanıyorlar ama bazı seslendirdiğim karakterleri benim seslendirdiğimi bilmiyorlar. Asıl doğrusu budur. Sesinizin tanınması meziyet değil. Her rolü aynı konuşuyorsam O zaman ben her şeyi ‘Elif’ olarak konuşuyorum demek. Konuştuğunuz karakteri konuştuğunuzu söylediğinizde insanlar şaşırdığında ‘Bu iş olmuş.’ diyebiliyorsunuz.”
Kendi sesini duyduğunda hiç değişik gelmediğini fakat zaman zaman kendi sesini bile beğenmediğini söyleyen Acehan, insanın kendi sesini dışarıdan duyulduğu gibi duymadığını ve bu yüzden kötü geldiğinin altını çizdi ve “Hiç kimsenin sesi kötü değil aslında. Kötü ses diye bir şey yok. Sesini kullanmayı bilmeyen insan var” sözlerini kullandı.
Türkiye’deki ve Dünya’daki dublaj sanatı
Dünya genelinde dublaj sürecinin aylarca bir karakter üzerinde çalışıp provalar alarak stüdyoya girmeye dayandığını ve önce karakterlerin yaratıldığını fakat Türkiye’de ise tam tersi bir işleyiş olduğunu, sanatçıların hazır film ve karakterlerin üstüne seslendirmenin yapıldığını ifade eden Acehan, “Bizim yaptığımız onların yaptığı işin aynısı değil. Bu sanat, zekâyı en hızlı ve en güzel şekilde kullanarak, oyunculuğu da en güzel şekilde harmanlayarak yapmayı gerektiriyor” cümlelerini kullandı.
Acehan, dublaj sanatında Türkiye’nin Dünya’da bir numara olduğunun altını çizdi. “Bazı büyük platformlar önce Türkçe dilini ekliyor dublaj listelerine. Bu, Amerikalılar Türkçe seyredeceği için değil. En iyi seslendirme bizde olduğu için. Çok kaliteli, mükemmel işler yapıyoruz” sözleriyle Türklerin dublaj sanatındaki başarısını özetledi.
Yapay zekâ dublaj sanatçısı olabilir mi?
Konuşmasının sonunda yapay zekânın dublaj sanatçılarının işini yapamayacağını belirten Acehan bunun sebebini şu sözlerle ifade etti:
“Yapay zekâ seslendirme ve dublajı en azından çok uzun bir süre elimizden alamaz çünkü Türkçe konuşamıyor, bazı harfleri söyleyemiyor ve telaffuz edemiyor. Vurgu ve tonlama yapamıyor.”

