Haber: Meryem Ayaz
Editör: Sena Sandıkçı
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü tarafından düzenlenen Hegel ve Hukuk Felsefesi etkinliği bugün, Felsefe Bölümü İhtisas Kütüphanesi’nde Galatasaray Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Türker Armaner tarafından gerçekleştirildi. Etkinlikte Alman idealizminin en önemli isimlerinden Georg Wilhelm Friedrich Hegel’in hukuk felsefesi ve adalet anlayışı derinlemesine ele alındı.
Prof. Dr. Ertan Kardeş’in davetiyle konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. M. Türker Armaner, Hegel’in ‘Hukuk Felsefesinin İlkeleri’ eseri ekseninde günümüz dünyasındaki krizler ve yasa tartışmalarına ışık tuttu.

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Armaner, 1820 yılında yayımlanan’ Hukuk Felsefesinin İlkeleri’ kitabının basımının 200. yılına dikkat çekerek, bugün dünyada yaşanan temsiliyet krizleri ve yasa koyucunun niteliğinin yeniden belirlenmesi sürecinde Hegel’in diyalektik metodunun hâlâ güçlü bir rehber olduğunu vurguladı.
“Adalet soyut bir kavram değil, eylemdir”
Hegel’in adalet ve hukuk anlayışının soyut bir tanıma hapsedilemeyeceğini söyleyen Armaner, soyut hak, ahlak ve etik hayat anları üzerinden teorik ile pratik alanın bütünleştiğini belirtti. Hegel’de ide ve hak kavramlarının soyut fikirlerden ibaret olmadığını dile getiren Armaner, “İde bir gerçekliktir, ide bir etkinliktir, ide bir eylemdir aslında” ifadesini kullandı.
Hegel’in “Hayat eylemden başka nedir ki?” sözüne atıfta bulunarak adaletin ancak eylemlerle gerçek bir mekâna dönüştüğünü söyleyen Armaner, işlerlik kazanmayan mükemmel bir anayasa metninin bile Hegel için “Bir metindir ama anayasa değildir” anlayışını taşıdığını açıkladı.

Suç, rasyonellik ve ceza kavramı
Armaner, Hegel felsefesinde suçun sadece bireysel bir mülk ihlali değil, bir bütün olarak yasanın ve rasyonalitenin ihlali anlamına geldiğine değinilen oturumda, cezanın bir intikam veya kısas değil; suçlunun rasyonel bir varlık olarak kabul edilip onurlandırılması ve toplumsal dengenin yeniden kurulması anlamına geldiği tartışılarak dinleyicilere aktarıldı.
Akademisyenler, felsefe tutkunları ve öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleşen sunum, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.
