Haber/Fotoğraf: Hatice Düz
Editör: Ece Özdemir
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi)- İstanbul Kapalıçarşı’da 570 yılı aşkın süredir devam eden gümüş rölyef ve objecilik zanaati yok olma tehlikesi yaşarken, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından sağlanan “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı” unvanı ile koruma altına alındı.
İstanbul’un tarihi ticaret merkezi Büyük Yeni Han’da Şahin Karaman ve Aydın Karaman, yarım asra yaklaşan bir birikimle gümüş rölyef ve işleme zanaatini yaşatma mücadelesini sürdürüyor. Memleketleri Batman’dan İstanbul’a geldikleri 1984 yılında henüz 11 yaşındayken mesleğe ilk adımlarını atan Karaman kardeşler, unutulmaya yüz tutmuş bu köklü sanatı yaşatmak için dünyada benzeri olmayan tasarımlara imza atıyor.
570 yıllık gelenek yok olmanın kıyısında
Gümüş el sanatlarının tarihsel kökenlerinin İstanbul’un fethine dayandığını belirten Gümüş Rölyef Ustası Şahin Karaman, “Bu mesleğin hikayesi 1453’e dayanıyor. Fatih Sultan Mehmet Han Anadolu’dan sanatkarları getirip Topkapı Sarayı’na yerleştiriyor. Hemen ardından sanatkarlar çoğalarak Kapalıçarşı’nın etrafındaki Hanlar Bölgesi’ne yerleşiyor” şeklinde konuştu.
Tarihsel süreçten günümüze gelindiğinde gümüş el sanatı ürünlerine olan talebin düştüğünü vurgulayan Usta Karaman; ekonomik kriz ve artan hammadde fiyatlarının yanı sıra eski entelektüel iş insanları ile sanatçıların sanata bakış açısının değişmesinin de bu gerilemede önemli bir etken olduğunun altını çizdi.
Pazardaki bu daralmanın mekanlara doğrudan yansıdığını kaydeden Karaman, son yıllarda tarihi hanlardaki atölyelerin birer birer kapandığına, bölgenin çehresinin değiştiğine ve usta sayısının hızla azaldığına dikkat çekti.
Yaşanan bu kayıpların ötesinde yeni çırak yetişmemesinin mesleğin geleceği açısından en büyük yara olduğunu dile getiren Usta Karaman, “Sabır isteyen zor bir meslek. Kazancı az görüldüğü için artık kimse bu işi yapmak istemiyor” diyerek zanaatın karşı karşıya kaldığı temel çıkmazı özetledi.

Devlet Sanatkarı Kimliği ile koruma altına alınıyor
570 yıllık gelenek unutulmanın kıyısındayken hak kazanan 6 ayrı branştan 44 ustaya “Somut Olmayan Kültür Mirası taşıyıcısı ” kartı verildiğini müjdeleyen Karaman, “Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından resmi olarak kartlarımızı aldık” bilgisini verdi.
“İnsanların hayal edemeyeceği tasarımlara imza atacaksın”
Sadece siparişe bağımlı kalmayarak kendi tasarımlarını geliştirdiklerini söyleyen Usta Karaman, 1071 Malazgirt Zaferi, 1453 İstanbul’un Fethi, Fatih Sultan Mehmet Han ve Halâskâr Mustafa Kemal Atatürk’ün tarih ve portrelerini bastonlara işlediklerini hatırlattı.
Kültürel figürlerin barındığı eserlerin ardından İslam dini üzerine eserler tasarlayan Karaman, yenilikçi tasarımların arkasındaki temel motivasyonu şu şekilde ifade etti: “İnsanların düşünemediği şeyleri kendin düşüneceksin, yapacaksın. İşsiz kalırım korkusuyla hayatını geçiremezsin”
İslamiyetin kutsal mekanlarından Kabe ve Mescid-i Aksa’nın yanı sıra Allah ve Muhammed isimlerini gümüş ve epoksi işleme teknikleriyle bastonlara uyarladığını aktaran Karaman, yenilikçi tasarımlarla geleneği yaşatmaya devam edeceğini söyledi.

Gümüş levhadan sanat eserine: 6 ayrı branş gerektiriyor
Gümüş objeciliğin çok katmanlı süreçlerden geçerek meydana geldiğini ifade eden Usta Karaman bir eserin yapımında 6 ayrı branşın rol oynadığını kaydetti. Gümüş el sanatları branşlarını “dövme tekniği, sıvama, kakma, ajur, kaynak tesviye ve cila” olarak sıraladı. Usta Kahraman “bir eserin yapımı tasarımın zorluğuna göre yarım günden 45 güne kadar sürebiliyor” dedi .
Usta Karaman, çıraklıktan kalfalığa geçen herkesin işleme kalemlerini eserin gerektirdiği incelik veya kalınlıkta sıfırdan el emeği yapıldığını belirtti.

