Haber: Murat Bıçakçı
Editör: Özgür Recep Kocaoğlu
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kurul Odası’nda III. Lisans Öğrenci Sempozyumu’nun 2. günü gerçekleştirildi.
İstanbul Üniversitesi’nde 6 Mayıs Çarşamba günü düzenlenen sempozyumun 2. oturumunda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan tarihî süreçler farklı oturumlarda ele alındı. Sempozyum, farklı okullardan ve İstanbul Üniversitesi’nden birçok öğrenci tarafından tarihi belgeler ve sunumları ile birlikte gerçekleştirildi.
VIII. Edward’ın Türkiye Ziyareti
Osmanlı Devleti ile İngiltere arasında 16. yüzyıla uzanan ilişkilerin ticari ve stratejik temeller üzerine kurulduğu aktarıldı. 18. yüzyılda Kırım Savaşı sırasında İngiltere’nin Osmanlı’nın yanında yer almasının ilişkilerin askeri boyutunu güçlendirdiği, 19. yüzyılda ise İngiltere’nin Osmanlı’yı Avrupa dengesi içinde konumlandırdığı ifade edildi. VIII. Edward’ın 1936 yılında Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyaretin ise 2 ülke arasındaki ilişkilerin yeniden şekillenmesinde sembolik bir adım olduğu vurgulandı.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında İstanbul ve Ankara
Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte İstanbul ve Ankara’nın hızlı bir şehirleşme sürecine girdiği aktarıldı. Ankara’nın başkent olarak altyapı yatırımlarının merkezi olduğu; elektrik, su ve ulaşım hatları kurulduğu belirtildi. İstanbul’un ise tarihî kimliğini koruyarak yeni yollar ve düzenlemelerle modernleşmeye başladığı aktarıldı. Yol ücretleri ve ulaşım düzenlemelerinin halkın gündeminde yer aldığı söylendi. 2 şehirde yapılan çalışmalar Türkiye’nin modernleşme adımlarının en somut göstergeleri olarak değerlendirildi.
Erken modern İstanbul’da temizlik ve ahlak anlayışını konu alan sunumda, sokakların sıhhi ve toplumsal düzeni ele alındı. “Normatif temizlik” kavramı üzerinden kamusal alanın düzenlenmesi, toplumsal normların korunması ve siyasi kontrol mekanizmaları tartışıldı. Sunum ile dönemin nüfus politikaları, salgın hastalıklar ve Batılılaşma süreciyle bağlantılı olarak temizlik uygulamalarının nasıl şekillendiği ortaya konuldu. Böylece, erken modern dönemde İstanbul’un sosyal ve kültürel yapısına dair yeni bir perspektif sunuldu.
Erken Cumhuriyet dönemi İstanbul’unda yaşanan idari ve mekânsal değişim, Beyoğlu örneği üzerinden incelendi. Çalışma ile kentsel numaratajın yalnızca teknik bir işlem değil, şehri denetlenebilir kılan stratejik bir modernleşme aracı olduğu kanıtlandı. Beyoğlu’nun tarihî mirası, demografik yapısı ve dönüşüm süreci ayrıntılı olarak ele alındı. Araştırma ile Cumhuriyet’in 2 büyük kentine yaklaşımındaki farkları da ortaya koyarak Ankara’nın sıfırdan inşa edilen bir başkent, İstanbul’un ise mevcut karmaşık dokunun düzenlenmeye çalışıldığı metropol olarak konumlandığı ifade edildi.
Osmanlı adalet sisteminde toplumsal katılım
Üsküdar Şer’iyye Sicilleri üzerine yapılan sunumda, 18. yüzyılda gerçekleşen cinayet vakaları ve mahkeme keşif süreçleri ele alındı. Suç aletleri ile mekân ilişkisi, halkın soruşturmalara katılımı ve keşif heyetlerinin işleyişi; grafikler ve örnek vakalarla aktarıldı. Bulgular ile Osmanlı adalet sisteminde saha incelemelerinin önemi ve toplumsal katılımın yargı süreçlerindeki rolü ortaya koyuldu.
Ankara Şer’iyye Sicilleri üzerine yapılan sunumda, 17. yüzyılda şehirde görülen suç davaları ve mahkeme süreçleri ele alındı. Cinayet, yaralama, hırsızlık ve alıkoyma vakalarının işleyişi; diyet süreci, yemin ve şahitlik uygulamaları ile mekân analizleri üzerinden değerlendirildi. Bulgularla dönemin sosyal ve ekonomik yapısının adli kayıtlara nasıl yansıdığını gösterilirken, suçların mekânsal dağılımı da ortaya konuldu. Çalışma ile Osmanlı hukuk sisteminin esnek yapısı ve toplumun farklı kesimlerini kapsayan yargı anlayışı vurgulandı.
Osmanlı İstanbul’unda mahalle ve meydanlar
Osmanlı İstanbul’unda 1546-1803 yılları arasındaki mahalle kavramı ve mekânsal dağılım dijital yöntemlerle mercek altına alındı. Çalışmayla mahalle sınırlarının sanıldığı kadar keskin olmadığı ve dinamik bir yapıda bulunduğu ortaya konuldu. Mahallelerin genellikle dini yapılar merkez alınarak belirlendiği, ancak sınırların geçirgen ve değişken olduğu ifade edildi.
Okmeydanı’nın kuruluşu, padişahların dua ve kabza alma törenleri, devlet erkânının katıldığı merasimler ve toplum kaynaşmasını sağlayan esnaf geçitleri gibi ritüeller; tarihî belgelerle anlatıldı. Katılımcılara, Fatih Sultan Mehmet döneminden itibaren meydanların siyasi, sosyal ve dini işlevleri; Evliya Çelebi’nin Seyahatnamelerinde yer alan anlatılar ve vakıf kayıtları üzerinden aktarıldı. Ayrıca, Okmeydanı’nda yapılan muzafferiyet duaları ve törenlerin Osmanlı toplumunda birlik sembolü olarak nasıl yer bulduğu aktarıldı.
Sempozyum, öğrencilerin konuşmalarını tamamlaması ve teşekkür belgelerinin takdimi ile sona erdi.





