Haber: Göknur Avci
Fotoğraf: Ganime İlayda Kılıç
Editör: Özgür Recep Kocaoğlu
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Ajans İstanbul İletişim bünyesinde, Excel İletişim iş birliğiyle gerçekleştirilen Prizma Atölyesi etkinliğinin ikinci oturumu düzenlendi.
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Metin Erksan Cep Sineması’nda 8 Mayıs Cuma günü gerçekleştirilen etkinlikte, Excel İletişim Kreatif Direktörü Murat Harput ve Excel İletişim Genel Müdür Yardımcısı Gülnur Şahin sunum yaptı. Etkinlikte ayrıca Excel İletişim CEO’su Burçak Taşkın Yurdakul da yer aldı.
Halkla ilişkilerde yaratıcılık ve strateji
Eğitim ve kariyer yolculuğundan bahsederek sözlerine başlayan Harput, teknik üniversite mezunu olduğunu belirtti. Harput, ardından kendisini ajans sektöründe bulduğunu ve kariyerine alaylı olarak devam ettiğini ifade etti.
Yaratıcılık üzerine konuşan Harput, yaratıcılığın belirli bir formülü olmadığını, akıl ve zekâ performansının sonucunda ortaya çıkan bir kavram olduğunu söyledi. Yaratıcılığın yalnızca bir kişiye ait olmadığını vurgulayan Harput, bunun kolektif bir süreç olduğunu ve kolektif sürecin sorumluluğunu üstlenen kişilere “kreatif direktör” denildiğini ifade etti.
Harput, kreatif direktörlük ve art direktörlük gibi kavramların PR dünyasında yer edinmesinde, Excel İletişim Danışmanlığı A.Ş.’nin kurucusu Figen İsbir’in önemli rol oynadığını söyledi.

“PR sadece ilişki kurmak değil, aynı zamanda o ilişkiyi yönetmek”
Halkla ilişkilerin (PR) geçmişinin çok eski dönemlere dayandığını ifade eden Harput, Sümer Uygarlığı’nda tanrılarla insanlar arasında ilişki kuran rahiplerin ilk PR çalışanları olarak değerlendirilebileceğini söyledi. Harput, “İnançlarla gerçekler arasında ilişki kurmak, insanların doğasını yönetmek adına ilişki geliştirmek o dönemlerden başlayarak evrilip değişti ve bugünkü dijital yapısına ulaştı” ifadelerini kullandı.
PR çalışanlarının sahip olması gereken özelliklere de değinen Harput, günümüzde markaların isimlerinden çok ne yaptıklarının konuşulduğu bir dünyada yaşandığını belirtti. Hangi markayla çalışıldığının önemli olduğunu ifade eden Harput, asıl önemli olanın markaların ne yapacağına karar verecek noktaya ulaşmak olduğunu söyledi.
Gerçek ve gerçeklik kavramlarına da dikkat çeken Harput, bir PR çalışanının gerçeği değiştiremeyeceğini ancak hikâye anlatımı, yaratıcı bakış açısı ve zeka oyunlarıyla gerçekliğin şekillendirilebileceğini vurguladı.
Yapay zeka asistan, yaratıcı zeka odak noktası
Yapay zekâ ve yaratıcı zekâ arasındaki ilişkiyi ele alan Harput, yapay zekânın işleri insanların elinden alacağı yönündeki endişelere katılmadığını belirtti ve yapay zekâyı “çok iyi bir asistan” olarak tanımladı. Ancak asıl odak noktasının yapay zekâ değil, yaratıcı zeka olduğunu ifade etti.
Yaratıcı zekânın; zevk alınan, dopamin ve oksitosin üretilen, bilinçaltına girip çıkılan ve etkileşim kurulan bir alan olduğunu söyleyen Harput, bu nedenle yaratıcı zekânın ürünlerine odaklanılması gerektiğini vurguladı. Bu yaklaşımıyla Harput, PR dünyasında yapay zekânın rolünü tanımlarken insan yaratıcılığının önemine dikkat çekti.

Kriz iletişiminde risk analizi ve hazırlık süreci
Etkinliğin ikinci oturumunda konuşan Şahin, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu olduğunu, 16 yıldır Excel İletişim’de görev yaptığını ve bu süreçte birçok kriz vakası yönettiğini belirtti. “Kriz çıkmadan yönetilir” prensibiyle hareket eden Şahin, sosyal medya aracılığıyla olayların artık çok hızlı yayılabileceğini bu yüzden krizin çok hızlı ve eşzamanlı olarak yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Krizden önce risk yönetiminin önemine dikkat çeken Şahin, her markanın mutlaka bir kriz kitapçığının hazır olması gerektiğini ve bu kitapçığın güncelliğini koruması gerektiğini belirtti.

Kriz öncesi risk yönetimi
Günümüzde tamamen güvende kabul edilebilecek markaların olmadığını söyleyen Şahin, her markanın risklerle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Şahin; iletişimcilerin görevinin, risklere karşı hazırlık süreçlerini planlamak ve markaları olası risklere karşı uyarmak olduğunu söyledi. Bu doğrultuda hareket ettiklerini ifade eden Şahin, “Bizler sanki kriz çıkmış gibi farklı senaryolar üretiyor, belirli dönemlerde simülasyonlar gerçekleştiriyoruz” dedi.
Krizin markalarda mutlaka bir iz bırakacağını belirten Şahin, bu etkinin en aza indirilmesi ya da krizin ortaya çıkmadan engellenebilmesi için iletişimcilerin önemli bir role sahip olduğunu söyledi. Şahin, iletişimcilerin; potansiyel risklerin tanımlanması, kriz ekiplerinin oluşturulması ve risk senaryolarıyla yol haritalarının hazırlanmasına katkı sunması gerektiğini söyledi.

“Kriz iletişiminde süreç içten dışa yönetilir”
Kriz yönetiminin öncelikli paydaşının çalışanlar olduğunu belirten Şahin, kriz iletişimi sürecinin içten dışa gerçekleştirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Ayrıca kriz yönetiminin sadece sosyal medya aracılığıyla açıklama yapmak olmadığını belirten Şahin, yeri geldiğinde sessiz kalmanın da iyi bir kriz yönetimi yöntemi olduğunu ifade etti. Kriz bittikten sonra ise sürecin değerlendirilmesi ve geleceğe yönelik yeni hazırlık aşamasına geçilmesinin önemine dikkat çekti.
Etkinlik, konuşmacılara yöneltilen soruların ardından, 11 Mayıs’ta gerçekleştirilecek Prizma Workshop etkinliği için Excel İletişim CEO’su Burçak Taşkın Yurdakul’un brief vermesiyle sona erdi.





