Salı, Mayıs 12, 2026
  • İletim Arşiv
  • Künye
  • İletişim
İletim
  • Anasayfa
  • Eğitim
    • İstanbul Üniversitesi
    • İÜ İletişim Fakültesi
    • Hocalarımızın Kaleminden
  • Bilim
  • Sağlık
  • Kültür-Sanat
  • Yaşam
  • Spor
  • Teknoloji
  • Foto Galeri
  • Giriş
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
İletim
Anasayfa Bilim

Suriye Savaşı Belgeselcilerin Gözüyle Kitaplaştı

İLETİM Tarafından İLETİM
12 Mayıs 2026
içinde Bilim, Eğitim, Genel, İletim, İstanbul, İstanbul Üniversitesi, İÜ İletişim Fakültesi, Kültür-Sanat, Manset Haber, Manset Yani, Yaşam
0
Suriye Savaşı Belgeselcilerin Gözüyle Kitaplaştı
0
PAYLAŞIM
0
GÖRÜNÜM
Share on FacebookShare on Twitter

Haber: Merve Kutan

Editör: Özgür Recep Kocaoğlu

İlgili Haberler

İstanbul Üniversitesi’nde Uluslararası Kültür Şöleni

İstanbul Üniversitesi’nde Uluslararası Kültür Şöleni

12 Mayıs 2026
Galatasaray İkinci Kez 4 Sene Üst Üste Şampiyon Oldu

Galatasaray İkinci Kez 4 Sene Üst Üste Şampiyon Oldu

12 Mayıs 2026

İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – Belgesel yönetmeni Semra Güzel Korver, “Suriyeli Belgeselcilerin Kamerasından Suriye İç Savaşı” adlı kitabında Suriye İç Savaşı’nı belgesel sinemacıların ürettiği görsel tanıklıklar ve tarih yazımı üzerinden ele aldı.

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema bölümü mezunu, belgesel yönetmeni ve akademisyen Semra Güzel Korver’in kaleme aldığı “Suriyeli Belgeselcilerin Kamerasından Suriye İç Savaşı” adlı kitap yayımlandı. Ocak 2026’da İstanbul’da basılan kitap, Türkiye genelindeki kitapçılarda ve çevrim içi satış platformlarında okurla buluştu.

Aynı zamanda yazarın doktora tezi olan kitapta; savaş kuramları ve yeni savaşlar yaklaşımından yola çıkılarak Suriye’nin tarihsel arka planı, Arap İsyanları süreci, iç savaşın aktörleri ve sonuçlarına ilişkin kapsamlı bir çerçeve sunuldu. Çalışmanın ikinci bölümünde ise belgesel sinemanın kuramsal yapısı içinde Suriyeli yönetmenlerin uluslararası festivallerde dikkat çeken belgeselleri ayrıntılı analizlerle incelendi.

Eserin; siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler, tarih ve iletişim gibi pek çok farklı disiplinlere değindiğini belirten Korver, “Kamera, bu kitapta yalnızca bir kayıt aracı değil; direnişin, belleğin ve tarih yazımının aktif bir öznesi olarak karşımıza çıkıyor” dedi.

“Savaşın ilk kaybı gerçeklerdir”

Kitabı yazma ihtiyacının bir rahatsızlıktan doğduğunu belirten Korver, şöyle dedi:

“Çatışmaların ilk gününden itibaren süreci takip ediyordum. Yüz binlerce insan ölmüş, milyonlarca insan yerini yurdunu terk etmek zorunda kalmıştı. Bütün bu olup biten arasında Suriye’deki çatışmaların anlatılarına baktığımda, bunların büyük ölçüde dışarıdan kurulduğunu gördüm. Küresel medya haberleri, analizler, hatta akademik metinler… Hepsi belli bir çerçeve sunmakla birlikte meseleye dışardan bir gözle bakıyordu. Savaş daha çok jeopolitik dengeler, aktörler ve stratejik çıkarlar, mülteci sayıları, haritalar, radikal ve etnik gruplar üzerinden okunuyordu. Savaşı yaşayanların sesi çoğu zaman ya zayıf kalıyor ya da dolaylı olarak küçük çapta temsil ediliyordu.”

“Savaşın ilk kaybı gerçeklerdir” olgusundan yola çıktığını söyleyen Korver, “Suriyeli belgeselcilerin kendi gerçekliğini, ülkelerinde yaşananları, acılarını ve umutlarını nasıl anlattığı merakıyla araştırmaya başladım. Suriyeli belgeselciler, savaşı gündelik hayatın içinden, kırılgan ve parçalı deneyimler üzerinden nasıl anlatıyordu? Bir belgesel sinemacı olarak da az bilinenin ve az görünenin peşine düşme isteği bu süreci benim için daha anlamlı hâle getirdi ve böyle bir çalışma ortaya çıktı” diyerek kitabı yazarken Suriye hakkında değinilmeyen hususlardan yola çıktığını vurguladı.

“Belgeseller geniş bir tarihsel anlatının parçası”

Görsel hafızanın tarih yazımını sadece destekleyen değil, onu dönüştüren de bir alan olduğunu ifade eden Korver, “Yazılı tarih genellikle kronolojik ve analitiktir. Olayları sıralar, neden-sonuç ilişkileri kurar. Ancak görsel hafıza yalnızca bilgi sunmaz. Olayların nasıl, hangi atmosferde deneyimlendiğini gösterir, yani tarihin duygusal ve insani boyutunu açığa çıkarır” sözlerine kullandı.

Belgesel sinemanın doğası gereği disiplinlerarası bir yapıda olduğunu vurgulayan Korver, “Belgesel, sanatla bilimin kesiştiği bir noktadadır. Hem estetik bir form hem de ciddi bir veri üretim alanı yaratır. Suriye örneğinde bu durum daha da keskin. Çünkü savaş koşullarında çekilen görüntüler, sadece bir şeyi göstermiyor. Hem bir kayıt bırakıyor hem de yer yer inkarı zorlaştıran bir iz bırakıyor” ifadesinde bulundu.

Bu anlamda belgesel sinema aracılığıyla oluşan görsel hafızanın, alternatif bir tarih yazımı imkanı sunduğunu ifade eden Kolver, “Belgesel, resmi anlatıların dışında kalan, kaybolma ihtimali olan görüntüleri ve sesleri tutuyor. O yüzden bu belgeselleri yalnızca sinema tarihi içinde değil, daha geniş bir tarihsel anlatının parçası olarak düşünmek gerekiyor” sözlerini kaydetti.

“Belgesel sadece bir anlatı değil, aynı zamanda bir çağrı”

Belgesel sinemanın en güçlü yanının, izleyiciyi “tanık” konumuna yerleştirmesi olduğunu belirten Korver, belgeselin izleyicide farklı etkiler uyandırdığının vurgulayarak şöyle dedi:

“Yazılı metinler ve akademik analizler çoğu zaman mesafe kurar. Oysa belgesel bu mesafeyi kırar ve izleyiciyi doğrudan deneyimin içine çeker. Ancak bu avantaj sadece duygusal yoğunlukla sınırlı değildir. Belgesel sinema, savaşın soyut kavramlarını somutlaştırır. Korku bir yüz olur, kayıp bir sessizlik haline gelir, bekleyiş bir zaman deneyimine dönüşür. Bu nedenle belgesel sinema savaşın insani boyutunu görünür kılmada önemlidir. Ayrıca Suriyeli belgeselciler sadece kendi hikayelerini anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda bir talepte bulunuyor. ‘Bakın, burada olanları görün’ diyor ve seyirciyi tepki vermeye davet ediyor. Bu da belgeseli sadece bir anlatı değil, aynı zamanda bir çağrı haline getiriyor. Mesela bombardıman altında bir şehirde elektriksiz, susuz, gıdasız, ilaçsız kalmanın yarattığı etkiyi okumak başka, onu bir belgesel film anlatısı içinde görmek bambaşkadır.” 

Bir kanıt üretimi: Kamera 

Kitabında kamerayı bir araçtan öte, bir anlam taşıyıcısı olarak tanımlayan Korver, kameranın hikayeyi aktarmada etkili bir unsur olduğuna şu sözlerle dikkat çekti.

“Kamera, teknik bir aygıt olmanın çok ötesinde. Kamera bir tanık, bir hafıza taşıyıcısı ve aynı zamanda bir direnişin bir parçası. Suriye bağlamında kamera, ‘görmekten’ ziyade ‘görülmekle’ ilgilidir. Yani ‘biz buradayız’ deme hali. Yani varlığını kanıtlamak, unutulmaya karşı bir kayıt bırakmak, yok sayılmaya karşı direnmek… Bu nedenle kamera, kimliğin ve hafızanın silinmesine karşı bir araç, önemli bir silah. Aynı zamanda şiddetin belgelenmesiyle, inkarın önüne geçen bir kanıt üretimi.  Bu bağlamda kamera, pasif bir kayıt cihazı değil;  hafıza taşıyıcısı, önemli bir tanık, aktif bir anlam üreticisidir.” 

Belgeselcinin etiği

Savaş gibi insani hassasiyetleri yüksek bir konuda belgesel çekmenin zorluklarından bahseden Korver, belgeselcinin etik sorumlulukları hakkında şunları aktardı:

“Savaş gibi bir konuda belgesel çekmek zor iş. Çünkü karşınızda çok gerçek bir acı var. Bunu görünür kılmak önemli ama aynı zamanda istismar etmemek de gerekiyor. Bu denge çok hassas. Ne zaman kamerayı açmalı, ne zaman kapatmalı? Ne kadar yakın durmalı, ne zaman geri çekilmeli? Bunların maalesef net cevapları yok. Etik dediğimiz şey özünde, o belgeseli çekenin, o hikayeyi anlatanın duruşu, ahlakı, insanlığı ve vicdanıyla ilgili. Belgeselci her zaman şunun farkında olmalı: Karşısındaki insanlar bir ‘salt bir hikaye unsuru’ değil, gerçek insanlar ve onların onurunu korumak her şeyden önce gelir. Elbette parçalı bir gerçekliğin içinde herkes kendi gördüğü parçayı anlatır. Asıl mesele o parçayı çarpıtmamak, onu herhangi bir çıkar uğruna eğip bükmemektir.” 

Suriye’de yeni bir boyut: Belgesel savaş

Korver, eserde üzerinde durulan kavramlardan biri olan yeni savaşlar yaklaşımını şu sözlerle anlattı:

“Artık savaşlar yalnızca devletler arasında değil; çok aktörlü, parçalı, asimetrik ve medya aracılığıyla da şekillenen süreçlerdir. Suriye iç savaşı bu modelin en çarpıcı örneklerinden biridir. Suriye’de küresel güçlerin hegemonik müdahalelerinin, yerel aktörlerin ve desteklenen terör gruplarının iç içe geçtiği asimetrik hibrid bir yapı görüyoruz. Bu kitapta bu kuramı ‘belgesel savaşı’ kavramıyla birlikte ele aldım. Çünkü Suriye’de savaş sadece sahada değil; aynı zamanda belgesel filmler aracılığı ile görüntüler, anlatılar ve duygular üzerinden de yürütüldü. Medyada bilgi ve görsel üretim, sosyal medya aracılığı ile kurulan anlatılar ve belgesel filmler de bu savaşın bir parçası haline geldi. İncelediğim belgeseller, savaşın çok aktörlü yapısını ortaya koyuyor. Farklı gruplar, farklı anlatılar ve ‘çoklu ötekiler’ arasındaki mücadelenin hem sahada hem de temsil düzeyinde sürdüğünü gösteriyor. Bu nedenle Suriye’deki belgesel üretimi, yalnızca sinema açısından değil; aynı zamanda tarih yazımı ve kolektif bellek üzerine süregelen bir mücadelenin de parçasıdır.” 

Etiket: merve kutanözgür recep kocaoğlusemra güzel korverSuriyesuriye iç savaşı
Önceki Gönderi

Profiterolün Mucidi: İnci Pastanesi

Sonraki Gönderi

Sosyalfest Ödüllü Fotoğraflar Seçildi

Sonraki Gönderi
Sosyalfest Ödüllü Fotoğraflar Seçildi

Sosyalfest Ödüllü Fotoğraflar Seçildi

HABER KATEGORİLERİ

  • Bilim
  • Eğitim
  • English
  • Foto Galeri
  • Genel
  • İletim
  • İstanbul
  • İstanbul Üniversitesi
  • İÜ İletişim Fakültesi
  • İÜWEBTV
  • Köşe Yazıları
  • Kültür-Sanat
  • Manset Haber
  • Manset Yani
  • Sağlık
  • Spor
  • Teknoloji
  • Yaşam

ÖNE ÇIKAN KONULAR

asil beray epçeli basketbol berk balcı bulut tümerdem deprem Ece Özdemir ece özdemir edebiyat fakültesi ekonomi emir uygur futbol hatun boztepe taşkıran iletim iletim gazetesi iletişim iletişim fakültesi atölyeleri istanbul istanbul üniversitesi istanbul üniversitesi iletişim fakültesi iü iletişim fakültesi iüwebtv Kübra Mısıroğlu kültür sanat medya melek öztürk Merve Arkan merve kutan mesut aytekin Muhammed Aktı Nazlı Aygen prof. dr. ergün yolcu Prof. Dr. Mahmut Ak sanat sağlık sena sandıkçı sergi sinema sosyal medya spor teknoloji TRT yapay zeka ömer iğrek özgür recep kocaoğlu İletişim Fakültesi

ÖNE ÇIKAN HABERLER

  • Yarım Asırlık Bir Dev : Sezen Aksu

    Yarım Asırlık Bir Dev : Sezen Aksu

    2 paylaşımlar
    Paylaşım 0 Tweet 0
  • İlk Türk Futbol Takımı: Black Stockings FC (Siyah Çoraplılar)

    0 paylaşımlar
    Paylaşım 0 Tweet 0
  • Kamondo Merdivenleri’nin Bilinmeyen Hikayesi

    0 paylaşımlar
    Paylaşım 0 Tweet 0
  • Tarihten 4 İlginç Bilgi

    0 paylaşımlar
    Paylaşım 0 Tweet 0
  • Psikoloji Tutkunlarının İzlemesi Gereken 7 Film

    0 paylaşımlar
    Paylaşım 0 Tweet 0

Bizi sosyal medyada takip edin

Son Haberler

  • İstanbul Üniversitesi’nde Uluslararası Kültür Şöleni
  • Galatasaray İkinci Kez 4 Sene Üst Üste Şampiyon Oldu
  • Sosyalfest 2026 Ödül Töreni ile Final Yaptı 

Kategoriler

  • Bilim
  • Eğitim
  • English
  • Foto Galeri
  • Genel
  • İletim
  • İstanbul
  • İstanbul Üniversitesi
  • İÜ İletişim Fakültesi
  • İÜWEBTV
  • Köşe Yazıları
  • Kültür-Sanat
  • Manset Haber
  • Manset Yani
  • Sağlık
  • Spor
  • Teknoloji
  • Yaşam

Özel Haberler

İstanbul Üniversitesi’nde Uluslararası Kültür Şöleni

İstanbul Üniversitesi’nde Uluslararası Kültür Şöleni

12 Mayıs 2026
Galatasaray İkinci Kez 4 Sene Üst Üste Şampiyon Oldu

Galatasaray İkinci Kez 4 Sene Üst Üste Şampiyon Oldu

12 Mayıs 2026
Sosyalfest 2026 Ödül Töreni ile Final Yaptı 

Sosyalfest 2026 Ödül Töreni ile Final Yaptı 

12 Mayıs 2026
  • İletim Arşiv
  • Künye
  • İletişim

İstanbul Üniversitesi İletşim Fakültesi İletim Gazetesi / © 2022

Tekrar Hoşgeldiniz!

Aşağıdaki hesabınıza giriş yapınız

Şifreni mi unuttun?

Lütfen Şifrenizi Alınız

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi giriniz.

Giriş Yapmak
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle

İstanbul Üniversitesi İletşim Fakültesi İletim Gazetesi / © 2022