Haber: Ebrar Süeda Ünalan
Editör: Özgür Recep Kocaoğlu
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – Bahtiyar Sahaf’ın sahibi İsmail Bahtiyar İstekli 40 yıllık sahaflık deneyimlerini ve sahaflığın önemini İletim Gazetesi’ne aktardı.
Bahtiyar Sahaf’ın sahibi olan ve tozlu sayfalar arasında 40 yılını geride bırakan usta sahaf İsmail Bahtiyar İstekli, İletim Gazetesi’ne verdiği röportajda yaşadığı deneyimlerden ve sahaflık kültürünün öneminden bahsetti. Sahaflık mesleğinin Türkiye’de nerelere evrildiğini anlatan İstekli, dijital dünyada sahaflığın geleceğini anlattı.
Merak ve imkansızlıkla başlayan serüven
Sahaflık mesleğine nasıl başladığından bahseden İstekli, “Kitap okumaya lise yıllarında bir merakla başlamıştım. Ucuz kitap bulabileceğimiz tek yer sahaflar olduğu için sahaflarla ilişkim böyle başlamış oldu” dedi. Bir süre sonra sahaflığın ticari yanını gördüğünü söyleyen İstekli, öğrencilik yıllarında sokakta sergi açtığını anlattı. Hurdacılara gelen eski şeylerden ve 90’lı yıllardaki sokak sergilerinin canlılığından bahseden İstekli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hurdacılardan eski şeyleri satın alıp kiloyla ucuz fiyata pazar günleri sokakta sergi açıp satarak sahaflık serüvenime başlamış oldum. O sırada da Kadıköy’de eski kitap sokak sergisi açıyordum. Sonra Akmar Pasajı’nda bir dükkanım oldu. Böylece daha öğrenciyken bu mesleği yapmaya başladım. Biraz kitap merakı biraz da maddi imkansızlık beni sahaflığa sürüklemiş oldu. Yıllar sonra da Üsküdar’da bir Sahafçılar Çarşısı açılacağından bahsedildi, biz de bir dernek kurduk. Bu sayede 2022 yılından beri Üsküdar’dayım.”

Sahaflığın farklı tipleri
Tek tip sahaflık olmadığını ve sahaflığın geniş bir yelpazeyi kapsadığını vurgulayan İstekli, sahaflığın kapsadığı alanları “Yeni kitabın eskisini satana; tarihi belge, evrak, fotoğraf ve kitapları toplayıp satanlara sahaf diyoruz” ifadeleriyle aktardı.
Kendisinin ikinci tip sahaflığı yaptığından bahseden İstekli, eski malzeme sahafçılığının gün geçtikçe azaldığını söyledi. Eski malzemelerin korunmadığını ve müşteri portföyünün de bu yönde olmadığını belirten İstekli, “Yani bu tür eski şeylerin alıcısı ortada dolaşmıyor. Belli bir çevrede belli insanlar var. Onlar da zaten nerede olursanız olun sizi buluyor” dedi.

“Satılması değil yok olması kötü”
Evlerden de eski eşyaları aldıklarını anlatan İstekli, insanların evlerinde eski eşyaları artık tutmak istemediğine değindi. Bu durumun nedenleri arasında kuşak değişimleri ve evlerdeki küçülmenin olduğunu söyleyen İstekli, “Yeni neslin eskiye göre ilgi alanları, duygu dünyası, düşüncesi, yaşam pratiği çok farklı olabiliyor. Evlerdeki yer darlığı ile bazen eşyalara zarar verilmesinden çok satmak daha doğru geliyor” ifadelerini kullandı. Bu tip eşyaların satılmasının sanılanın aksine yanlış bir şey olmadığından bahseden İstekli, başına bir şey gelmesinin daha yanlış olduğunu söyledi. İstekli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunların satılması kötü bir şey değil, yok olması kötü bir şey. Satıldığı zaman yeni ilgilenen birisine gidecek, bir yerde sergilenecek, kitap çalışmaları çıkacak ama satılmadığı zaman bakılamıyor ya da onun ne kadar önemli olduğunu anlamayan birine kalıyor. Ancak bize satıldığı zaman biz onları daha iyi koruyacak ve daha çok önem verecek birilerine satıyoruz. Döngü haline gelmiş oluyor, eşyanın önemi korunuyor.”

“Normal şartlarda kitap ölmez”
Toplanan eşyaları nasıl muhafaza ettiklerini aktaran İstekli, “Bizim elimize geçen şeyler eski olduğu için yıpranmış olabiliyor. Bunların tamirini yapan restoratörler oluyor, onlara yaptırıyoruz” dedi. Kağıdın dayanaklı olduğunu ve iyi şartlarda korunursa çok uzun yıllar dayandığını vurgulayan İstekli, “Kağıt yeter ki su, nem, rutubet almasın, böcekli bir ortamda kalmasın, çok sıcak bir ortama konulmasın. Normal şartlarında kitap ölmez” ifadelerini kullandı.

Arşivlerde kitabın önemi
Kitapların toplumsal hafızayı korumadaki önemine değinen İstekli, kitabın kalıcı olduğu için değiştirilemeyeceğini ve hep aynı kalacağını söyledi. Dijitalleşmeyle beraber internete müdahale yapılabileceğini anlatan İstekli, kitabın tarihi bir arşiv olduğunu belirtti. Kitabın dijitalleşmeyle beraber internet arşivi olabileceğini söyleyen İstekli, “Geçmişten günümüze kadar hep pratik olan tercih edilmiştir” dedi. Bazı şeylerin değişiminin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan İstekli, sahaflığın öneminin daha çok azalabileceğinden bahsetse de yine de devam edeceğini anlattı.

Satır aralarında unutulan yaşamlar
Usta bir sahaf olarak 40 yıllık deneyimlerinden ortaya çıkan anılarını paylaşan İstekli, bir sahaf olarak eski belgeleri toplamak için daha çok çaba sarf ettiğinden bahsetti. Topladığı eski belgelerden ailelerinin de iznini alarak kitaplaştıdıkları olduğunu belirten İstekli, Osmanlıca belgeleri çevirdiğini ve onları bir arşiv gibi topladığını söyledi. İstekli, ”Eski mektuplar, günlük hatıratlar için özel çaba sarf ediyorum Benim için onlar çok önemli. Kitap öyle değil, her yerde oluyor ama kimsenin bilmediği, hiç kimsenin haberi olmayan belgeler çok önemli. Bunlara ulaşmaya, ulaşıp almaya, aldıktan sonra okumaya, eğer yayınlanabilecek bir özelliği varsa yayınlamaya özen gösteriyorum” diyerek sözlerini noktaladı.




