Elimizdeki En Etkili ve Güvenli Yöntem: Aşılama

0

Haber: Merve DAĞLI

Çin merkezli Sinovac firması tarafından üretilen Faz-3 çalışmaları tamamlanmış Coronavac aşısı 25 Ocak itibariyle ülkemizde kullanılmaya başlandı. Yaklaşık 2 buçuk milyon kişinin aşılandığı bu süreçte toplumun bazı kesimlerinin aşılanma konusunda endişeleri hala sürüyor. Biz de mevcut aşıların güvenilirliği ve etkinlikleri ile ilgili İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayper Somer ile konuştuk.

Geçtiğimiz yıl Kasım ayında Çin’de başlayan daha sonra tüm dünyaya yayılan Covid-19 virüsü nedeniyle, şimdiye kadar yaklaşık 2 buçuk milyondan fazla insan hayatını kaybetti. Her geçen gün mutasyona uğrayarak yıkıcı etkilerini arttıran virüse karşı şimdiye kadar maske kullanımı, mesafe ve temizlik ile önlem almaya çalıştık. Ancak bundan sonrası için Prof. Dr. Ayper Somer, Covid-19 virüsüne karşı korunmada elimizdeki en etkili ve güvenilir yöntemin, “Aşılama” olduğunu ifade etti.

”Aşılama, İnsan Yaşamını Ortalama 12 Yıl Uzattı”

Viral enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde genellikle antiviral ajanlar kullanılıyor. Ancak bu yöntem virüsü yok edici bir tedavi özelliği taşımıyor. Bu sebeple Prof. Dr. Somer, Covid-19 enfeksiyonunun taşıyıcılık ve hafif seyreden tipleri için koruyucu veya tedavi edici bir ilaç tedavisi bulunmadıkça, bu virüsün toplumda yayılmasının önüne geçilemeyeceğini söyledi.

Geçmişten bugüne kadar virüslere karşı elimizde bulundurduğumuz en etkili yöntemin aşı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Somer, ”Toplumda aşılama oranları arttırılırsa aşılanmayanların bile korunması gerçekleşebilecektir. İşte bu nedenle Covid-19 hastalığının etkeni saptandıktan hemen sonra tüm dünyada aşı araştırmaları başlatılmıştır. Normal şartlarda bir enfeksiyon ajanına karşı etkili ve güvenilir bir aşı geliştirilmesi en az 5 yıl, genellikle de 10-20 yıl süre gerektirmektedir. Ancak salgın şartlarında bu işlemler hızlandırılmıştır.” dedi.

Prof. Dr. Somer, aşılamanın insan yaşamına yapılmış en önemli ikinci katkılardan biri olduğunu, bir numaralı katkının ise, “temiz su sağlanması” olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti: ”Temiz su insan yaşamına yaklaşık 20 sene katmıştır. İkinci katkı ise “Aşı uygulamaları”dır. Aşının yaygın kullanıma girmesi insan yaşamını ortalama 12 yıl uzatmıştır.”

”Aşılama Sayesinde Dünyada Birçok Hastalık Yok Edildi’

Covid-19 aşılarının koruyucu süresinin en fazla 1 yıl olduğu öngörülürken, salgının önüne geçecek en güçlü yöntem olduğu konusunda ise uzmanlar aynı görüşte. Prof. Dr. Somer bu konuyla ilgili, ”Aşılama sayesinde eskiden çok ölümcül olup artık dünyada görülmeyen veya ülkemizde görülmeyen hastalık örnekleri vardır. “Çiçek hastalığı” artık görülmüyorsa bu sadece aşının başarısıdır. Benzer şekilde bir aşı başarısı da “Çocuk Felci” hastalığıdır. Polio olarak da bilinen çocuk felci ülkemizde 1998 yılından beri görülmemektedir.” şeklinde örnekler vererek Covid-19 aşılarının da salgını yok edecek ölçüde etkili olacağını belirtti.

”Aşı Sonrası Alerji Gelişme Olasılığı Yolda Yürürken Kaza Geçirme Olasılığından Azdır”

Aşı sonrası en sık görülen istenmeyen yan etkilerin, aşı yapılan yerde oluşan kızarıklık, şişlik ve ağrı olduğu bilinmektedir. Aşı sonrası istenmeyen etkilerin normal yaşamda görülen durumlardan çok daha düşük olduğunu söyleyen Prof. Dr. Somer, ”Aşı sonrası alerji gelişme olasılığı yolda yürürken kaza geçirme olasılığından azdır. Ayrıca aşı sonrası istenmeyen etkiler çok yakından izlenmektedir. Ve aşı olan kişiler aşı sonrası en az 20 dakika süre ile aşı alanında bekletilmektedir. Daha sonra ise en ufak bir sorun oluştuğunda Sağlık Bakanlığı’na bunu bildirmeleri istenir. Elimizdeki Covid-19 aşılarına karşı geliştirilen ölümcül bir yan etki olmadığını biliyoruz.” dedi.

Toplumda insanlar arasında konuşulan komplo teorileri için ise Prof. Dr.Somer şu ifadeleri kullandı: ”Komplo teorileri, aşı karşıtları dediğimiz lobilerin ürünüdür ve ne yazık ki Halk sağlığına büyük zararlar vermektedir. Sadece yeni bir aşı olan Covid-19 aşısı için değil eski aşılar hakkında da asılsız teoriler üretilmektedir. Bu teoriler araştırılmakta, sayısız çalışma yapılmakta ve komplo teorisinin doğru olmadığı bilim insanlarınca defalarca kanıtlanmaktadır. Ancak bu lobiler bilimsel kanıtları yok sayarak halkı yanlış yönlendirmeye devam etmektedir.”

Hiçbir kanıt olmadan ortaya atılan bir komplo teorisinin bilimsel verilerle çürütüldükten sonra lobilerin başka aşılara saldırmaya devam ettiğini belirten Prof. Dr. Somer, dünyada hala aşılanmamış milyonlarca çocuk ve erişkinin olduğuna dikkati çekti. Aşılara rağmen her sene aşıyla korunabilen hastalıklardan milyonlarca çocuğun hayatını kaybettiğini söylerek, komplo teorilerinin çocuklarımızın yaşamını ve dünyanın sağlıklı geleceğini tehdit ettiğini ifade etti.

”Normal Hayata Dönebilmemiz İçin Toplumun En Az Yüzde 70’i Aşılanmalı”

Covid-19 aşıları pandemi koşulları nedeniyle acil olarak uygulamaya konulduğundan aşı etkinliği ve etkinlik süresi hakkında henüz kesin bilgiler elde edilemedi. Ancak aşılama sonrası yaşamın hemen eski normale dönmesini bekleyen bireyler için Prof. Dr. Somer, bunun mümkün olmadığını açıkladı. Konu ile ilgili detaylı açıklamaları ise şu şekilde: ”Bir aşının etkisini ve koruma süresini belirlemek için aşılama üzerinden en az 1 bazen 2 sezon geçmesi gerekmektedir. Bu nedenle yaşamın hemen eski normale dönmesi beklenmemelidir. Öncelikle toplumun en az %70’i aşılanmalıdır. Toplumsal aşılama sağlandıktan sonra kısmen bir rahatlama olabilir. Aşılı kişilerin seyahatlerine izin verilebilir. “Yeni normal” dediğimiz günlere geçilebilir ki bu, dünyada bir süre daha maske takmayı, mesafe kuralına uymayı, kalabalık ortamlardan uzak durmayı ve el hijyenine devam etmeyi gerektirecektir.”

Yeni normal hayata ise, aşıların etkinlikleri kesinleştikçe geçebileceğimizi belirten Prof. Dr. Somer, ”Aşı etkinliği ve koruma süresi netleştikçe, aşılı insanların hastalanmadıkları görüldükçe ve en önemlisi tüm dünyada vaka sayısı ve ölüm sayısı azaldıkça pandeminin kontrol altına alındığı kararı verilebilir. Bu durumda ülkemiz de tüm dünya ile birlikte yavaş yavaş yeni normal hayatına başlayabilir.” dedi.

”Aşı Sonrası Antikor Bakılmasının Bir Anlamı Yoktur”

Aşı çalışmalarında kısa dönemde aşı etkisi kanda ölçülen antikorlar ile ölçülmektedir. Ancak aşı yanıtının çok karmaşık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Somer, Covid-19 tanısında sadece virüsün tek bir antikoruna bakıldığı için aşı sonrası antikor bakmanın yeterli olmayacağını söyledi.
Prof. Dr. Somer konu ile ilgili sözlerine şu şekilde devam etti: ”Virüs aşılarında asıl etkili olan nötralizan dediğimiz virüsü etkisiz hale getiren (yani nötralize eden) antikorlardır. Şu anda bu antikorlar sadece aşı çalışmalarında ölçülebilmektedir. Ticari kullanımı yoktur. Aşılama sonrası antikor yapımı dışında vücudumuzun savunma hücrelerinde de değişiklikler olur ve bu hücreler hafıza hücresi dediğimiz hücrelere dönüşürler. Bu hafıza hücreleri sayesinde aşıdan yıllar sonra kişi o virusla karşılaşınca hafıza uyarılır ve hemen etkili antikor yapar. Buna en güzel örnek kızamık aşısıdır. Benzer şekilde Covid-19 aşısı sonrası bu tip hafıza hücreleri geliştiği bilinmektedir. Bu hücrelerin varlığı da aşı çalışmalarında gösterilmektedir. Ancak bu yöntemin de ticari kullanımı yoktur. Dolayısıyla aşı sonrası antikor bakılmasının da anlamı yoktur.”

Share.

Leave A Reply