İstanbul İletişimin Altın Koza Ödüllü Öğrencileri

0

Mutlu Bilge

Geçtiğimiz günlerde 28. Adana Altın Koza Film Festivali’nde ödüller sahiplerini buldu. Bu yıl düzenlenen Festival’de İstanbul Üniversitesi’ni gururlandıran bir sonuç ortaya çıktı. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencisi Efe Subaşı’nın yönetmenliğini yaptığı ‘’Mesafeler’’ adlı kısa film, Ulusal Öğrenci Kısa Filmleri Yarışması Kurmaca Dalı’nda en iyi film ödülüne layık görüldü. İletim Gazetesi adıına ben Mutlu Bilge ve arkadaşım İbrahim Doğanoğlu ile birlikte bu başarının mimarları Efe Subaşı ve Doruk Yılmaz’ı İletişim Fakültesi Kampüsü’nde ağırladık ve kendileriyle keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Mutlu Bilge – Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Efe Subaşı – Merhaba ben Efe.  İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nde 2-3-4 karışık okumaya devam ediyorum. 26 yaşındayım, bir yandan okula devam ederken video işleri, video edit ve setlerde reji çalışmaya devam ediyorum.

Doruk Yılmaz – Adım Doruk Yılmaz. 22 yaşındayım. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nde son sınıf öğrencisiyim. Burada çalışmaya başladım. Ben aslında buranın kurgu biriminde çalışmaya başladım. Burada yeteri kadar çalıştıktan sonra dışarıda canlı yayın yönetmeni, kurguculuk, Prodüksiyon şirketlerinde ya freelance olarak ya da maçdream olarak çalışmaya çalışıyorum. Şu an kurgu ve kreatif departmanında  yöneticilik yapıyorum.

Mutlu Bilge –  Efe sen de okulda çalışmaya başladın değil mi? Şu an ne iş yapıyorsun?

Efe Subaşı – Ben şu an freelance olarak video editör ve reji olarak çalışıyorum. Okulda çalışmaya başladığım Zaman Doruk okulda çalışıyordu zaten. Benim bir gelip gitmem yoktu ama bir şeyler  yapıyordum, arkadaş ta olduğumuz için kurgu odasında zaman geçirdiğimiz oldu.

Mutlu Bilge – 28. Adana Altın Koz Film Festivali’nde Kısa Film Yarışması’nda ödül aldınız. Yarışmaya katılma fikri nasıl ortaya çıktı?

Efe Subaşı – Aslında biz filmi yaparken  festival süreci geçirmesini istiyorduk. Zaten kısa filmlerin genel macerası öyle olur, film yapılır sonra festivallerde görücüye çıkar ya da insanların izlemesi için internete konur böyle bir yol izlenir. Biz festival yolunu seçtik  macera olarak. Zaten daha önceden de Doruk’un bir  tane Pandemi zamanı yaptığı film vardı, o ödül aldı. Akbank ödüllerinden.  Bu nedenle aslında böyle daha çok yeni bir şey gibi değildi. Zaten gönderildi festivallere. Adana’da iyi bir festival, çoklu festival. Türkiye’de ve öğrenci kategorisi de var. Bundan dolayı Adana’ya gönderdik.

Mutlu Bilge – Peki Adana Altın Koza Film Festivali’ne katılırken, dereceye gireceğinizi, ödül alacağınızı bekliyor muyunuz?

Efe Subaşı –  Beklemiyorduk açıkçası, biz daha böyle Adana’ya gideriz, hem kebap yeriz, insanlarla sohbet ederiz, hem de bir festival yaşarız diye gitmiştik aslında ama oraya gittik, filmin iyi olduğunu en azından  istediğimiz şeyi yaptığımızı biliyorduk. Bu yüzden de hani ödül kazanıp kazanmamaktan ziyade festivale katılmış olmak bizim için yeterdi.

Doruk Yılmaz – Efe daha çok emek verdi tabi. Yani yollarda sokaklarda geziyor bu film için, araştırmalar yapıyor, çalışmalar yapan insanlarla konuşuyor ve çekim sırasında da prodüksiyon olsun, prodüksiyon sırasında olsun, çok büyük emek sarf ettik ve öğrenci olduğumuz için de yaptığınız işten sonra tabi ki de bir umut doğuyor.  Hani diyoruz ki bu bizim içimize sindi. Bir şeyler olmasa da biz kendi içimizde kazandık diyoruz. Yani bu Altın Koza bir pastaya mum, çilek oldu. Yani güzel oldu.

Mutlu Bilge – Filmin adını neden ‘Mesafeler’’ koydunuz?

Efe Subaşı – Aslında anahtar bir kelime film için. Film Unkapanı ve Taksim arasında seyahat edilen bir arabada geçiyor. Ve o mesafe içerisinde karşılaşan birbiriyle hayat ve hayata bakış olarak mesafeli iki insan var. Aslında bu iki insan arasındaki mesafeyi ne kadar ölçebiliriz. Ne kadar yakınlaşabilirler. Ne kadar uzaklaşabilirler temasıyla adını Mesafeler koyduk.  Ek olarak söylemek gerekirse, bu iş için herkes elini taşın altına koydu ve herkes çok profesyonelce hareket etti.  Bu bizim için çok iyi bir deneyim oldu.

Doruk Yılmaz – Film için alınması gereken bazı öğeler vardı. Halledilmesi gereken işler vardı. Ve bunları doküman haline getirdik. Her şeyi planlı ve dakik bir şekilde ilerlettik.  Ciddi anlamda yaptığımız ve yapamadıklarımızdan çok iyi tecrübe edinmiş olduk.

Mutlu Bilge –  Filmin bütçesini nasıl karşıladınız?

Doruk Yılmaz – Öğrenci birliği sayesinde oldu. Planladık ve anlaştık. Bu konuda Efe’nin çok emeği var sözü ona bırakmak istiyorum.

Efe Subaşı – Bölüm arkadaşımız Farid’le, tanıştıktan sonra konuyu anlattım. Ardından bana ortak yapımcı olabileceğini söyledi. Zaten benim de birikmiş param vardı. Film, bütçe olarak 500 dolar gibi bir maliyete mal oldu.  Film çekiyoruz demek istediğimiz zaman bize yardımcı olan çok insan çıktı karşımıza. İndirim yapan da oldu.  En temel nokta ekibin bu işi bir şekilde halledeceğiz deyip bu işe girişmesidir. Bundan sonra da ortaya böyle işler çıkacaktır. Buradaki temel nokta birbirine inanmak ve saygı içinde hareket edip çalışmak.

Mutlu Bilge – Ekibi nasıl oluşturdunuz? Yani  daha önce birbirini tanıyan arkadaşlardan mı yoksa o proje için bir araya gelmiş arkadaşlar dan mı?

Efe Subaşı – Aslında şöyle, İstanbul gibi kalabalık  bir üniversitede bölümden şunu fark ediyorsunuz; okula gidip geldikçe bu işi yapmak isteyen heyecanlı insanlar var, bir şeyler yapmak isteyen heyecanlı insanlar var ve bir şekilde onlarla tanışıyorsunuz. Okulun bize burada çok büyük böyle bir avantajı oldu. Doruk bir film yapıcaktı, biz böyle Doruk’la tanıştık. Böyle bir film yapmak istedik.  Senin filminde ne yapılması gerekiyor  dedim. Yapımcı, yürütücü yok. O zaman  ben dedim k,i yürütücü yapımcılık yapacağım. Daha öne yürütücü yapımcılık yapmamıştım, bunu öğrenmiş oldum. Bu çalışma esnasında da şu fark ettik; beraber çalışabiliyoruz, aynı şeyleri paylaşabiliyoruz ,aynı duygulardan ilerliyoruz. Bu nedenle de böyle bir arkadaşlıktan ilerledik. Yani aslında film için bir araya gelmedik, arkadaş olduğumuz için bir araya geldik.

Doruk Yılmaz – Efe’yle aslında uzun bir tanışıklığımız yok. Okula  sonradan geldi kendisi. Biz bir ekiptik ve bir şeyler yapmak istiyorduk.  Efe geldiğinde bu Filmi  bir sene önce yapmaya çalışmıştı ve çeşitli sorunlardan dolayı yapamadığını söyledi. Beni gördü, arkadaşlarımı gördü. Bize sordu; ‘’beraber yapabilir miyiz?’’ dedi. Biz de ‘’neden yapamayalım’’ dedik ve Efe nin her zaman yanında durduk. Beraber de bu işi çok güzel kurtardığımızı düşünüyorum.

İbrahim Doğanoğlu – Filmin çekim aşaması ne kadar sürdü?

Doruk Yılmaz – Planladığımız gibi tam olarak iki gün sürdü.

Efe Subaşı – Provaları da yapmıştık. Bir hafta öncesinden nereye gideceğimizi, çekim yerini çok iyi gözlemledik. Öncesinde de prova yaptık. Ön çalışma yaptık. Planlamalarımız vardı. Kesinlikle doğaçlama olmadı.

Doruk Yılmaz – Kurgu senaryoda başladı, senaryo kurguda bitti gibi oldu. Tam olarak böyle oldu. Ne eksik ne fazla

İbrahim Doğanoğlu –  Senaryo yazarken nereden ilham aldınız?

Efe Subaşı – Senaryoyu 2014 yılında yazmaya başladım.  Merak ettiğim nokta da polisler arabalarında ne tür müzikler dinlerdi. Bu sorundan çıktı senaryo. Çıkış noktası buydu.

Mutlu Bilge – Ödül kazandığınız açıklandığında ilk tepkiniz ne oldu? Neler hissettiniz?

Efe Subaşı –    Beklemediğimiz bir şeyden ziyade tabi olabilirliğini düşünmüştük.  Bundan dolayı ödüllendirilmek  genel olarak bir özgüven katıyor ve daha fazla motive oluyorsun. Burada bir şeye dikkat çekmek lazım. Yönetmen olarak Efe Subaşı geçiyor ama filmde  bütün sürece dahil olan 6-7 tane İstanbul Üniversitesi öğrencisi  var beraber çalıştığımız. Aslında belki biz biraz daha emek  veriyor gibi görünebiliriz ama arka planda da isimler var.

Mutlu Bilge – Ödülü kazandığınızda çevrenizden ne gibi tepkiler aldınız?

Efe Subaşı – Bu çok onur vericiydi. Çok iyi karşılandı. Çok önemli bir festival. Ailem ve arkadaşlarımdan çok güzel tepkiler aldık.

Mutlu Bilge – Arka plandaki kahramanları öğrenebilir miyiz?

Efe SubaşıOyuncular Akant Çetin, Öyküsu Özyürek, Nicolas Jakubiak, Mert Demir. Yapımcı Farid Huseynzade – Efe Subaşı. Yönetmen Efe Subaşı Senaryo Efe Subaşı Görüntü Yönetmeni Daniel Krasnov. Yardımcı Yönetmen Doruk Yılmaz Kurgu Efe Subaşı, Doruk Yılmaz Ses Farid Huseynzade Yapım Sorumlusu Tarık Emir Tosun Sanat Yönetmeni Berk Canberk Focus Puller Mami Korlic Kostüm Danışmanı Öykü Tanrıvermiş Reji Mami Elric Renk Ahmet Kaymaz Ses Mix Erdem Önder, Tutku Ertit. Dit – Backstage Enes Akkoyun

Oyuncular, ses, mixsaj ve kostüm danışmanı hariç hepsi İstanbul Üniversitesi öğrencileri.

Mutlu Bilge – Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nü seçerken hayaliniz neydi? Örnek aldığınız bir yönetmen var mı?

Doruk Yılmaz  – Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü, böyle dışarıdan bakılınca kolay bir bölüm, sözel derslere girip çıkıyorsun gibi gözüküyor, eğlenceli gibi işte. Buradaki insanlar da eğlenceli, herkesin bir amacı var, bir şey var yani. Birinci sınıftaki öğrenciye ne olmak istiyorsun diye sorsan, herkes yönetmen olmak istiyorum diye el kaldırır. Burada gerçekten yani Radyo Televizyon ve Sinema okumak bir insanın hayali oluyor.  Yani insan buraya gelip bir şeyler yapmak için okulun içerisindeki etkinliklerle derslerle kendine bir yol seçiyorsun aslında. Görüntü yönetmeni olmak istersin, kamera kullanmak istersin. Aaaa! benim yazım kuvvetli ben yazayım dersin. Bu şekilde ilerledik. Ben Efe’nin de bu hayalle geldiğine eminim.  Biz  bu filmin kurgusunda da çekiminde de aslında 80’ler 90’lar İngilteresi’nden biraz yararlandık.  Amerika’nın  90’larda özgür olmak isteyen, fikirlerini açıkça belirten gençlerin filmlerini çok izledik. Amerika ve İngiltere nin punk havasına aldık. Yani bir şekilde esinledik bu dönemlerden, retro takıldık diyebiliriz.

Mutlu Bilge – Sinemaya ilginiz nasıl başladı?

Efe Subaşı – Sinemaya ilgimiz çocukluğunu 2000’li yıllarda geçirmişler olarak bir şekilde vardı. Kendi adıma senaryo yazmak, hikaye anlatmak, kamerayla bir hikaye anlatmak nasıl olabilir acaba diye ilerlediğim bir süreç oldu. Şimdi film yapıp bir şeyler kattık ama asıl amaç hayatı adlandırmak için bir şeyler koymaktı ortaya ve sinema bunun için bir yoldu. Ama gelecekte tabi ki başka bir şeye dönüşebilir. Bunu bir hırstan ziyade eğlence amacı olarak da görüyoruz. Hayatı yaşarken tadını çıkarmak.

Doruk Yılmaz – Aslında şu an, kendimizi sanatçı olarak nitelendirmek için çok erken ama her sanatçı anlatmak istediği duyguyu kendi sanatıyla yansıtır. Biz de insanlara, görüntüyle ve kamerayla anlatmayı tercih ettik.

Mutlu Bilge – Sizce sanatı yansıtmak, görüntüyle mi daha kolay yoksa yazıyla mı?

Doruk Yılmaz – Sinemanın şöyle bir yanı var, hem yazabiliyorsunuz, hem görüntü koyabiliyorsunuz. Görüntünün içine birçok imge koyabiliyorsunuz. Sinemanın içine bütün sanat öğelerini yerleştirebiliyorsunuz. Bu yönden çok iyi ve keyif verici oluyor.

Mutlu Bilge – Beraber yeni bir film projesi düşünüyor musunuz?

Doruk Yılmaz – Tabiki var. Aklımıza esen bir hikayeyi birbirimizle paylaşıyoruz. Üzerinde nasıl çalışmalar yapabiliriz diye düşünüyoruz.

Efe Subaşı –  Umarım gelecekte beraber yeni bir proje görürüz.

İbrahim Doğanoğlu – Kariyerinize kısa film üzerinden mi devam etmeyi planlıyorsunuz?

Efe Subaşı – Yakın vadedeki amacımız kısa film üzerinden devam etmek.

Doruk Yılmaz – Şunu da eklemek istiyorum, egolarından arınmış insanlar olarak denk geldik birbirimize ve şanslıyız ki karşımıza cidden iyi insanlar çıktı. İnsanlar bizdeki ışığı görüp bize bir şeyler kiralarken, alet alırken yardımcı oldu. Bize set dışından da yardımcı olan insanlara teşekkür etmem lazım.

Efe Subaşı – İleride ortaya bir iş koyarsak, görev dağılımında değişiklikler olabilir. Kimsede alınma veya gücenme olmaz.

Mutlu Bilge – Geldiğiniz ve sorularımızı içtenlikle cevapladığınız için çok teşekkür ederiz. Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Efe Subaşı –  Biz teşekkür ederiz bu güzel söyleşi için. Bir teşekkür de üzerimizde emeği geçen hocalarımıza ve İstanbul Üniversitesi’ne.

Share.

Leave A Reply