Haber: Ebrar Süeda Ünalan
Fotoğraf: Kübra Mısıroğlu
Editör: Sena Sandıkçı
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde, Doç. Dr. Burcu Zeybek’in verdiği Uluslararası Kamu Diplomasisi dersine Dr. Hazar Vural konuk oldu.
Dr. Hazar Vural Uluslararası Kamu Diplomasisi dersine konuk geldi.
İstanbul Üniversitesi (İÜ) İletişim Fakültesi’nde Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burcu Zeybek tarafından yürütülen Uluslararası Kamu Diplomasisi dersine Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Dr. Hazar Vural konuk oldu. Vural, ABD – İran çatışmasında kamu diplomasisi ve medya algısı hakkında bildiklerini aktardı.
İran’ın dini ve politik yapısı
Konuşmasına İran’ın rejimini vurgulayarak başlayan Vural, “İran’ın dini politik kültürü kendine özgü bir politik kültürdür” dedi. Eski İran dini lideri olan Ayetullah Humeyni’nin kurguladığı Velayet-i Fakih sisteminden bahseden Vural, bu sistemin içerisinde fetvaların önemine değindi. Vefat eden İran dini lideri Ali Hamaney’e kalan bir fetva olduğunu belirten Vural, bugün itibariyle hangi fetvanın devam edeceği ile ilgili bilgi olmadığını söyledi. Ali Hamaney’e kalan fetvanın Ayetullah Humeyni tarafından bırakıldığını anlatan Vural, sözlerine şöyle devam etti:

“Düne kadar ‘En büyük ibadet İslam Cumhuriyeti rejimini korumak’ fetvası geçerliydi. Ne demek bu? Rejimi korumak için ne gerekiyorsa yapma gücünü veriyor yöneticiye. Yani Cumhurbaşkanına, Dışişleri Bakanına, İran’ın dini liderine, bütün o sistem içerisindeki atanmışlar ve seçilmişlerin bir arada formüle ettiği siyasete, politikaya rejimi korumak için her yol mübahtır diyor. Hatta fetvanın tam açık halini hatırlıyorum, şöyleydi: Kayıp 12’nci imamı savunmaktan bile daha önemlidir İran’da İslami rejimi korumak.”
Ekonomik güç ve siyaset ilişkisi vurgusu
Uluslararası hukukun uygulanabilirliğinden bahseden Vural, uluslararası hukukun özü itibariyle yavaş ve atıl bir mekanizma olduğu için güçlünün ayakta ve hayatta kaldığı bir noktaya dönüşmüş durumda olduğunu aktardı.
Gücün sadece silahlarla değil aynı zamanda ekonominin de iyi olmasıyla oluşacağını belirten Vural, 28 Aralık 2025’te İran’da çıkan protestoların sebebinin ekonomi olduğunu vurguladı. Vekil güçler kavramından bahseden Vural, ülkelerin var olmak istediği veya var olduğu coğrafyalarda onların yerine faaliyet gösteren güçlere denildiğini belirtti. Bu durumun sonunun hukuksuzluğa varma ihtimalini anlatan Vural, “Bazen vekil güçler asıl ülkenin çıkarları için o ülkenin bugününü ve yarını çalabiliyorlar” ifadelerini kullandı.
“Nükleeri sınırlar durdurmaz”
Nükleerin tehlikesini vurgulayan Vural, “Nükleer kelimesi kolaylıkla kullanılmaması gereken bir kelimedir. Çünkü sadece var olduğu ülkeyi etkilemez, nükleeri sınırlar durdurulmaz” dedi. Nükleerin Abd – İran çatışmasında önemli rol oynadığını belirten Vural, nükleer silah yapmayacağına taahhüt eden İran’a güvenmeyen İsrail ve ABD’nin bu durumu savaş gerekçesi olarak kullandığından bahsetti.
Silahlanma yarışı ve savunma sanayi
Türk Savunma Sanayi’nin önemine değinen Vural, yüzde 82 oranında kendi ihtiyacını karşılayan bir devlet olsa da hedefin yüzde 99 olması gerektiğini belirtti. Savaşların teknoloji üzerinden gittiğini vurgulayan Vural, savunma sanayinin bu noktada gelişmesi gerektiğini anlattı.
Savaşların kolay başladığından ancak bitmesinin zor olduğundan bahseden Vural, ülkelerin komşularının silahlanması sebebiyle çoğunlukla silahlanmak zorunda kaldığını aktardı. Vural, dünyada en çok silahlanan ülkeler ile çıkan savaşlar arasında paralellik olduğunu ifade etti.

Savaşlarda kamu algısının önemi
Haberlerin yazım dillerinde yapılan yanlışları anlatan Vural, sözlerine şöyle devam etti:
“Şimdi ben sabah bir kanala bakıyorum. Dubai Havalimanı’nda İran saldırılarında büyük yangın diye yazıyor haberde. Ben vatandaş olarak konuyu bilmek zorunda değilim. Niye böyle bir şey yapmış diye düşünüyorum. O yüzden böyle verildiği zaman haber anlamını yitiriyor ve başka bir şeye veriliyor. İlk başta haberin aktarım dilinin ve sorulan soruların ne kadar önemli olduğunu anlamak gerekiyor. Çünkü sorduğunuz soruya aldığınız cevapla iş yürüyor. İkinci olarak da haberi verirken ilk saldırıyı kim başlatıyorsa onu başa yazmak gerekir. Savaşlarda kamu algısı önemlidir. “
Sorunlara müzakere çağrısı
İran ve Irak arasında 1980 yılında yaşanan savaşa değinen Vural, savaşın 8 sene sürdüğünü ve dünyanın en büyük yıpratma savaşlarından biri olarak tarihe geçtiğini belirtti. Ülkeler arasındaki sorunların hoşgörüyle yönetilmesi gerektiğini ifade eden Vural, sorunların barışçıl ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiğini ve çok seslilikle desteklenmesi gerektiğini anlattı.





