Haber: Şevval Olgaç
Editör: Melek Öztürk
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – Kendi içimizde gün içinde söylediğimiz her şey, fark etmesek de ruh halimizi ve olayları nasıl yorumladığımızı etkiliyor.
Business Standard’da yer alan haberde uzmanlar, kişinin kendine yönelik olumlu ifadeler kullanmasının beyinde bazı değişimlerle bağlantılı olabileceğini ancak bunun hızlı ya da “bir anda hayatı değiştiren” bir etki gibi görülmemesi gerektiğini belirtiyor.

Beyin, tekrar eden düşüncelere tepki veriyor
Haberde görüşlerine yer verilen Davranış Bilimleri uzmanı Dr. Mrinmay Kumar Das’a göre, kişinin iç konuşmalarını olumlu tuttuğu süreçte beynin özellikle kendini değerlendirme, motivasyon ve ödül sistemiyle ilişkili bölgelerinde hareketlilik artabiliyor.
Fonksiyonel MR çalışmalarında, bu süreçte beynin kişinin kendine dair düşüncelerini ve duygusal değerlendirmelerini yöneten bölgelerinde aktivite görüldüğü belirtiliyor. Bu bölgeler arasında medial prefrontal korteks, posterior singulat korteks ve ventral striatum gibi alanlar yer alıyor. Bu alanlar kişinin kendini nasıl gördüğü ve kendisiyle ilgili nasıl hissettiğiyle ilgili süreçlerde aktif rol oynuyor.
Uzmanlara göre bu durum, beynin sadece dış dünyadan gelen olaylara değil, kişinin kendi düşünce biçimine de duyarlı olduğunu gösteriyor. Dr. Das, bu tür olumlu düşüncelerin düzenli olarak tekrar edilmesi halinde beyindeki bazı bağlantıların zamanla güçlenebileceğini ve bunun nöroplastisite olarak bilinen süreçle açıklandığını ifade ediyor. Yani beyin, tekrar eden düşünce ve alışkanlıklara göre kendini kısmen yeniden düzenleyebiliyor.
Ayrıca zamanla stres ve kendini eleştirme ile ilişkili beyin aktivitelerinde azalma görülebileceği, bunun da kişinin kendine bakışını zamanla daha dengeli ve daha sakin bir hale getirebileceği belirtiliyor.

Düşünce biçimini etkileyebilir ama tek başına yeterli değil
Nöroloji uzmanı Dr. Praveen Gupta ise bu yaklaşımın kişinin özdeğer algısını destekleyebileceğini ancak tek başına derin ve köklü düşünce sorunlarını çözmeye yetmeyeceğini belirtiyor. Gupta’ya göre bu yöntem, psikolojik destek yaklaşımlarına yardımcı olabilecek basit aşamada bir araç olarak değerlendirilebilir ancak onların yerini tutmaz. Nitekim bu yöntemin etkisinin kişiden kişiye değiştiği de özellikle vurgulanıyor. Düzenli ve biliçli şekilde uygulandığında faydalı olabileceği, ancak bazı durumlarda özellikle düşük öz güvene sahip kişilerde ters etki yaratabileceği ifade ediliyor.
Bu nedenle olumlu iç konuşma bir tedavi yöntemi değil; daha çok zihinsel süreçleri destekleyen yardımcı bir alışkanlık olarak görülüyor. Ayrıca sosyal medyada bu konunun çoğu zaman basitleştirilerek “hızlı çözüm” gibi sunulduğu, gerçekte ise etkilerinin daha zamana yayılan bir süreçte ortaya çıktığı belirtiliyor.





