Haber: Merve Kutan
Editör: Melek Öztürk
Fotoğraf : Ganime İlayda Kılıç
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü ev sahipliğinde düzenlenen İstanbul Yapay Zeka Etiği Bildirgesi toplantısı gerçekleştirildi.
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nün ev sahipliğinde farklı üniversitelerden akademisyenlerin katkısıyla şekillenen “İstanbul Yapay Zeka Etiği Bildirgesi” kamuoyuyla paylaşıldı.
İÜ Rektörlük Binası’ndaki Mavi Salon’da düzenlenen toplantının açılış konuşmasını İÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Adak gerçekleştirdi. Üniversitenin “Perspektif 2053” vizyonuna atıfta bulunan Adak, bilim ile halkın birleşmesinde üniversitelerin anahtar rolü olduğunu vurguladı.

“Perspektif 2053” vurgusu
Prof. Dr. Mehmet Adak’ın ardından kürsüye İÜ Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nedim Yıldız çıktı. Yıldız, yapay zekanın hayatın dinamik akışına, eğitime, üretime, bilgiye erişime, kurumsal kararlara, denetim biçimlerine ve kültürel üretime muhtac ettikçe bu alanın düşünmenin artık ertelenebilir bir mesele olmadığını belirterek, “İstanbul Yapay Zeka Altyapısı Bildirgesi standartlı bağlanım içinde şekillenmiştir. Bildirgenin yazım sürecinde yaptığımız çalışmalar kapsamında yapay zeka altyapısı alanında yayınlanmış bildirgeler, ilke metinleri, tavsiye metinleri ve çağrı metinleri arasından kaydedilen bütün metinler taranmış ve incelenmiştir” ifadelerinde bulundu.
İnsan failiyeti ve adalet vurgusu bildirgede öne çıktı
Prof. Dr. Yıldız, bildirgenin özgünlüğü ve katkısı hakkında gerçekleştirdiği konuşmasında, bu çalışma sonucunda insan hakları, adalet, güvenlik, mahremiyet, şeffaflık, hesap verebilirlik, kapsayıcılık ve çevresel etki başlıklarının uluslararası literatürde öne çıktığı vurguladı. Yıldız, konuşmasına su sözlerle devam etti:
“İstanbul Yapay Zeka İletişim Bildirgesi’nin özellikle insan failiğini merkeze alan yaklaşımıyla özgün bir konumda olduğu belirtilmiştir. Çünkü birçok metinde insan failiği etik ve politik açıdan geri planda kalırken, bildirgenin yapay zekâ tartışmalarında asıl meselenin teknolojinin gelişmişliğinden çok kararın kim tarafından verildiği, sorumluluğun kimde toplandığı ve insanın kendi eylemlerinin öznesi olarak nasıl konumlandığı olduğudur.”
Konuşmasında adaletin soyut ve değişmez bir ilke olarak değil, insanların tarihsel, toplumsal ve kültürel koşullarını dikkate alan bağlamsal bir hakkaniyet anlayışıyla ele alındığını ifade eden Yıldız, yapay zekâ sistemlerinin geçmiş veriler üzerinden işlemesi nedeniyle, adaletin yapısal eşitsizlikleri gidermeye yönelik düzenlemeleri gerekli kılan temel bir esas hâline geldiğini belirtti. Bildirgede ayrıca yapay zekâ sistemlerinin otonom görünmesinin sorumluluğu ortadan kaldırmadığı, özellikle geri döndürülemez sonuçlar doğuran yüksek riskli alanlarda kararın kime ait olduğu sorusunun hayati önem taşıdığı söyleyerek sözlerini noktaladı.

Yapay zekânın insan ve toplum ilişkisini dönüştürmesi
Prof. Dr. Nedim Yıldız’ın ardından kürsüye İstanbul Esenyurt Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tacettin Ertuğrul çıktı. Ertuğrul, yapay zekânın olumlu ve olumsuz yönlerine vurgu yaparak “Her teknoloji gibi yapay zekada bir farmakop olarak karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla ilaç ve zehir etkileri, olumlu ve olumsuz bir etkiler, vaatler ve tehditler bir arada karşımızda duruyor” ifadelerinde bulundu.
Ertuğrul, “Genel olarak teknolojileri, özel olarak yapay zeka teknolojilerini basitçe insanın kullandığı ama ona dâhil olan araçlar, düzenekler gibi düşünmek yaygın kapıldığımız bir hatadır. Genelde yeni teknolojiler ile özelde de yapay zeka teknolojileri ile sadece insanın kullandığı araç gereçler değişmekte dönüşmektedir” diyerek yapay zekanın doğru kullanımına dikkat çekti.

Şeffaflık ve hesap verebilirlik için çok paydaşlı yapı çağrısı
İÜ Felsefe Bölümü Başkan yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Arzu İbişi Temelli konuşmasını denetim ve gözetim başlığında gerçekleştirdi. Yapay zeka sistemleriyle başlatılan bir eylemin sorumluluk zincirinin karanlık ve karmaşık olduğunu vurgulayan Temelli “Karar verici olarak bir insanın doğrudan müdahalesi olmadan algoritmik tepki verebilme kapasitesine sahip sistemde, sorumluluğu taşıyacak bir özne bırakmaksızın eylemi gerçekleştirecek hale gelmesi etik açıdan bir sorundur “ ifadelerinde bulundu.
Yapay zeka açısından denetim konusunu üç felsefi eksen üzerinden değerlendirildiğinden bahseden Temelli, “Birincisi insan doğruluğu ilkesi. Bu ilkeye göre insan hiçbir koşulda araç olarak kullanılamaz. Yapay zeka sistemlerini kullanım içinde de bu sınırı zorladığımızda denetimin zorunlu hale geldiği geldiğini görmüş olmaktayız. İkincisi şeffaflık ve hesap verebilirliktir” ifadelerini kullandı.
Temelli, “Denetim mekanizmaları sadece ulusal düzeyde değil, sivil toplum kuruluşları, sektöre dair kuruluşlar ve uluslararası kurumları kapsayan çok paylaşlı bir yapı içerisinde oluşturulmalıdır” sözlerini kullanarak yapay zeka tüketiminin birden fazla kolu olduğunu vurguladı.

Bildirgeye farklı üniversitelerden katkı
Doç. Dr. Tacettin Ertuğrul’un konuşmasının ardından MSGSÜ Felsefe Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Kurtul Gülenç, İÜ İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Aydın Topaloğlu, BUÜ Felsefe Bölümü Prof. Dr. Funda Günsoy Turowski, İÜ Felsefe bölümü Felsefe Tarihi Anabilim dalı başkanı Prof. Dr. M. Ertan Kardeş, AYBÜ Felsefe Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Mehtap Doğan, İÜ Felsefe Bölümü Doç. Dr. N. Murad Omay, Hacettepe Üniversitesi Felsefe bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Çetin Türkyılmaz ve İÜ Felsefe Bölüm başkan yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Arzu İbişi Temelli, bildirgedeki adalet, faillik, hesap verebilirlik ve insanın araçsallaştırılmayacağı, yaratıcılığın sürdürülebilirliği, mahremiyet, denetim ve gözetim esaslarının felsefi arka planı ile yapay zekanın politik boyutu konuları hakkında bilgilendirme yaptı.
Bildiri sunumu toplu fotoğraf çekimi ile son buldu.






