Haber: Melek Öztürk
Fotoğraf: Berk Balcı, Merve Arkan
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Dijital Çağda Dezenformasyon ve Doğrulama söyleşisi gerçekleştirildi.
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde 29 Nisan günü Amfi C’de düzenlenen Mesut İris tarafından yürütülen Yapay Zeka ve Medya dersine konuk olarak Anadolu Ajansı Teyit Hattı Müdürü Ömer Faruk Görçin ve Anadolu Ajansı Teyit Hattı Muhabiri Ayşenur Cevahiroğlu katıldı.
“Gerçek mi Kurgu mu? Yapay Zekâ Çağında Dezenformasyon ve Doğrulama” başlıklı söyleşide, dijital ortamda yayılan bilgi kirliliğiyle mücadele yolları ve doğrulama yöntemleri değerlendirildi.
Yapay zeka çağında dezenformasyonla mücadele
Cevahiroğlu, yapay zeka çağında dezenformasyon ve doğrulama süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cevahiroğlu, günümüzde gerçek ile kurgu arasındaki sınırın giderek belirsizleştiğine dikkat çekerek, “Bu gördüğünüz şey gerçek mi? Yoksa kurgu mu? Bunu ayırt etmek eskisinden bile daha zor hale geldi” dedi.
Cevahiroğlu, bilgi akışının hızlandığı günümüzde doğrulama mekanizmalarının kritik hale geldiğini vurguladı. Bilgi alanında yaşanan mücadelenin önemine işaret eden Cevahiroğlu, “Muhabere alanındaki savaş kadar da bir bilgi mücadelesi de var” ifadelerinde bulundu. Günlük hayatta çok sayıda bilgiyle karşılaşıldığını belirten Cevahiroğlu, yanlış bilginin farklı türleri olduğuna dikkat çekerek, “İnternette gün içerisinde milyonlarca bilgiyle karşılaşıyoruz. Fakat her şey yanlış bilgi değil. Her yanlış bilginin amacı aynı değil” dedi.
Yanlış bilginin bazen kasıtsız şekilde yayıldığını belirten Cevahiroğlu, “Bazen bu bilgi yanlış oluyor ve kullanıcılar bunu bilmeden paylaşıyor. Biz buna mezanformasyon diyoruz” ifadelerini kullandı. Buna karşılık bazı içeriklerin bilinçli şekilde çarpıtıldığını vurgulayan Cevahiroğlu, “Bazen de bilgi yanlış oluyor ve bu bilerek çarpıtılıyor ya da bilerek paylaşılıyor. İşte burada dezenformasyon ya da malenformasyon sebebiyet vermiş oluyor” şeklinde konuştu.
Sosyal medyada hızla yayılan içeriklere dikkat çeken Cevahiroğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Hangi tür içeriklerle mücadele ediyoruz sorusunu sorarsak; sosyal medyada hızla yayılan videolar, eski ama yeniymiş gibi sunulan görüntüler. Örneğin İstanbul’da bir deprem oluyor, anında bir deprem videosu paylaşılıyor.”

Doğru soruların sormanın önemi
Cevahiroğlu, çarpıtılarak ya da yanlış anlaşılacak şekilde paylaşılan içeriklere dikkat çekerek, son dönemde yapay zekâ ile üretilen görüntü ve içeriklerin bu durumun sık görülen örnekleri haline geldiğini söyledi. Bu tür içeriklerin doğruluğunun nasıl anlaşılabileceğine değinen Cevahiroğlu, bazen tek bir detaydan, bazen bir kelimeden ya da gözden kaçan küçük bir ayrıntıdan gerçeğin fark edilebildiğini ifade etti. En önemli noktanın ise görülen içeriklere doğru soruları sorabilmek olduğunu vurguladı.
Dezenformasyonla mücadelenin temel kabulleri
Görçin, UNESCO’nun gazetecilik el kitabında yer alan ve dezenformasyonla mücadelede temel kabul edilen “sekiz soru” yaklaşımına dikkat çekerek, her içerikle karşılaşıldığında kaynağın kontrol edilmesi, üretim tarihine bakılması, yazarın doğrulanması, çapraz doğrulama yapılması ve uzman görüşlerine başvurulması gibi adımların önemini vurguladı.

Kurumsal iletişimde güven ve doğrulamanın önemi
Asil kritik meselenin “önyargı” olduğunu belirten Görçin, bireylerin sosyoekonomik ve kültürel geçmişlerinin haber algısını etkileyebileceğine ifade ederek, taraftarlık ya da ideolojik tutumların bilgiye yaklaşımı değiştirebildiğini söyledi. Galatasaray örneği üzerinden tarafgirliğin doğrulama sürecini zayıflatabileceğini belirtti. Kurumsal iletişimde ise uzun süreli ve yoğun içerik üretiminde yapılacak küçük bir hatanın bile güveni ciddi şekilde zedeleyebileceğine dikkat çekerek, doğrulamanın her ölçekte kritik bir sorumluluk olduğunu kaydetti.


Söyleşi konuklara teşekkür belgesi verilmesiyle son buldu.






