Haber: Özgür Recep Kocaoğlu
Fotoğraf: Berk Balcı, Ömer İğrek
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – 15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi eğitim ve uygulama programı İstanbul Üniversitesi’nde yapıldı. Öğrenciler haber merkezi deneyimi yaşadı.
15 Temmuz darbe girişiminin 10. yıl dönümü sebebiyle, “Hafızayı Koru, Hakikati Yaz” temasıyla, Basın İlan Kurumu (BİK) tarafından İstanbul Üniversitesi (İÜ) ev sahipliğinde 14 Mayıs Perşembe günü 15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi yapıldı. Atölye, öğrencileri kriz haberciliği ve editoryal süreçlerle uygulamalı olarak buluşturdu.
Medyanın 15 Temmuz’daki kritik deneyimi
Atölyenin ilk oturumu, Rektörlük Binası Fuaye Alanı’nda gerçekleştirilen açılış konuşmaları ile başladı.

İÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hatun Boztepe Taşkıran, “Öğrencilerimize yalnızca haber yazmayı, içerik üretmeyi ya da sayfa tasarlamayı öğretmekle sorumlu olmadığımızın bilincindeyiz. Doğru bilgiye bağlı, etik değerlere duyarlı, toplumsal sorumluluk bilinci gelişmiş iletişimciler yetiştirmekle yükümlüyüz” sözlerini kullandı.
Medyanın kriz dönemlerindeki rolünü anlatan Taşkıran; 15 Temmuz gecesinin, Türkiye’nin siyasal ve toplumsal yapısına olumsuz etki ettiğini söyledi. O gecenin medya açısından da son derece kritik bir deneyim alanı olduğunu hatırlatan Taşkıran, gazetecilerin bilgi kirliliğiyle mücadele ettiğini ve çok zor koşullarda yayıncılık yaptıklarını vurguladı.

İletişim eğitiminde etik kodların önemi
Üniversiteleri bilgi aktaran kurumlar olmanın yanında toplumsal sorumluluk bilincini geliştiren, eleştirel düşünmeyi teşvik eden ve mesleki etik anlayışını güçlendiren yapılar olarak tanımlayan İÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Adak, “15 Temmuz; milletimizin cumhuriyete, millî iradeye ve ortak geleceğine sahip çıktığı tarihi bir dönüm noktasıdır” dedi.
Bilginin hızla yayıldığı, dezenformasyonun yoğunlaştığı kriz anlarında gazetecilik mesleğinin etik ilkelerinin daha da kritik hâle geldiğini ifade eden Adak, iletişim eğitiminde yalnızca teknik becerilerin önem taşımaması; hakikat, sorumluluk ve kamu yararı gibi etik kodların ön plana çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.

Darbe gecesinde medyanın direnişi
BİK Genel Müdürü Abdulkadir Çay; BİK’in 1961 yılında kamuya ait resmi ilan ve reklamların, süreli yayınlarda yayımlatılmasına aracılık etme göreviyle kurulduğunu söyledi.
Türkiye’nin 7 bölgesini temsilen 7 üniversiteyle iş birliği içinde bu atölyeyi düzenlediklerini aktaran Çay; programın Akdeniz, Ondokuz Mayıs, Ege, Ankara, Atatürk ve Gaziantep üniversitelerinin ardından İÜ’de tamamlandığını vurguladı.
Türkiye’nin kurulduğu günden bu yana defalarca kez ayaklanma, müdahale, muhtıra ve darbeler ile sınandığını söyleyen Çay; “Darbe ve savaş gibi kriz anları, gazeteciliğin en zorlu sınavlarıdır” dedi. Gazeteler, televizyonlar ve radyoların o gece teröristlerin baskınına uğradığını hatırlatan Çay, o gece çok şey yaşanmış olsa da Türk medyasının geri adım atmadığını söyledi.

Halkın demokrasiye sahip çıkışı
İlk oturum kriz haberciliği eğitimleriyle devam etti. İÜ İletişim Fakültesi mezunu olduğunu hatırlatarak sözlerine başlayan Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kartoğlu, eğitim gördüğü Beyazıt ve Süleymaniye çevresinin kendisi için sadece bir okul değil, bir yaşam alanı olduğunu belirtti.
Kartoğlu, Türkiye’nin demokrasi ve cumhuriyet kavramlarıyla erken tanışmasına rağmen, bu kavramların gerçek anlamda halk tarafından sahiplenilmesinin 15 Temmuz darbe girişimiyle gerçekleştiğini vurguladı.

Dijital çağda medya etiği
Yanlış bilgi, dezenformasyon ve manipülasyonun aynı şey olmadığını vurgulayan İÜ İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hülya Semiz Türkoğlu; dezenformasyonu “Kamuoyunu etkilemek için kasıtlı olarak üretilen veya çarpıtılan içerik”, manipülasyonu ise “Algı, duygu ve karar süreçlerinin görünür ya da görünmez tekniklerle yönlendirilmesi” şeklinde tanımladı.
Medya etiğinin temel dayanaklarını doğruluk ve doğrulama, kamu yararı, zarar vermeme, bağımsızlık ve hesap verebilirlik olarak sıralayan Türkoğlu, “Hızlı olmak dijital gazeteciliğin teknik avantajı olabilir ancak doğru, adil ve sorumlu olmak gazeteciliğin mesleki varlık nedenidir” ifadelerini kullandı.



Konuşmaların ardından, BİK tarafından hazırlanan ve 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından 16, 17 ve 18 Temmuz 2016 tarihlerinde yayımlanan gazete manşetlerinden oluşan 15 Temmuz Manşetleri Sergisi gezildi.

Öğrenciler haber merkezi deneyimi yaşadı
Programın ikinci oturumunda İÜ İletişim Fakültesi’ne geçildi. Öğrenciler 15 Temmuz gecesinde bir gazetenin haber merkezinde görev yapan bir ekip gibi hareket etti ve kısa zaman diliminde editoryal karar süreçlerini deneyimledi. 6 kişilik gruplardan oluşan 5 ekip, bir gazetenin editoryal ekibi gibi yapılandırıldı. Gruplardaki kişilere muhabir, editör ve görsel sorumlu gibi roller atandı.

Öğrencilere mentor olarak Yeni Şafak gazetesinden Gökhan Özturan ve Mehmet Emin Öztürk, Sabah gazetesinden Harun Sekmen ve Osman Çıracı, Akşam gazetesinden Hülya Dokuyucu ve Onur Salgar, Takvim gazetesinden Muharrem Yağız ve Ayhan Umut Yıldız, Hürriyet gazetesinden ise Tuncer Taşdöğen eşlik etti.
Öğrenciler 15 Temmuz gecesine ilişkin mentor tarafından sunulan içerikler arasından haber değeri taşıyanları seçti, haber metnini yazıp manşet, spot ve ara başlıkları oluşturdu ve en uygun fotoğrafı seçti. Bu aşamada gruplar, ürettikleri içerikleri gazete birinci sayfasına dönüştürdü.

Katılımcılar sertifikalarını aldı
Atölyenin ardından İÜ İletişim Fakültesi Metin Erksan Sineması’nda sertifika töreni yapıldı. Sertifika törenine BİK Genel Müdür Yardımcısı Dr. İbrahim Delibaş da katıldı.
Törende konuşan Dekan Taşkıran, “BİK’in vizyoner bakış açısı ile Fakültemizin teorik ve uygulamalı eğitimi bir araya getiren yaklaşımı oldukça örtüştü ve bugün öğrencilerimizin başarılı çıktılarına şahit olduk” ifadelerinde bulundu.

Törende eğitmenlere teşekkür, öğrencilere de katılımcı belgesi verildi. Program hatıra fotoğrafı çekimleriyle son buldu.

























