Herkes İçin Tasarım ve Erişilebilirlik Varsa Engellilik Yoktur

0

Işıl SIPÇIK, Nisan Bahar ÖZEL, Dicle GÜNGÖR
Fotoğraf: Dicle GÜNGÖR

3 Aralık Dünya Engelliler Günü kapsamında İstanbul Üniversitesi Engelliler Uygulama ve Araştırma Merkezi ve İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi iş birliğince düzenlenen “Engelli Haklarında Güncel Durum Paneli” 3 Aralık Salı günü Prof. Dr. Fuat Sezgin Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Etkinliğin açılış konuşmaları İÜ ENUYGAR Merkez Müdürü Prof. Dr. Resa Aydın, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdür Yardımcısı Mustafa Kök, İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Sinan Naipoğlu ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak tarafından yapıldı.

İÜ Engelliler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Resa Aydın

İÜ Engelliler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Resa Aydın, sözlerine 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nün dünyada 1992 yılından beri farkındalık günü olarak gerçekleştirildiğinden bahsederek başladı. ENUYGAR’ın 15 yıldır bu konuda etkinlikler yaptığını dile getiren Aydın, “Hem engelliler gününde hem engelliler haftasında etkinliklerimizi sürdürmekle birlikte bütün yıla yaygın aktiviteler yapıyoruz” şeklinde konuştu. Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi ve bu konuda Türkiye’de çıkarılan kanunların onlara destek olduğuna değinen Aydın, “Bize engelli haklarıyla ilgili dayanak oluşturan önemli yasal haklar kazandırdı” ifadelerini kullandı.

Engelliler için en önemli konunun onlara daha erişilebilir bir dünya sunmak olduğunu savunan Aydın, “Herkes için erişilebilir bir tasarım bir ürün ortaya koyabilirseniz bu sadece bedensel yetisini kaybeden kişiler için değil, toplum için de daha yaşanabilir bir ortam oluşturur” sözleriyle engellilere gerekli koşullar sağlandığında toplumun da önünün açılacağının altını çizdi. Aydın, konuşmasına katılan herkese teşekkürlerini ileterek son verdi.

Engellilere Bakışımızı Değiştirmeliyiz

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Müdür Yardımcısı Mustafa Kök, konuşmasına İstanbul’da engellilere yapılan yardım hizmetlerinden bahsederek başladı. Kök, “Biz şu an İstanbul’da 60 bin engellimize yardım ediyoruz” sözleriyle engelli bireylere sağlanan yardım ödeneklerini dile getirdi. Engelli bireylerin sokaklarda kalması gibi bir durumun söz konusu olamayacağını söyleyen Kök, buna izin vermeyeceklerini ifade etti. “Engelliye bakışımızı değiştirmeliyiz. Biz onlara bir şey verecek değiliz. Onların bize ne katacağını hesap etmeliyiz” şeklinde konuşan Kök, engelli bireylerin toplumdan ayrı kalmaması gerektiğine dikkat çekti. Kök, konuşmasını organizasyonu yapan İstanbul Üniversitesine ve katılımcılara teşekkürleriyle sonlandırdı.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Müdür Yardımcısı Mustafa Kök

Farkında Kalmalıyız

Mustafa Kök’ün ardından konuşmasını yapan Avukat Sinan Naipoğlu, konuşmasına etkinliği düzenleyenlere ve katılımcılara teşekkür ederek başladı. Naipoğlu, “Toplumda Farkındalık”ın önemini vurgularken, “Etrafınızda ne olduğu ve insanlara nasıl yardımcı olabileceğiniz adına farkında kalmak önemli” sözlerini kullandı. İstanbul Barosu olarak engelli haklarına değer verdiklerini söyleyen Naipoğlu, etkinliğin düzenlenmesini sağlayan İÜ ENUYGAR Merkezini ve üniversite yönetimini yıllardır olan emeklerinden dolayı tebrik etti. Naipoğlu, engelli araştırmalarını sürdüren kurumun çalışmalarının sadece okul değil İstanbul için önemli bir kazanç olduğunu belirterek sözlerine son verdi.

Avukat Sinan Naipoğlu

“Engelli Öğrencilerimize Tüm İmkânları Sağlamak Bizim Görevimiz”

İÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak sözlerine, İstanbul Üniversitesi’nin 2003’ten bu yana engellilik konusunda toplumsal farkındalığın artmasına yönelik faaliyetlerinin sürdürüldüğünü belirterek başladı. Etkinlik hakkında Prof. Dr. Ak şu ifadeleri kullandı: “Bugün engelli hakları konusunda güncel sorunların ve çözüm önerilerinin tartışıldığı bir panel yapıyoruz. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca hazırlanan engelli haklarına ilişkin sözleşmeyi kabul eden ilk ülkelerden biri Türkiye olmuştur. BM Genel Kurulu zaman zaman sözleşmeyi imzalayan ülkeler hakkında değerlendirme raporu hazırlar. Konuşmacılarımız Türkiye için 28 Mart 2019 tarihinde hazırlanan rapor hakkında önerme ve çözümlemeleri bu sempozyumda tartışacaklar.”

Prof. Dr. Ak, üniversitemizin konuyu idari görev olarak değil sosyal sorumluluk olarak gördüğünü söylerken kurumsal açıdan engelliliğe verdiğimiz önem dolayısıyla 3 önemli ödül kazanıldığını belirtti. Fiziki koşulları iyileştirmek aslında bizim görevimiz diyerek kütüphane koşullarından da bahseden Prof. Dr. Ak, “Kütüphane yenileme çalışmalarımız sürmesine rağmen engellilere verilen hizmetin aksamadan sürdürülmesi önceliğimiz” dedi.

İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak

ENUYGAR Merkez Çalışanı Ilgın Aydınoğlu ve İÜ öğrencileri 3 Aralık Dünya Engelliler Günü mesajı verdiler: “Bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü. Herkes İçin Tasarım ve Erişilebilirlik Varsa Engellilik Yoktur.

Ahmet Özden’in bestelediği ve İrem Taşdemir’in seslendirdiği engelliler gününe özel şarkı dinletisinin ardından Türkiye Kas Hastalıkları Derneği’nin ilkokul, ortaokul ve liselerde düzenlediği “Engelsiz Bir Dünya İçin” resim yarışması sergisi gezildi.

Sergi gezimi sonrasında İÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem Sayhan ve İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezinden Avukat Erkan Polat başkanlığında “Engelli Haklarına İlişkin Güncel Sorunlar” başlıklı 1. Oturum başladı.

Ayrımcılık İçeren Ayrımcılık Yasağı

İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi Genel Sekreteri Avukat Aykut Demirdöğen, “Ayrımcılık İçeren Ayrımcılık Yasağı Türk Ceza Kanunu 122. Maddesi” isimli konuşmasını gerçekleştirdi. Demirdöğen, kanunlarda yapılan ibare değişikliklerinin ve getirdiği sonuçlarda eksiklikler olduğunu ifade etti. Demirdöğen ayrımcılık kanuna eklenen “nefret nedeniyle” sözcüğünü örnek vererek artık ayrımcılık suçunun kanıtlanabilirliğinin olmayışını belirtti. Eşitlik, ayrımcılık ve nefret suçu kavramlarının engelliler ile ilgili kanunlarla bağlantılı olduğunu söyleyen Demirdöğen, bu kavramların tanımını yaparken “Eşitlik, ayrımcılık ve nefret suçu kavramları, birbiriyle yakın anlamlı ve genelde anlatılırken veya değerlendirilirken birlikte kullanılan kavramlar” şeklinde konuştu.

İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi Genel Sekreteri Avukat Aykut Demirdöğen

Demirdöğen, Uluslararası Engelli Hakları Sözleşmesi’nin çok yeni olduğunu ve bunun için geç kalınmış olduğunun altını çizdi. Konuşmasında güncel ayrımcılık sorunları konusunda örnek veren Demirdöğen, “Karma eğitim hakkı tanınmış otizmli öğrencilerin bölümünü ayırırsanız, biz sizin nefret suçunuzu bu şekilde ispatlamış oluruz” ifadelerini kullandı.

“Yaşamak Sadece Nefes Almakla İlgili Değildir”

Demirdöğen’in ardından İstanbul Barosu Barosu Engelli Hakları Merkezi Üyesi ve Albinizm Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Alim Yılmaz “Mevzuat ve Uygulama Kıskacında Engelli Hakları” konusunda konuşmasını gerçekleştirdi. Neredeyse bütün mevzuatlarımızda engelli haklarına dair maddenin bulunduğunu söyleyen Yılmaz, “İnsanlar tarafından bilinen en temel insan hakları beyannamesinde ayrımcılık açıkça yasaklandığı halde hala söz konusu olmakta ve tartışmalarla daha da büyümektedir. İnsan hakları sözleşmesinde açıkça yaşama hakkı ve ayrımcılık yasağı düzenlendiği halde engelli haklarının uygulanması için Engelli Hakları Sözleşmesi yapılmasına gerek duyulmuştur. Bu doğrultuda iç mevzularda yapılan düzenlemelerde her şey kanuna uygun olarak yapılmamakta ve uygulamalarda bazı sorunlar yaşanmaktadır” dedi.

İstanbul Barosu Barosu Engelli Hakları Merkezi Üyesi ve Albinizm Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Alim Yılmaz

Eğitimde engellilerin yaşadığı sorunlara yapılan araştırmalarla örnekler veren Yılmaz, “Herkes eğitim alma hakkına sahiptir. Herkesin eğitim hakkı varsa engelliler için de bu durum söz konusudur” diyerek eğitim uygulamalarını engelliler açısından yorumladı. Mevzuatlarda yapılan düzenlemede yaşama hakkına atıfta bulunulduğunu belirten Yılmaz, “Yaşamak sadece nefes almakla ilgili değildir. Yaşamak hem eğitimde hem sağlıkta hem de sosyal yaşamda özgürce hareket edebilmeyi gerektirmektedir” sözlerini kullandı. Güncel olaylardan örnekler vererek engellilerin eğitim hakkının “ayrımcılık” sebebiyle sekteye uğradığını açıklayan Yılmaz, mevzuat ve uygulama arasındaki farkların azaltılması gerektiğini belirtti.

Engelleri sebebiyle ayrımcılığa maruz kalmış başarılı insanların başkalarına yaptığı yardımı, “Hiçbir engel yokmuşçasına eğitim almalarını sağladıklarını bizzat görebiliyorum” cümleleriyle açıklayan Yılmaz, “Mevzuatlarda ne yazarsanız yazın yaptırım olmadığı sürece insanlar engellileri kambur olarak görüp üzerlerinden atmak isteyeceklerdir” diyerek ekledi. Yılmaz, mevzuatların uygulanırken yaşanan sorunların çözümünün mevzuat yapılırken engellilerin mevzuata katkıda bulunması gerektiğini söyleyerek sözlerine son verdi.

“Kavramlar Farklılaştırır Oysa Hepimiz Eşitiz”

Yılmaz’ın ardından İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi Üyesi Avukat Zeynep Çakır, “Kavramlar Farklılaştırır Oysa Hepimiz Eşitiz” adlı konuşmasını yaptı. Çakır, toplumda engelliler için kullanılan kavramların bir fark yaratmadığını ve eşitliğin kavramlar üzerinden sağlanamayacağını belirterek konuşmasına başladı. Kanunlar kapsamında korunan hakları engelliler açısından ele alan Çakır, “Evet eşitiz, gerçekten eşitiz. Ama kanunda eşitiz” sözleriyle mevzuatların uygulanması konusunda olan eksikliği dile getirdi.

İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi Üyesi Avukat Zeynep Çakır

Kullanılan farklı kavramların önemsizliğini belirten Çakır, “Sağır kelimesi kişinin duyma problemi olduğunu anlatır. İşitme engelli, az duyuyor gibi tabirler kişileri kategorilere ayırıyor” sözleriyle asıl önemli olanın kullanılan kavramlar değil engelli kişilere olan yaklaşım olduğunu ifade etti. Engellilik kavramının popüler kültüre malzeme olmasına dikkat çeken Çakır, “Asıl engelin toplumda olduğunu hepimiz biliyoruz” ifadelerini kullandı. Çakır, konuşmasına “Kavramlar önemli değildir. Önemli olan mevzuatlar, kanunlar, haklardır” şeklinde son verdi.

Engelliler Açısından Gizli Oy Kullanma Hakkı

Konuşmasının ardından Zeynep Çakır’ı takiben İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi Üyesi Avukat Hüseyin Varol, “Devletin Pozitif Yükümlülüğü Bağlamında Anayasal Bir Hak Olarak Seçme Hakkı” konulu konuşmasını gerçekleştirdi. Varol sözlerine, hakların pozitif ve negatif yönlerini açıklayarak başladı. Konuşmasının sonunda verdiği bilgilerle bağlantılı bir sonuca varacağını belirten Varol, devletin pozitif-negatif yükümlülüklerini örneklerle açıkladı.

Varol seçme hakkının gizli oy kullanma hakkı yönüne değineceğini söyleyerek, görme engellilerinin gizli oy hakkının temini için YSK’ya yapılan şablon bastırılması konusundaki başvuruyu dinleyicilere aktardı. YSK’nın başvuruyu reddedip şablonların Sivil Toplum Kuruluşları tarafından dağıtılmasına izin verilmesini eleştiren Varol, “50 milyon pusula bastıran kurulun yaklaşık 500 bin kişiye pusula bastıramaması ve bunu bir dernek, sivil toplum kurulu yoluyla yapılması üzücüdür” şeklinde konuştu. Pozitif yükümlülük bağlamında Birleşmiş Milletler Engelli Hakları’nda bulunan maddelere göre YSK’nın kararını değiştirmesi gerekliliğini vurgulayan Varol, “Mahkeme bu başvuruyu reddetmeye devam ederse belli maddeler hakkında düzenlemeler yapılması gerektiğini ve ancak bu şekilde sorunun çözülebileceğini düşünüyorum” dedi.

İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi Üyesi Avukat Hüseyin Varol

Varol sözlerine şu şekilde son verdi: “Burada yapılması gereken şey, herkesin vatandaş olduğunu ve herkesin anayasada tanımlanan hakları kullanmada eşit olduğunu unutmamak. Kimsenin bir başkasını ifade ederken ‘engelli kardeşlerimiz’ gibi ajitasyon içeren cümleler kullanmalarına gerek yok. Herkes eşit bir bireydir. Her insanın onurunu korumak insan hakları bağlamında devletlerin hükümlülüğüdür.”

“Rapor Bize Ayna Tutuyor”

“Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Komitesinin Hazırladığı Raporda Belirtilen Sorunlara İlişkin Çözüm Önerileri” başlığıyla devam eden 2. Oturum İÜ Hukuk Fakültesi Doç. Dr. Kerem Giray ve İstanbul Barosu Engelli Hakları Komisyonu Eski Başkanı ve Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği Danışmanı Av. Güler Polat başkanlığında gerçekleşti.

İstanbul Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü Çalışanı Sosyolog Emin Demirci

Oturumda ilk sözü İstanbul Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü çalışanı sosyolog Emin Demirci gerçekleştirdi. Etkinlikte yer almaktan heyecan duyduğunu dile getirerek konuşmasına başlayan Demirci, Birleşmiş Miletler Engelli Hakları Komitesince hazırlanan rapor hakkında “Türkiye’nin bu alanda nerede olduğunu ve ‘iyi’ olarak yaptığımız birçok şeyin uluslararası ortamda nasıl gözüktüğü hususunda bize ayna tutuyor” değerlendirmesinde bulundu. Demirci, “Gözlem raporuna ilişkin yapılması gerekenlere değinmeden önce bu sürece nasıl gelindiğini hatırlamak da fayda var. Süreç ülkemizde kişi ve kuruluşlarca fazla bilinmediğinden konu tam olarak anlaşılamıyor” sözleriyle Engelli Hakları Sözleşmesi’nin tarihine değindi.

Süreklilik ve İstihdam Sorunu

Demirci’nin ardından söz alan İstanbul Beşiktaş İlçe Milli Eğitim Müdürü Nesrin Kakırman, “Altına imza attığımız sözleşmeyle bizim sahada uyguladıklarımız çok farklı. Milli Eğitim Bakanlığı olarak bizim en büyük açığımız bu çocukların okullaştırma oranları. Orana paralel olarak öğretmen ihtiyacının tamamen karşılanamaması” sözleriyle öğretmen eksikliğine değinerek konuşmasına başladı. Engelli eğitiminin süreklilik esasına dayandığını fakat istihdam politikalarından kaynaklanan nedenlerden dolayı bu sürekliliğin sağlanamadığına dikkat çeken Kakırman, “Sürekliliğin sağlanamaması çocukların eğitiminin aksamasına sebep oluyor. Bu çocukların 12 yıllık eğitim hayatları süresince onlarca öğretmenle karşılaşıyor ve her sene yeni baştan aynı eğitim modeli üzerinden farklı sınıflarda aynı eğitimi takip etme durumunda kalıyor” ifadeleriyle eğitim ve istihdam sorunlarının çözülmesi gerekliliğinin önemine vurgu yaptı.

İstanbul Beşiktaş İlçe Milli Eğitim Müdürü Nesrin Kakırman

Gözlem Raporu ve Türkiye’nin Sunduğu Rapor

Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği Başkanı Süleyman Akbulut, Türkiye hakkında tutulmuş raporlar hakkında genel bilgiler vererek konuşmasına başladı.  Türkiye’nin sunduğu raporlarda sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinin eksikliğini, “Türkiye raporu hazırlanırken sivil toplum kuruluşlarının katılımını biz çok yetersiz görüyoruz” şeklinde ifade eden Akbulut, çıkarılan raporun sadece mevzuatlardan oluştuğunu belirtti. Akbulut, çıkarılan yasa ve kanunların tek başına yeterli olamayacağını, bunun uygulanma sürecinin de yakından takip edilmesini, ancak bu şekilde sonuç alınabileceğini ifade etti.

Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Komitesi’ne verdiği raporda, yerine getirilmeyen yükümlülüklerden bahsedilmeyişinin altını çizen Akbulut, “Raporda Türkiye’nin öz eleştirisi yok. Birleşmiş Milletlerin Türkiye’den o raporu istemesinin sebebi neler yapıldığını öğrenmek değil bir öz eleştiri almak istemesidir” şeklinde konuştu. Konuşmasında BM Engelliler Komitesi’nin sunduğu önerileri ve raporlardaki maddeleri analiz eden Akbulut, sözlerine katılımcılara teşekkürlerini ileterek son verdi.

Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği Başkanı Süleyman Akbulut

Etkililik ve Bütüncülük

Oturum devamında İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi İdil Işıl Gül konuşmasını gerçekleştirdi. Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin taraf olan devletler açısından bağlayıcı olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Gül, imzayı atan devletlerin sözleşmede yer alan bütün maddeleri uygulamak zorunda olduğunun altını çizdi. Maddelerin uygulanması konusunda dikkate alınması gereken unsurlardan birinin ‘etkililik’ olduğunu ve “Devlet sözleşmede öngörülen yükümlülükleri gerçekleştirmek için aldığı her tedbirde, bu tedbirin etkili olup olmayacağını bir ön değerlendirmeye tabii tutmalı” sözleriyle etkililiğin hangi durumlarda daha iyi işleyeceğini belirtti. ‘Etkililik’ unsuruna Türk Ceza Kanunu’nun 127. Maddesince yasaklanan ayrımcılık örneğini veren Dr. Öğr. Üyesi Gül, “Veri, tek başına bize o sayının neden bu şekilde olduğuna ilişkin niteliksel bir şey vermiyor. Bu sebeple veriler toplanırken sadece niceliksel değil aynı zamanda niteliksel fayda sağlayacak verilerinin de toplanması gerekiyor ki devletin aldığı tedbir etkili olsun” ifadelerinde bulundu.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi İdil Işıl Gül

Devletin ikinci olarak dikkate alması gereken unsurlardan bir diğerinin “Bütüncüllük” olduğunu ekleyen Dr. Öğr. Üyesi Gül, “Bir şeyi yapmadan diğerini yapmanın hiçbir anlamı yok. Örneğin salondaki rampa. Bu harika bir şey ama salon girişinde üç basamak olsun bu rampanın hiçbir anlamı kalmaz. Bu nedenle devletin her bir tedbiri alırken bir önceki aşamasını mutlaka düşünmesi gerekiyor” sözleriyle bu iki unsurun dikkate alındığı takdirde imzalanan sözleşmenin işe yarar ve engelleri ortadan kaldırılacağına olan inancını dile getirdi.

2. Oturumun sonunda izleyicilerden gelen sorular üzerine tartışıldı. Toplu fotoğraf çekiminin ardından 3 Aralık Dünya Engelliler Günü kapsamında İÜ Engelliler Uygulama ve Araştırma Merkezi ve İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi iş birliğince düzenlenen “Engelli Haklarında Güncel Durum Paneli” sona erdi.

Share.

About Author

Leave A Reply