Haber: Emir Uygur
Fotoğraf: Nazlı Aygen
Editör: Sena Sandıkçı
İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Slav Dilleri ve Edebiyat Bölümü Leh Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı tarafından Polonya Günü kapsamında Olga Tokarczuk konferansı gerçekleştirildi.
Polonya Günü kapsamında Olga Tokarczuk konferansı gerçekleşŧi.
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Edebiyat Fakültesi Slav Dilleri ve Edebiyat Bölümü Leh Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı bünyesinde düzenlenen Polonya Günü kapsamında Olga Tokarczuk konferansı İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde 15 Mayıs Cuma günü saat 11’de gerçekleşti.
Dünya görüşü farklı bir yazar
Polonya günü kapsamında düzenlenen Polonyalı ve Nobel Edebiyat ödülü sahibi Olga Tokarczuk konferansına konuk olan İÜ Edebiyat Fakültesi Leh Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seyyal Körpe Kemer, Tokarczuk’un 1962’de SSCB’de doğduğunu vurguladı ve SSCB’nin disiplininin onun ileriki yaşamında fazla iz bıraktığını ekledi. Yazarın ilk yazılarını 1979’dan beri yazdığını ifade eden Kemer, dönemin siyasi durumu yüzünden yazıların yayınlanmadığını ve ilk eserini ise ancak 1989 yılında yayınlandığını vurguladı. Kemer, “Bunlar sanatçının 1979 yılından beri yazdığı eserlerin bir sonucudur” şeklinde sözlerine devam etti.

Teolojiye duyulan ilgi
Kemer, 1991’de SSCB’nin yıkılmasıyla sanatın daha özgürleştiğini açıkladı. Teoloji gibi alanların bu yıldan önce daha arkaya atıldığını söyledi ve Tokarczuk’un teolojiye olan ilgisinin altını çizdi. Kemer, Tokarczuk’un bu dönemde mistik araştırmalar yaptığını aktardı, “Tokarczuk bu çalışmalarında varoluşa anlam vermeye çalışıyor. Yeryüzü yaşantısına anlam vermeye çalışıyor’’ şeklinde sözlerine devam etti. Müslümanlıkla ilgillenmediğinin altını çizen Kemer, sanatçının İslamla ilgilenmese de Şamanlık ile ilgilendiğini ifade etti.
Kemer, yazarın edebiyatı dinin modernleşmiş ve insanların anlayabileceği düzeye indirgenmiş olduğunu düşündüğünü aktardı ve “Edebiyata böyle bir tanım yapması onun dinlere sırt çevirdiği anlamına gelmez” şeklinde sözlerine devam etti. Kemer, “Bunların hiçbirini kendisiyle özdeşleştirmiyor ama hepsindeki ortak noktaları ve kotada eritip ortak olan kısmı ortaya çıkarmaya çalışıyor ve bu eserlerinde mutlaka bir teoloji ve tanrı anlayışını hissettiriyor” sözleriyle yazarın eserlerinin biçimini vurguladı.
Modern insan yabancılaşıyor
Kemer, Tokarczuk’un eserlerinde sık sık modern insanın yalnızlığı ve yabancılaşma gibi temalarında eserlerinde olduğunu vurguladı ve “Bunu neden düşünüyor olabilir? Bu da en çok sanayi devriminin ardından diyoruz. Modernleşme, modern dünyaya kişilerin artık modern dünyanın işleyiş şeklini geliştirdikten sonra insanlar biliyorsunuz bireysellik çok daha fazla geldi. İnsanlar kabile hayatına alışkınlardı ve bu zamanlarda insan kendini çok fazla birey olarak ayırmadığından belki de kendini kurcalama, kendindeki eksikleri bulma ve bu kadar güçlü olmaya çalışma duygusu altında ezilmiyordu.” şeklinde devam etti ve yazarın modern hayatın insanı yalnızlaştırdığı eleştirisini aktardı dinleyicilere.






