Gazze’nin Sessiz Tanıkları

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Haber: Merve Kutan

Fotoğraf: Kübra Mısıroğlu

Editör: Nazlı Aygen

 

İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) – Gazze’de devam eden insani krizi ve bölgedeki gazetecilik deneyimini anlatan Yeni Şafak muhabiri Ümmü Gülsüm Durmuş, Küresel Sumud Filosu ile Gazze’ye yardım ulaştırma girişimini, gözaltında yaşadıklarını ve sahadaki gazetecilik deneyimlerini anlattı.

Gazeteci Ümmü Gülsüm Durmuş, Gazze’de yaşanan insani krizi, Küresel Sumud Filosu deneyimini ve sahada gazetecilik yapmanın zorluklarını İletim Gazetesi’ne anlattı.

“Sessiz kalmak soykırıma ortak olmaktır”

Gazze’de üç yılı geride bırakan sürecin yalnızca askeri bir çatışma olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Durmuş, yaşananların büyük bir insani krize dönüştüğünü söyledi. Dünya ülkelerinin tutumunu değerlendiren Durmuş, Türkiye ve İspanya’nın Gazze konusunda daha görünür bir tutum sergilediğini ifade etti.

Durmuş, “En çok sesini çıkaran ülkelerin başında Türkiye geliyor. Bunun dışında İspanya’yı görüyoruz. En başından bu yana gerek cumhurbaşkanları olsun gerek başkanlar olsun sürekli sahadalar ve bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Avrupa’da biraz daha birlik olduğunu söyleyebilirim ama hâlâ sesini çıkarmayan ülkeler var. Onların çekincesi nedir? Bunu gerçekten anlayamıyoruz. Çünkü insanlar artık her şeyin farkında ve bir soykırım olduğunu da biliyorlar.” dedi.

“Gazzeliler her gece bu korkuyla yatıyor”

Geçtiğimiz nisan ayında Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla Küresel Sumud Filosu’na katılan Durmuş, filoya katılma kararının kendisi için kolay olmadığını belirtti.

Durmuş, “Bana böyle bir teklif geldi. Şaşırdım açıkçası. Nasıl giderim, yapamaz mıyım? Hâliyle çekincelerim vardı. Endişelerimi şu şekilde düşündüm: Ben orada bir ay sıkıntıda olacağım belki ama Gazzeliler bunu her gece düşünerek yatıyor.” ifadelerini kullandı.

Gazetecilik sorumluluğunun kendisini bu görevi kabul etmeye yönelttiğini söyleyen Durmuş, “Yıllardır sahadayım ve özellikle sorunlu coğrafyalarda insanların sesi olmaya çalışıyorum. Bir yerde bir sıkıntı varsa orada olup bunu aktarmak istiyorum. Bu da tam benim için böyle bir şeydi.” diye konuştu.

Farklı ülkelerden insanların filoda bir araya geldiğini belirten Durmuş, “Sonuca varamadık. Güney Kıbrıs tarafında alındık. Ama bu başka bir misyondu. Farklı dinden, dilden insanları birleştirdi Sumud. Herkesin dilinde ortak tek bir şey vardı: Filistin özgür olacak.” dedi.

Yeni Şafak muhabiri Ümmü Gülsüm Durmuş

“Mutluluklarım artık yarım”

Filodan döndükten sonra yaşadıklarının hayatını değiştirdiğini ifade eden Durmuş, gözaltı ve hapishane sürecinin kendisinde derin izler bıraktığını söyledi. “Artık mutluluklarım biraz yarım oluyor. Çünkü bizim bir hapishane sürecimiz oldu. Gemide tutuklu kaldık, gözaltında tutulduk. Ben ve arkadaşlarım ağır işkenceler gördük ama kıyas yaptığımda Gazzelilerin yaşadıklarının yanında hiçbir şey kalmıyor.” diyen Durmuş, hapishane duvarlarında yıllarca tutuklu kalan insanların bıraktığı izlerin kendisini etkilediğini belirtti.

Durmuş, “En mutlu günümde bile o insanlar geliyor aklıma. Bir şeyler yapmam gerektiğini hissediyorum ve artık sesimi daha gür çıkarıyorum.” ifadelerini kullandı.

Gazze’ye gazeteci perspektifiyle bakmak

Gazze’de yaşananların siyasi söylemlerin ve istatistiklerin ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Durmuş, savaş bölgelerinde insanların tüm zorluklara rağmen umutlarını koruduğunu söyledi.

“Şu an gerçekten açık hava hapishanesine sıkıştırılmış insanlar görüyoruz ve bu 7 Ekim’de başlamadı. Çok öncesine dayanan bir durum. Sadece Gazze’de değil, savaş altındaki her coğrafyada umut her zaman var. Gökyüzünü görmeyen yerlerde yaşıyor insanlar ama hepimizden daha umutlular.” diyen Durmuş, Gazze’deki durumun uzun sürmeyeceğine inandığını ifade etti.

“Hayat size bazı şeyleri adım adım veriyor”

Genç gazetecilere de tavsiyelerde bulunan Durmuş, dijital medyanın sunduğu imkânların değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

“Artık her şey dijital üzerinden ilerliyor. Öyle ya da böyle bir kanalınız olsun. Her şeyi haber yapabilirsiniz. Ama ilk amacınız haberini yaptığınız ortamı görmek olmalı. Bir şeyleri adım adım çıkmak, ‘al, sana bu’ denilmesinden çok daha tatmin edici.” ifadelerini kullandı.

“Sahada temkinli olmakta fayda var”

Gazetecilerin sahada her şeyden önce insan olduklarını unutmaması gerektiğini vurgulayan Durmuş, özellikle afet ve savaş bölgelerinde habercilik yaparken hassas davranılması gerektiğini söyledi.

Durmuş, 6 Şubat depremleri sırasında yaşadığı bir deneyimi şöyle anlattı: “Gazeteciyiz ama her şeyden önce insanız. Bunu hiç unutmamamız gerekiyor. 6 Şubat depremlerinde çoğu zaman kameranın kaydını kapatmak zorunda kaldığım çok an oldu. Orada altı çocuğunu kaybetmiş bir anneye ‘Evet, ne hissediyorsunuz?’ diyemezsiniz.”

Gazetecilerin sahada gözlem yapmasının önemine dikkat çeken Durmuş, “Kaynağa kendimiz ulaşıyoruz genelde ama o bilgiyi çok kez kontrolden geçirmekte fayda var. Belli bir süzgeçten geçirdikten sonra yayınlamalı ve sunmalıyız. Her duruma karşı temkinli olmakta fayda var.” dedi.

Gazze’nin Sessiz Tanıkları
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.