Salı, Eylül 22, 2026
  • İletim Arşiv
  • Künye
  • İletişim
İletim
  • Anasayfa
  • Eğitim
    • İstanbul Üniversitesi
    • İÜ İletişim Fakültesi
    • Hocalarımızın Kaleminden
  • Bilim
  • Sağlık
  • Kültür-Sanat
  • Yaşam
  • Spor
  • Teknoloji
  • Foto Galeri
  • Giriş
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
İletim
Anasayfa Genel

Hayatı Omuzlayan, Aynı Göğün Kadınları 

İLETİM Tarafından İLETİM
22 Eylül 2026
içinde Genel, İletim, İstanbul, Manset Haber, Manset Yani, Yaşam
0
Hayatı Omuzlayan, Aynı Göğün Kadınları 
0
PAYLAŞIM
0
GÖRÜNÜM
Share on FacebookShare on Twitter

Haber: Melek Öztürk

Fotoğraf: Melek Öztürk

İlgili Haberler

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi TRT Geleceğin İletişimcileri’nde Finalde

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi TRT Geleceğin İletişimcileri’nde Finalde

22 Eylül 2026
Öykünün Yarım Asırlık Canlı Tanığı: Adnan Özyalçıner

Öykünün Yarım Asırlık Canlı Tanığı: Adnan Özyalçıner

22 Eylül 2026

İstanbul, (İÜ Haber Merkezi) –  Aynı günü yaşıyorlar. Aynı yükü, farklı isimlerle taşıyorlar. Kimi buna vardiya diyor, kimi mesai, kimi ev işi, kimi ise okul ile iş arasında geçen yoğun tempo… Adı değişse de günün sonunda omuzlanan sorumluluk değişmiyor. Birinin mesaisi tarlada, diğerinin ofiste, bir başkasının evin içinde, bir diğerinin ise üniversite sıraları ile iş hayatı arasında sürüyor. 

Bu ortak yaşam deneyimini çiftçi Meral Öztürk, kurumsal iletişim yöneticisi Betül Karabacak, ev hanımı Elif Baştürk ve hem okuyup hem çalışan siyaset öğrencisi Esma Betül Karakuş kendi hikâyeleriyle anlattı.

Gün farklı başladı, tempo aynı kaldı

Sabahın erken saatlerinde başlayan gün, dört kadın için farklı sorumluluklarla şekillendi. Öztürk tarlaya giderek güne başlarken, Karabacak ofiste yoğun bir çalışma temposuna hazırlandı. Baştürk ev işleri ve çocuklarının sorumluluklarıyla güne başladı. Karakuş ise dersleri ve işi arasında gününü planladı. 

Sabahın ilk ışıklarıyla Öztürk tarlaya gitmek için yola çıktı. Tarlaya ulaştığında kahvaltıyı hazırladı, ardından gün boyu diğer işçilerle birlikte üretimin içinde yer aldı. Sulama, ilaçlama ve ertesi günün hazırlıklarıyla mesaisi akşama kadar sürdü.

Karabacak ise uzun bir yolculuğun ardından ofisine ulaştı. Günün planını yaparken ilk telefonla birlikte program değişti. Basın talepleri, toplantılar, içerik üretimi ve organizasyon hazırlıkları arasında geçen yoğun tempoyu, “İletişim işi biraz da anı yönetmek demek” sözleriyle anlattı.

Kurumsal İletişim Yöneticisi Betül Karabacak

Baştürk’ün günü ise mutfağın ışığını yakmasıyla başladı. Kahvaltı hazırlandı, çocuk güne hazırlandı, ev toplandı. Gün ilerledikçe çamaşır, bulaşık ve yemek birbirini takip etti. “Benim için annelik ve ev hanımlığı hiç bitmeyen bir mesai” dedi.

Karakuş ise gününü ders programına göre şekillendirdi. Ders günlerinde sabah erkenden yurttan çıkarak üniversiteye gitti, ders aralarında okumalarını tamamlamaya çalıştı. Dersinin olmadığı günlerde ise işine gitti. Yurda döndüğünde ödevlerini tamamladı ya da ertesi günün hazırlıklarını yaptı. “Başımı yastığa koyduğumda ‘Bugün de dolu dolu geçti’ diye düşünüyorum” sözleriyle yoğun temposunu özetledi.

Görünmeyen emek

Farklı hayatlar yaşayan dört kadının ortak noktalarından biri, çoğu zaman fark edilmeyen emekleri. Öztürk, insanların yalnızca tarladaki görünen kısmı izlediğini, ürünün sofraya gelene kadar geçen uzun emeğin çoğu zaman fark edilmediğini söyledi.

Çiftçi Meral Öztürk

Karabacak da benzer bir görünmezliğin kurumsal iletişim alanında yaşandığını belirtti. “İnsanlar güzel videoları ya da etkinlikleri görüyor ama onların arkasında yüzlerce telefon görüşmesi, revize edilen metinler ve kriz anları var. Asıl emek görünmeyen tarafta” dedi.

Baştürk ise ev içindeki emeğin çoğu zaman iş olarak değerlendirilmediğini belirterek, “Yaptığımız işin mesaisi, tatili ya da izni yok. Kimse fark etmese de evin düzeni ve çocukların mutluluğu için verilen emek çok kıymetli” ifadelerini kullandı.

Karakuş ise görünmeyen emeğin öğrencilik ile çalışma hayatını aynı anda yürütmek olduğunu söyledi. “İnsanlar beni ya çalışan biri ya da üniversite öğrencisi olarak görüyor. Ama ikisini aynı anda yürütmenin ne kadar zor olduğunu bilmiyorlar. Boş zaman gibi görünen saatler ders çalışmakla ve ertesi günün hazırlıklarıyla geçiyor” diyerek yoğun temposunu anlattı.

Yorgunluk gün sonunda hissedildi

Dört kadın da yorgunluğu çalışırken değil, gün sona erdiğinde hissettiklerini söyledi.

Öztürk, “Yorgunluğumu arabaya binene kadar hissetmiyorum. Eve doğru yola çıktığımda ‘Bugün de ne kadar yorulmuşuz’ diyorum” sözleriyle günün yükünü anlattı.

Karabacak ise “Eve gelip sessizce oturduğum an gerçekten yorulduğumu hissediyorum” diyerek zihinsel yorgunluğun ağır bastığını ifade etti.

Baştürk de “Gece herkes uyuduğunda günün yorgunluğunu hissediyorum. Ama ailemin huzurla uyuduğunu görmek bütün yorgunluğuma değiyor” dedi.

Karakuş ise yorgunluğu yurda döndüğünde hissettiğini belirterek, “Odamın kapısını kapatıp çantamı bıraktığım anda bütün günün yükü üzerime geliyor” ifadelerini kullandı.

Mesai bitti, sorumluluk bitmedi

Ortak olan yalnızca yorgunluk değil. Mesai saatleri sona erse de sorumluluklar devam ediyor. Öztürk, o günün çalışması sona erdikten sonra sulama, ilaçlama ve ertesi günün planlamasını yaptığını belirterek, “Bu günün işi bitti ama yarın olan işin bitmedi” dedi.

Karabacak, ofisten ayrıldıktan sonra da telefonunun susmadığını ve özellikle organizasyon dönemlerinde ertesi günün hazırlıklarını sürdürdüğünü ifade etti. “Genelde kadınlar için mesai ofisten çıkınca bitmiyor” sözleriyle görünmeyen ikinci vardiyayı özetledi.

Baştürk ise “Benim işim evde. Bu yüzden günün sonunda ‘Mesaim bitti.’ diyemiyorum” sözleriyle ev içindeki emeğin kesintisiz sürdüğünü dile getirdi.

Karakuş da işten sonra öğrenciliğin başladığını belirterek, “Okunacak makaleler, hazırlanacak ödevler oluyor. Bazen sadece dinlenmek istiyorum ama sorumluluklar buna pek izin vermiyor” dedi.

Kadın olmanın getirdiği görünmez yük

Dört kadın, farklı alanlarda çalışsalar da kadın olmanın ortak zorluklarını yaşadıklarını söyledi.

Karabacak, kadınlardan aynı anda hem güçlü hem de her koşulda güler yüzlü olmalarının beklendiğini ifade etti.

Öztürk, kadın çiftçilerin üretimin her aşamasında yer almasına rağmen emeklerinin yeterince görünmediğini söyledi.

Baştürk ise “Evdesin, ne yoruluyorsun ki?” sözünü duyduğunda ev içindeki emeğin hâlâ görünmez kabul edilmesinin kendisini üzdüğünü belirtti.

Karakuş da genç bir kadın olarak zaman zaman kendisini daha fazla kanıtlamak zorunda hissettiğini ifade ederek, “Aynı sözler bir erkek tarafından söylendiğinde daha fazla karşılık bulduğu anlar oldu” dedi.

En büyük teşekkür

Yoğun geçen günlerin içinde onları ayakta tutan ise küçük ama anlamı büyük teşekkürler oldu.

Karabacak, başarılı bir organizasyonun ardından yöneticisinden duyduğu “İyi ki bu süreci sen yönettin” sözlerini unutamadığını söyledi.

Baştürk için en anlamlı teşekkür çocuğunun söylediği “Anne, iyi ki varsın” cümlesi oldu.

Öztürk ise emeğinin karşılığını kızının eğitimini sürdürebilmesinde gördüğünü ifade etti.

Karakuş da ailesinin kendisine söylediği “Seninle gurur duyuyoruz” sözlerinin bütün yorgunluğunu unutturduğunu dile getirdi.

Dört kadın aynı günü yaşadı. Aynı yükü farklı isimlerle taşıdı. Biri toprağa emek verdi, biri kurumsal hayatın temposuna yetişti, biri evini ayakta tuttu, biri ise eğitimini sürdürürken çalışmaya devam etti.

Gün bitti. Çizmeler kapının önüne bırakıldı, bilgisayar kapatıldı, mutfağın ışığı söndü, ders notları masaya bırakıldı. Ancak ertesi günün planı çoktan zihinlerinde yerini aldı. Onların hikâyesi, farklı alanlarda sürdürülen emeğin ve sorumlulukların günün sonunda sona ermediğini gösteriyor.

Etiket: Betül Karabacakçalışmaçalışma hayatıElif BaştürkEsma Betül Karakuşişkadınmelek öztürkMeral Öztürk
Önceki Gönderi

Öykünün Yarım Asırlık Canlı Tanığı: Adnan Özyalçıner

Sonraki Gönderi

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi TRT Geleceğin İletişimcileri’nde Finalde

Sonraki Gönderi
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi TRT Geleceğin İletişimcileri’nde Finalde

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi TRT Geleceğin İletişimcileri’nde Finalde

HABER KATEGORİLERİ

  • Bilim
  • Eğitim
  • English
  • Foto Galeri
  • Genel
  • İletim
  • İstanbul
  • İstanbul Üniversitesi
  • İÜ İletişim Fakültesi
  • İÜWEBTV
  • Köşe Yazıları
  • Kültür-Sanat
  • Manset Haber
  • Manset Yani
  • Sağlık
  • Spor
  • Teknoloji
  • Yaşam

ÖNE ÇIKAN KONULAR

asil beray epçeli basketbol berk balcı bulut tümerdem deprem Ece Özdemir ece özdemir edebiyat fakültesi emir uygur futbol hatun boztepe taşkıran iletim iletim gazetesi iletişim iletişim fakültesi atölyeleri istanbul istanbul üniversitesi istanbul üniversitesi iletişim fakültesi iü iletişim fakültesi iüwebtv Kübra Mısıroğlu kültür sanat medya melek öztürk Merve Arkan merve kutan mesut aytekin Muhammed Aktı Nazlı Aygen osman bülent zülfikar prof. dr. ergün yolcu Prof. Dr. Mahmut Ak sanat sağlık sena sandıkçı sergi sinema sosyal medya spor teknoloji TRT yapay zeka ömer iğrek özgür recep kocaoğlu İletişim Fakültesi

Son Haberler

  • İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi TRT Geleceğin İletişimcileri’nde Finalde
  • Hayatı Omuzlayan, Aynı Göğün Kadınları 
  • Öykünün Yarım Asırlık Canlı Tanığı: Adnan Özyalçıner

Kategoriler

  • Bilim
  • Eğitim
  • English
  • Foto Galeri
  • Genel
  • İletim
  • İstanbul
  • İstanbul Üniversitesi
  • İÜ İletişim Fakültesi
  • İÜWEBTV
  • Köşe Yazıları
  • Kültür-Sanat
  • Manset Haber
  • Manset Yani
  • Sağlık
  • Spor
  • Teknoloji
  • Yaşam
  • İletim Arşiv
  • Künye
  • İletişim

İstanbul Üniversitesi İletşim Fakültesi İletim Gazetesi / © 2022

Tekrar Hoşgeldiniz!

Aşağıdaki hesabınıza giriş yapınız

Şifreni mi unuttun?

Lütfen Şifrenizi Alınız

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi giriniz.

Giriş Yapmak
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle

İstanbul Üniversitesi İletşim Fakültesi İletim Gazetesi / © 2022